18 Mayıs 2012

 


Türk Dönerine Lisans Alındı

 

Altı yıllık bir çalışmanın ardından D-DAS şirket tarafından Türk dönerinin lisansı tescillendi. 4 Nisan tarihinde Romanya'da da tescil edilerek resmileşti. Türk dönerinin daha temiz şartlarda ve doğru içeriğiyle üretilerek ve dağıtılarak korunmasını amaçladıklarını söyleyen D-DAS Türk Döner yetkilisi Kemal Uzunoğlu, ''İlk adım olarak Romanya'da bir üniversitesi ile anlaştık. Buna göre, Romanya'da önümüzdeki eğitim yılından itibaren USAB Üniversitesi'nde Türk dönerinin eğitimi yapılacak,'' diye konuştu

 

Uzunoğlu, şu an itibariyle TOBB, Tarım Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı ile yakın temasları olduğunu, bu kurumları yakın zamanda Romanya'ya tekrar davet edileceği söyledi. Uzunoğlu, bu yıl içerisinde Avrupa çapında bayilik açılacağını ifade etti.  

Özbekistan’da Türk Şirketlerin Başı Dertte

Özbekistan’da yatırımı bulunan Türk firmaları şu sıralar adeta diken üzerinde. Onlarca firmaya el konulduğu öğrenildi. Firmasına el konulan şirket sahiplerinden kimileri aylarca tutuklu kaldıktan sonra sınırdışı edildi. Özbekistan cezaevlerinde 50 kadar Türk bulunurken, Türkiye’ye dönen şirket sahipleri, can güvenlikleri olmadığı gerekçesi ile bir daha Özbekistan’a gidemediklerini söyledi.


 


Özbekistan’da benzer durum içinde olan firma sayısı 60 olarak ifade ediliyor. Artvinli Vahit Güneş ve kardeşleri Türkiye’deki yatırımlarından sonra 2003’te Özbekistan’da da yatırım yapmaya başladı. 7-8 yıl içinde Özbekistan’daki işlerini önemli bir noktaya taşıyan Vahit Güneş’in başında bulunduğu Turkuaz Grup, bu ülkede 4 AVM açtı, bin 200 kişi çalıştırdı, çeşitli alanlarda 18 ayrı şirket kurdu.

Özbekistan’da 9 aya yakın tek bir hücrede tutulması olayını “Özbekistan’da cehennemi yaşadım” sözleri ile dile getiren Güneş yaşadıklarını şöyle ifade etti: “2 Mart 2011 günü, saat 10.30 sıralarında AVM’de bulunduğum sırada 300 kadar silahlı- maskeli kişi AVM’nin etrafını sardı. Bir anda neye uğradığımızı şaşırdık./_np/6743/16336743.jpg Beni ofisimde tuttular. Başımda 50 kadar silahlı kişi bulunuyordu. 7-8 gün beni ofiste tuttular.

Ben içerde ofiste tutulduğum sırda AVM’yi yağmaladılar. AVM’nin kapısına getirilen kamyonlarla yağmalama yapıldı. Tutuklanmam için bir kılıf uydurduktan sonra cezaevine konuldum. 9 aya yakın tek başıma bir hücrede tutuldum. O kadar acı şeyler yaşadım ki… En son kardeşim 700 bin dolar fidye ödeyerek çıkabildim.

Özbekistan’daki 4 AVM’miz, 18 şirketimiz gitti. Zararımız en az 50 milyon dolar. Bin 200 çalışanımız vardı bütün hepsini kaybettik. Mal varlığımız gittiği gibi canımız da gidiyordu. Cezaevinde sahip olduğum eşyaları, cep telefonumu bile alamadan Özbekistan’dan çıktım. O ülkede onca malvarlığım olmasına ceketimi alıp çıkabildim.”

Vahit Güneş, kendilerine yönelik suçlamaların el koyma gerekçelerinin, 'vergi kaçırma ve dini yayın bulundurma' şeklinde ifade edildiğini söyleyerek “Bize yönelik operasyon için bahane aradılar. Grubumuza ait şirketlerin tümünde yapılan incelemelerde suç unsuruna rastlanmadı. Sadece gümrük antreposunda ve depolarda 60 bin dolar değerindeki malın evraksız olduğunu iddia etiler” şekline konuştu.

Vahit Güneş şimdilerde el konulan malvarlığını kurtarmak için Tahkim Davası açmaya hazırlanıyor.

