Türkiye'nin 2023'te hedeflediği 500 milyar dolar ihracat rakamına ulaşması için en güvendiği güç Türk insanının müteşebbis gücü. 18-19 Kasım tarihlerinde dünyanın dört bir yanından İstanbul'da bir araya gelen 2200 Türk girişimcisine de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'da, zirveyi ziyaret eden bakanlar da aynı mesajı verdi: ''Yurt dışındaki Türkler bu hedefe ulaşmada çok önemli.'' Yaklaşık 10 yıldır ABD'ye Başbakan veya Ekonomiden Sorumlu Bakanlar gelen işadamı heyetlerini takip ediyorum. Sayın Kürşad Tüzmen ve Sayın Zafer Çağlayan döneminde gelen heyetleri de yakından takip etme imkanım oldu. Türkiye, 500 milyar dolar ihracat hedefini yakalaması için mutlaka ABD'ye olan ihracatını arttırmak zorunda. Peki bu gelen heyetlerin ikili temasları ile mümkün mü? Son 10 yılda edindiğim tercübe doğrultusunda diyebilirim ki, Türkiye'den yılda 30 tane heyet de ABD'yi ziyaret etse, biz ihracatta arzuladığımız rakamlara ulaşamayacağız. ABD pazarı uzaktan kumanda ile Türkiye'den idare edilemiyor. Mutlaka pazarı bilen, havayı teneffüs eden birilerine ihtiyaç var.
Bu yazıyı ihracatı arttırmak için tüm dünyayı işadamları ile gezen Sayın Bakan Zafer Çağlayan'a ithaf etmemdeki gerekçe de, artık ABD için farklı bir stratejinin devreye alınmasının gerekliliği.
Peki nasıl bir strateji uygulanacak?
Tüm resmi makamlarım da bildiği üzere, 2010/2011 akademik yılı verilerine göre Türkiye, ABD'ye en fazla öğrenci gönderen 10'ncu ülke. 12,184 Türk öğrenci ABD'de eğitime devam ediyor. 10 yıl öncesine göre yüzde 12'lik bir artış söz konusu.
Amerikan İstatistik Bürosu'nun 2010 yılında yaptığı ankete göre de ABD'de sayısı 130,307 olan 25 yaş üstü Türk nüfusunun ise yüzde 69.9 gibi yüksek bir oranı master, doktora, lisans ve yüksek okul diplomalı. Toplam 27 bin Türk üniversite veya yüksek lisans eğitimi görüyor.
Yani Türkiye'den gidenler ve ABD'de doğup üniversite ve yüksek lisans eğitimi alan Türk öğrencilerin sayısı 35-40 bin arası.
Türkiye'den okumaya gelen öğrencilerin büyük çoğunluğu okul sonrası Türkiye'ye dönmeden şanslarını ABD'de değerlendirmek isteyenlerden oluşuyor. OPT adı verilen bir izinle belli bir süre iş bulmalarına imkan veriliyor. Eğer iş bulamazlarsa ülkelerine dönmeleri gerekiyor.
İşte Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı'nın bu aşamada devreye girmesi Türkiye'nin ABD'ye olan ticaretini artırmada büyük önem taşıyor.
İş hayatına atılmak isteyen bu girişimcilere sağlanacak cüzzi krediler ile bu genç nüfusun ABD'de işveren olması mümkün. 50-100 bin dolar arasında değişen bir sermaye desteği ve kurulacak iş için yapılacak alımların Türkiye'den yapılması zorunluluğu ile ciddi bir ticari ivme yakalanabilir. ABD'de kendi işini kurmak isteyen, yıllarda iş deneyimine sahip olan ancak banka kredisi bulmakta zorluk çeken girişimcilere Türkiye sahip çıkarsa, bunun semeresini almakta gecikmez.
Türkiye'den ABD'ye gelen ve turistik geziden öte bir anlam taşımayan heyet ziyaretlerini ticari kazanca dönüştürmenin yolu, Hükümetin ABD'deki yerleşik girişimcileri desteklemesinden geçiyor. Vakıfbank bunu kendi ölçülerinde çok iyi başarıyor. Türk girişimcisine kredi desteği vererek büyümesini sağlıyor. Ancak bu konuda yanlız. Vakıfbank gibi burada Halkbank ve Ziraat Bankası'nın da faaliyetlerini ticari kredilere yönlendirmesi, özel bankaların da ABD'de şube açmasının özendirilmesi gerekiyor. İş Bankası ve işadamı Erol Aksoy'un sahip olduğu Park Avenue Bank'ın New York şubelerini kapattıktan sonra tamamı özel sektöre ait bir Türk bankası Amerika yolunu aşındırmadı.
Türkiye'nin dünya ölçeğindeki bankalar olan Akbank, Garanti ve Yapı Kredi, dünyanın finans merkezi New York'ta Türk girişimcileri desteklemek için de var olmalı.
ABD'de proje finansmanı yöntemi ile desteklenecek 1000 Türk girişimcisi, Türkiye'nin ABD'ye olan ihracatının kısa sürede 10 milyar dolara ulaştırmayı başarır. Eminim halen Türkiye'nin ABD'ye olan 2.5 milyar dolar seviyesindeki ihracatın büyük kısmını yine ABD'de şirketi olan Türk girişimciler tarafından gerçekleştiriliyor. Yani New York'a gönderilen malı, yine New York'ta bir Türk gümrükten alıp pazarda satışa sunuyor.
Türkiye ihracat stratejisinde Avrupa'da, Afrika'da, Orta Doğu'da farklı metodlar uygulayabilir. Ancak ABD'de girişimci ruha sahip sayıları 50 bine yaklaşan ciddi bir girişimci grup var. Ancak bu grubun finansal anlamda destekleri yok. ABD'de uygulanacak yöntem sadece teminat gösterene kredi verme şeklinde değil, projeye destek vermek şeklinde olmalı.
Her bir heyet ziyaretinde ortalama 1-2 milyon dolar harcandığı ve yılda da değişik bakanların nezdinde 9-10 heyet ziyareti gerçekleştirildiği düşünülürse, 1000 girişimciye minumum 50'şer bin dolarlık destek devlete iki kat fazla maliyet çıkarsa da, dönüşü çok daha fazla olacaktır.
Bu yolla hem bu girişimcilerin yasal statülerinin çözülmesine yardımcı olunur, hem de Türk diasporasında ekonomik gücü olan yeni bir sınıfın doğmasına vesile olunur.
23 Kasım 2011
Cemil Ozyurt'u twitter'dan takip etmek için