Sayaçları neden pahalı sattınız cezası

Federal Group bünyesindeki Federal Elektrik yöneticisi Asım Kayan da, geçtiğimiz yıl tutuklu kalan bir diğer isim. 365 gün boyunca tutuklu kaldığını söyleyen Kayan “Federal Elektrik olarak Özbekistan Devleti ile ortak bir şirket kurduk. Doğalgaz sayaçlarının satışını yapıyorduk.

Türkiye’ye gelmek üzere olduğum sırada havaalanında alındım. 365 gün boyunca tutuklu kaldım. Suçlamada gerekçe gaz sayaçlarını pahalı sattığımız yönünde oldu. Tabi bu bir bahane. Oraya yatırım için ciddi hazırlıklar yaptık. Federal Elektrik olarak 20-25 milyon dolar zararımız oluştu. Ben tutuklu olduğum süreçte, diğer çalışanlarımız da dönmek durumunda kaldı. Şirket kapalı durumda” bilgisini verdi.

300 dolarlık fiş için fabrikaya el konuldu

Özbekistan’da 120 kişinin çalıştığı tekstil atölyesi ve satış mağazası bulunan Levent Karabayır ise yaşadıklarını şöyle anlattı: “2006 yılında 200 bin dolarlık bir yatırım yaptık. Tekstil ürünleri üretiyorduk. Bir yanda da ürünleri mağazada satıyorduk. Benim Türkiye’de bulunduğum 15 Aralık 2010 günü önce mağazaya gelmişler, daha sonra fabrikaya gitmişler. Gerekçe ise mağazada fiş kesilmemesi…

Fiş kesilmeyen ürün tutarı ise toplasanız 300 dolar değil. Tabi fiş olayı bahane… Bize orada yüklü bir ceza kesildi. Cezayı ödedim. Benim Özbekistan’a girişim yasaklandı. Mağazayı kapattık. Oradaki bazı dostlar aracılığı ile kurtulduk. Ama orada başımıza neler geldi bir biz biliyoruz. Fabrikamın başında ise Özbek bir müdür bulunuyor. Fabrikamı onlar işletiyor. Gidemediğim için fabrikamı da alamıyorum. El koyma olayları 2010’un sonunda başladı. En son dün (önceki gün) 4 firmaya daha el konulmuş” bilgisini verdi.

Müşteri bulunsa satıp gelecekler

Kimi şirket sahipleri ise adlarının yazılmasını istemiyor. Gerekçe ise halen Özbekistan’da tutuklu personellerinin bulunması ve işyerlerinin bulunması… Adının yazılmasını istemeyen bir şirket sahibi iki personelinin 1.5 yıldan bu yana tutuklu odlunu ifade etti.

“Biz ne yaptık da bütün bunlar başımıza geldi” diyen aynı kaynak: “Ekonomik olarak çöktüm. Özbekistan’daki üretim yerimiz durma noktasında. Tutuklu çalışanlarımın ailelerin bakmak durumundayım. Ben kendim de Özbekistan’a gidemiyorum. Malımızı canımızı nasıl kurtaracağız bilmiyorum. Burada da borç içindeyim. Ve üstelik damgalanmak ayrı bir zulüm… Şuan Özbekistan’dan bir çok firma malını satıp gelmek istiyor. Ancak müşteri bulamıyor.” Dedi.

Ceketimi bile alamadın çıktım

Bir başka firma sahibi ise şunları söyledi: “Orada tutuklu olan personelim var; onları kurtarmaya çalışıyoruz. Size şu kadarını söyleyeyim. Orada ceketimi bile alamadın çıktım. Eşyalarım dahi orada. Ki biz 'Özbekistan’ın Koç’u olarak anılıyorduk. Şimdi burada garibanları oynuyoruz. Üstelik Türkiye’de aldığımız malların da borçları da sırtımıza bindi. El konulan mallarımızı kurtarmamız uzak bir ihtimal…”
(Dinçer Gökçe, Hürriyet)

Muhtar Kent’in Yeni Coca Cola’sı

 

Amerika'nın dünyaca ünlü Fortune Dergisi, 21 Mayıs'ta piyasada çıkacak yeni sayısında ''Muhtar Kent'in Yeni Kolası'' başlığı altında dört yıldır Coca Cola'nın CEO'luğunu yürüten Muhtar Kent'in hikayesine geniş yer ayırdı. Fortune muhabiri ile seyahat eden ve Coca Cola'daki serüvenini anlatan Kent, Coca Cola hisselerine son dört yılda yüzde 48 değer kazandırdı. Aynı süre zarfında New York Borsası'ndaki S&P listesinde yer alan şirketler ortalama yüzde 10 değerlenirken, Coca Cola'nın en büyük rakibi Pepsi ise hisselerinde sadece yüzde 5'lik artış gördü

 
 
Haberde, babası diplomat olduğu için Tayland, Hindistan ve İran'da büyüyen ve halen 200'den fazla ülkede faaliyet gösteren Coca Cola'yı yöneten Kent için, ''Bir kez ziyaret ettiği yeri bir kez daha ziyaret etmesi oldukça az rastlanır bir şey,'' diye yazıldı.
 
Coca Cola'nın Çin'deki 42. tesisini açan Kent, markanın Çin'in en büyük pazarları olacağını söyledi
 
Çin'deki kola satışları Meksika ve ABD'yi geçerek birinci sıraya yükselirken, pek çok yatırımcının Muhtar Kent'le birlikte şirketin yanlış yönetim metodundan kurtulduğuna vurgu yapıldı
 
Temmuz 2008'de göreve başlayan Kent, üst düzey yöneticilerin yüzde 70'ini değiştirdi. Yeni takım şirketin yükselişinde önemli rol oynarken, enerji içeceği Monster Beverage'i almaya uğraşırken, geçtiğimiz yıllarda 4.1 milyar dolara vitaminli içecek markası Glaceau'yu aldı. Kuzey Amerika'da şişeleme tesislerine 12.3 milyar dolar yatırarak Coca Cola bünyesine katan Kent, cirosunu geçen yıl 46.5 milyar dolara, net karını da yüzde 20 artışla 10.1 milyar dolara çıkarmayı başardı. Kent yönetiminde Coca Cola hisseleri yüzde 48 değer kazanırken, S&P listesinde yer alan şirketler ortalama yüzde 10 değerlendi. Coca Cola'nın en büyük rakibi Pepsi ise sadece yüzde 5 değer kazandı
 
ABD'de gazlı içecek alanında normal Coca Cola bir numaradayken, Diet Cola, Pepsi'yi geçerek genel pazarda ikinci sıraya yükseldi. 15 milyar dolarlık marka yaratan Coca Cola, aralarında Sprite, Fanta, Minute Maid, Powerade, Dasani gibi markaları barındırıyor
 
PepsiCo yatırımcıları şirketin CEO'su Indra Nooyi'nin performansını eleştirirken, Coca Cola hissedarları Kent'in performansından oldukça memnun.
 
Allen & Co yatırım firmasının CEO'su Herbert Allen, Kent'in Coca Cola'nın son 25 yılda sahip olduğu en iyi CEO olduğuna vurgu yapıyor
 
2020 yılında Coca Cola'nın hacmini iki katına çıkarmayı hedefleyen Kent, bu yılki satışların 48 milyar dolara ulaşması bekleniyor
 
146 bin çalışanın şirketin sahibi olduğu düşüncesini yaymaya çalıştıklarını söyleyen Kent, şirketin yöneticileri cep telefonlarını kişisel kulanmaları halinde aylık 15 dolar ödüyor. Buna Kent'in kendisi de dahil
 
Kent'e göre Coca Cola'nın aynı zamanda ABD'nin en önemli problemi nakite duyulan değerin az olması. Kişisel ve kurumsal olarak gereğinde fazla harcama yapıldığını söyleyen Kent, cebinde ne kadar nakiti olduğunu soran muhabire 181 doları olduğunu açıkladı
 
Kent, Coca Cola'nın hisse değerlerine hafta bir bakıyor
 
Kent'in 1978 yılında başlayan Coca Cola ile birlikteliğinin tarihçesine de yer verilen haberde, 32 yaşında Türkiye Coca Cola'yı yönettiği, Orta Avrupa 28 ayda 22 fabrika yaptığına dikkat çekiliyor
 
1997 yılında Coca Cola'dan ayrılarak Efes İçecek Grubu'nun başına geçen Kent, 2004 yılına kadar eski patronu Isdell'den teklif alana kadar Efes'te kaldı. 2005 yılında Kuzey Asya, Eurasia ve Orta Doğu'dan sorumlu olarak Coca Cola'ya geri döndü

Türkiye'yi Nasıl Markalaştırabiliriz?


Gizem Şalcıgil White (Washington, DC) - ABD’nin efsanevi TV sunucusu Oprah Winfrey, Türkiye’de yaşayanlardan hikayelerini kendisine ve izleyenlerine aktarması için yeni bir kampanya başlattı. Oprah, Türk toplumunun gelenek ve göreneklerini, yaşam biçimini ve Amerikalı ailelerden farklı olarak nasıl bir hayat sürdüklerini birebir dinlemeyi ve sonrasında da seçilecek bir aileyi programında konuk etmek istiyor. Bakalım Oprah’a Türk toplumunun hikayesini anlatmak için milyonlarca izleyicinin karşısına çıkıp bu tarihi anı değerlendirme şansına kim sahip olabilecek? Ama ondan daha da önemlisi, Türkiye’yi ve toplumunu tanımaya yönelik bu ilgi nereden kaynaklanıyor, devamı gelebilir mi?

Internet Teknolojisinin Satın Alma Alışkanlıklarına Etkisi

Emre Çınar - Mobil teknolojilerinin yeni ivme kazandığı yıllardayız. Henüz tam anlamı ile oturmayan bu teknolojinin yükselişine şahit olmak bir yandan heyecan yaratırken, bir yandan da keşke biraz daha geç doğmuş olsaydım dedirtiyor. Allah'tan alışkınız, seksendört kuşağı hep iki arada bir derede kalmıştır. Mobil teknolojinin bu ivmesi ile birlikte kullanıcıların da büyük değişimler yaşadığını deneyimliyoruz. Peki bu değişimler kullanıcıların satın alma/tüketme alışkanlıklarını nasıl değiştiriyor?

Avustralya Hükümeti Türkçe'yi Ulusal Müfredata Almayı Kabul Etti

Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ve Avustralya’daki Türk sivil toplum kuruluşlarının aylar süren çalışması sonucu Avustralya Hükümeti Türkçe’yi ulusal müfredata almayı kabul etti.  Avustralya’da daha önce eyaletlerin sorumluluğunda olan eğitim-öğretim müfredatının tek bir çatı altında toplanarak 2008 yılında ‘Ulusal Müfredat’ için çalışmalara başlanmış ve bu çalışmada göçmenlerin kendi anadillerini öğrenebilmelerinin sağlanması için bazı dillerin ulusal müfredata alınmasına rağmen yabancı diller kategorisinde Türkçe’ye yer verilmemişti.

Dayton Belediyesi’nden Ahıska Türklerine Bina Jesti

Turk Avenue - Ohio eyaletinin Dayton şehrindeki Bomberger Center, Ahıska Türkleri Toplum Merkezi olarak hizmet verecek. 22,000 sq foot kullanım alanına sahip bina, eğitim, rekraasyon, ve sosyal hizmetleri gibi çok amaçlı toplum merkezi olarak kullanılacak. Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı'nın da desteklediği proje, bölgede yaşayan Ahıska Türkleri tarafından yürütülüyor. Merkezde İnglizce dersleri ve vatandaşlık sınıfları da hizmet verecek. Kar amacı gütmeyen Ahıska Türkleri Toplum Merkezi, ağırlıklı olarak bölgeye 2005 yılından itibaren yerleşmeye başlayan 350 Ahıskalı aileye hitap edecek.


 


Anlaşma uyarınca Ahıska Türk Amerikan Toplum Merkezi, 831 bin dolar fiyat üzerinden binaya sahip olacak. Eğer merkez 10 yıl boyunca işletilir ve binanın ihtiyaçları karşılanırsa her hangi bir ücret talep edilmeyecek. Merkezin topluma hizmet etmesi esas alınacak.

Ahıska Türkleri, binada kısa vadeli yenileme çalışmaları için Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan 45 bin dolar sağlarken, bir 50 bin dolarlık harcama daha yapmayı planlıyor. Projeyi New York Din İşleri Ataşesi Süleyman Duman yakından takip ediyor. Merkezin işlemleri için sık sık Dayton'a giden Duman, binanın Ahıska Türkleri'ne hizmet edeceği garantisini de Dayton belediye yetkililerine iletti. Ahıska Türkleri'nin önümüzdeki günlerde binaya taşınması bekleniyor.


Dayton, özellikle göçmen toplulukları için başlattığı Welcome Dayton programı ile ABD'ye göç eden göçmenlerin sağlıklı bir ortamda yaşamasına imkan sağlıyor.

Dayton Belediye Başkan Gary Leitzell, Bomberger Center'in kullanımının Ahıska Türklerine verilmesini destediklerini ve bölgenin değişimine katkı sağlayacağını söyledi.

Chicago Başkonsolosu Fatih Yıldız da, merkezin sadece Dayton'da yaşayan Ahıska Türkleri için değil ABD genelindeki Ahıskalılar için bir merkez olacağını söyledi. Yıldız, Ahıska Türklerinin dürüstlüğüne ve çalışkanlığına inandıklarını kaydederken, merkezin kısa sürede birlikteliğin ve uyumun sembolü olacağını ifade etti. 


Ahıska Türk Amerikan Toplum Merkezi Başkanı Islom Shakhbandarov, Dayton ekonomisine ve kültürel hayatına verecekleri hizmet ile kendilerine sağlanan bu imkanın karşılığını vereceklerini söyledi. Bina Dayton belediyesinin koruması altında olacak. (Dayton Business Journal)

Meme Kanseri Tedavisinde Olumlu Gelişme

Meme kanseri tedavisinde bazı olumlu gelişmeler kaydedildi. Maryland eyaletinin Baltimore kentindeki Johns Hopkins Üniversitesi Kanser Merkezi’nden uzmanlar kanserle mücadele eden bir ilacı doğrudan meme tümörüne zerketmeyi başardı. İlk sonuçlar bu tedavi yönteminin sadece tümörü öldürmekle kalmadığını, aynı zamanda hastayı ameliyattan ve ciddi yan etkileri olan diğer tedavi yöntemlerinden de kurtardığını gösteriyor.

Güney Afrikalı Maden Milyoneri ODTÜ Mezunları

Güntay Şimşek - Habertürk - Güney Afrika’da 3 Türk’ün böylesine ilginç bir gelişmeye imza attığını birisinden duymuş olsaydım, inanmazdım. Ama geçen hafta gidip gözlerimle görünce durum değişti. Alt orta sınıf aileden gelen ODTÜ mezunu 3 genç mühendisin sıfırdan başlayıp kısa sürede Güney Afrika’da 300 milyon dolar ciro yapan bir şirketle karşımıza çıkmaları ancak yerin altında maden bulmakla açıklanabilir.



Zaten onlar da madeni önce Güney Afrika’da bulmuş, sonra Türkiye’deki yatırımlarıyla 2011’de isimlerinin baş harflerinden oluşan VTG Holding’i kurmuşlar. Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Kantarcıgil (1976) Türkiye’de holdingin başında durup Güney Afrika ve Kolombiya’daki yatırımları yakından takip ederken, yurtiçinde de ülkemizin en büyük nikel rezervinin bulunduğu Manisa’daki Europan Nikel’den (ENK) 40 milyon dolara satın aldıkları Çaldağ Nikel Madencilik AŞ’yi 450 milyon dolar yatırımla hayata geçirmeye çalışıyor. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Vuslat Bayoğlu (1974) ve yönetim kurulu üyesi Tarık İmre (1973) ise ağırlıkla Güney Afrika’da geleceklerinin mimarı olan Johannesburg yakınlarındaki kömür sahalarının başında duruyor.

Hikâyeleri ise oldukça ilginç. Birkaç defa ortak girişimlerde bulunmuşlar, hatta ofis açmak için 8 bin dolar para bulmakta bile zorlanmışlar. Ve açamamışlar. Güney Afrika’da tekstil işine girip başaramamış ve tekrar dibe vurmuşlar. Ama madencilik alanında üçünün de çeşitli yerlerde küresel tecrübeleri oluşmuş.

Ve bir gün şanslarını bu alanda denemeye karar vermişler. Ellerindeki yaklaşık 200 bin dolarlık birikimle kömür keşif sahalar alıp sondaj çalışmalarına başlamışlar. Fakat yapılan 10 yakın sondaj hep negatif olmuş ve paralarını eritmiş. Son bir şans olarak sondaj yapan şirket sahibinin önerisiyle, keşif sahasındaki bataklıkta sondaj yapılmış. Ve aranan kömür yaklaşık 5 metrelik derinlikte bataklıkta bulunmuş ve 3 ODTÜ’lü kafadarın geleceğini değiştirecek adımın başlangıcı olmuş. Bataklıktan zirveye doğru dersek yanlış olmaz.

Yönetim Kurulu Başkanı Kantarcıgil Meksika, Dubai ve Güney Afrika’da altın ticareti ve maden alanında faaliyet gösteren şirketlerde profesyonel yöneticilik yapmış. Bayoğlu’nun Güney Afrika tecrübesi çeşitli işkollarında olmuş, son olarak kömür ticareti yaparak, kömürün değerini keşif sahalarıyla taçlandırmak için arkadaşlarıyla yola çıkmış. İmre ise Güney Afrika’da yüksek lisans yaparak başarılarına teorik katkı sağlayacak tarafı da ihmal etmemiş. Neticede üçünün de yolu ODTÜ’den sonra Güney Afrika’da kesişmiş, ancak madenciliğe başlama kararını Dubai’de almış, eşzamanlı olarak Türkiye ve G.Afrika’da 2006’da şirket kurmuşlar. İlk işleri de kömür ticareti olmuş. VTG Holding, Afrika’da, Hakkano Colliery ve Schoongezicht isimli kömür madenlerinde üretim yapıyor, 5 sahada ise arama faaliyetini sürdürüyor. Yıllık 2 milyon ton kömür üretimi gerçekleştiren şirket, üretiminin yüzde 70’ini G.Afrika’dan Türkiye, İngiltere, Fransa, Hindistan, Pakistan ile Doğu Afrika ülkelerine ihraç ediyor.

Hakkano Colliery kömür madeninde yıllık 1 milyon ton 6 bin-6 bin 300 kcal/kg kömür üretiliyor ve toplam rezervi 9.6 milyon ton. Diğer kömür madeninde ise yıllık 1 milyon ton üretim yapılırken, onun toplam rezervi ise 8 milyon ton. Fakat asıl önemlisi, 3 genç mühendisin yurtdışında bu işi yapabilme becerisini göstermekle kalmayıp sürekli geleceği hedeflemeleri. Çünkü G.Afrika’da diğer 5 saha içinde yer alan Old Largo’da ise bu yıl içinde üretime başlamayı planlıyorlar. Başta Türkiye olmak üzere dünyanın çeşitli noktalarında faaliyet göstermek için hedefleri var. VTG Holding’in Güney Afrika’daki tesisi ise ülkenin yıllık 320 milyon ton civarındaki kömür üretiminde yüzde 1.5 paya sahip.

G. AFRİKA'DA 10 YILLIK REZERV
G.Afrika’daki rezervi 10 yıl daha üretime yeterli olan VTG, kömür ihracatını artırmak üzere, Maputo Limanı’nda yıllık 1 milyon ton, Richards Bay Kömür Terminali’nde 175 bin ton ve Richards Bay Limanı’nda 200 bin ton olan stok alanını şirket alarak artırmayı planlıyor.

GÜVENLİK İÇİN AYLIK DENETİM YAPTIRIYOR
G.Afrika, önemli madencilik ülkeleri olan ABD, Avustralya ve Kanada gibi maden sektörü üzerinde son derece gelişmiş bir denetim mekanizmasına sahip olması sebebiyle VTG de çalıştırdığı madenlerde, keşif hakları, maden ruhsatları nedeniyle oluşacak sağlık, güvenlik ve çevre riskleri konusunda aylık denetim yapan bağımsız firma ve danışmanlarla çalışıyor. Ayrıca istihdam ettiği işyeri doktorları, çevre mühendisleri ve maden güvenliği uzmanları da var.

G. AFRİKA'DAKİ OPERASYONLARINI BÜYÜTECEK
VTG, ülkedeki 2 milyon ton olan üretim kapasitesini 2012 yılı içerisinde 6 milyon tona yükseltecek. Üretimin yanı sıra, ülkedeki kömür ihracat hacmini de büyütmek isteyen şirket, bu kapsamda liman ve terminallerdeki stok alanı kapasitesini şirket satın alarak artıracak. VTG Holding öte yandan, 2012 yılı içerisinde Güney Afrika’da yeni bir kömür yıkama tesisini devreye sokacak.

Belçika'da Türklere ''Geri Dönün'' Broşürü

Belçika'nın ırkçı Flaman Menfaati partisinin Gent kentindeki Türk mahallesinde ''geri dönün'' broşürleri dağıtma girişimi sonuçsuz kaldı. Türk ve İslam düşmanlığı üzerinden kampanyalar yürüten ırkçı partiden milletvekilleri Johan Deckmyn ve Tanguy Veys ile bazı belediye meclis üyeleri, "Emirdağ'ın sana ihtiyacı var" kampanyası çerçevesinde hazırladıkları ''geri dönün'' broşürlerini, Gent'te Türklerin yoğun yaşadığı Sleepstraat'ta dağıtmaya kalkıştı.

Sayfa 1 / 199

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »