ABD\'de İstihdam Beklenden Daha Çok Arttı

ABD’de tarım dışı istihdam, Ocak ayında 243 bin arttı. ABD Çalışma Bakanlığının verilerine göre, ülkede tarım dışı istihdam geçen ay 243 bin artarak, geçen yıl Nisan ayından bu yana en yüksek artışını gösterdi. Ekonomistler, söz konusu ayda tarım dışı istihdamın 150 bin artmasını bekliyorlardı.


 


Ülkede işsizlik oranı ise geçen ay yüzde 8,5’den yüzde 8,3’e gerileyerek, 2009 yılı Şubat ayından bu yana en düşük seviyeyi gördü. Analistler, işsizlik oranının Ocak ayında yüzde 8,5 olacağını öngörüyordu.

ABD’de son üç ayda her ay ortalama 201 bin kişiye tarım dışı istihdam yaratıldı.

Geçen yılın tamamında ekonomide 1,6 milyon kişiye istihdam yaratıldı. Bu rakam, 2010 yılında 940 bindi. Ekonomistler, bu yıl 2,1 milyon kişiye istihdam yaratılacağı tahmininde bulunuyor.

ABD Başkanı Barack Obama, Ocak 2009’da göreve geldiğinde işsizlik oranı yüzde 7,8 seviyesinde bulunuyordu. AA

Trump Destekleyeceği Adayı Seçti

 

Gayrimenkul zengini Donald Trump her zamanki gibi güçlünün yanında yer alarak Cumhuriyetçi Parti başkan adaylarından eski Temsilciler Meclisi Başkanı Newt Gingrich'i değil, Mitt Romney'i desteklediğini açıkladı. Trump'ın "samimi bir ilişki" kurduğu Gingrich'i desteklemesi bekleniyordu.

 

 

Nisan ayında Romney için "küçük bir adamı" diyen Trump, zamanla eski Massachusetts Valisi hakkındaki fikirlerini değiştirmiş.
 
Gingrich'in de "mükemmel bir kişi" olduğunu belirten Trump, "Fakat Mitt sıkı biri. Zeki… Bu ülkeye kötü şeyler olmasına engel olacak biri." dedi.
 
Las Vegas'ta dün kameraların karşısına geçen ikili el ele poz da verdi. Romney teşekkür konuşmasında, "Hayatınızda bazı şeylerin gerçekleşmesini hayal bile edemezsiniz. Bu onlardan biri" dedi
 
Gingrich, karşılaştığı sürprizi ise bir espriyle geçiştirmeyi başardı. Kendisi de Las Vegas'ta bulunan Gingrich, "Trump'ın sahip olduğu halk desteğine şaşırdığını" söyledi
 
Geçtiğimiz ay Pew Araştırma Merkezi tarafından yapılan bir çalışma Cumhuriyetçilerin %20'sinin Trump'ın onay verdiği bir adaya oy vermekten vazgeçebileceğini göstermişti. %13'ü ise Trump'ın desteklediği birine oy verebileeğini belirtmişti. %64'ü ise kararlarında herhangi bir değişiklik olmadığını vurgulamıştı. (USA Sabah)

Büyükelçi Tan, Yahoo Newse Konuştu: Erdoğan da Başkanı Seviyor

Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Namık Tan, ABD Başkanı Barack Obama’nın, geçtiğimiz haftalarda Başbakan Recep Tayip Erdoğan hakkında söylediği samimi açıklamaların tek nedeninin "güven" olduğunu söyleyerek, Başbakan Erdoğan’ın, Obama’nın sözlerinin doğruluğunu kanıtladığını ifade etti.


 


Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Barack Obama, aybaşında Time Dergisi muhabiri Fareed Zakaria’ya verdiği röportajda dünya liderleri arasında en iyi anlaştığı beş lider arasında Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ı da saymıştı. Obama, "Eğer onlara -Almanya Başbakanı Angela Merkel, Hindistan Başbakanı Manmohan Singh, Güney Kore lideri Lee Myung-bak, İngiltere Başbakanı David Cameron ve Türkiye Başbakanı Recey Tayip Erdoğan- sorarsanız, bana karşı güçlü bir güven duyduklarını söyleyeceklerini
düşünüyorum" demişti.

Başkan Obama’nın tüm dünyada geniş yankı bulan bu sözlerine Türkiye’nin ABD Büyükelçisi Namık Tan’dan ilginç bir yorum geldi. Yahoo News’e bir röportaj veren Namık Tan, Obama’nın Erdoğan’ı ’en iyi ilişki kurduğu liderler arasında’ sayması ile ilgili olarak, "Başkan Obama, Erdoğan’ı takdir ediyor çünkü o dürüst ve sözüne güvenilir biri" dedi.

"BAŞKA BİR ÜLKE BU ROLÜ ÜSTLENEMEZDİ"
Namık Tan, Obama’nın bunu söylemesinin arkasında, başta Türkiye’de kurulacak NATO füze kalkanı projesi ve Arap baharında, iki müttefik ülke arasındaki olumlu işbirliği havasının etkili olduğunu vurgulayarak, "Söz konusu NATO füze radar sistemi dışında da, örneğin Türkiye Arap baharında son derece olumlu bir rol oynamıştır. Bu durumda, serbest piyasa ekonomisi ve demokrasi kültürlü, İslami gelenekten gelen ancak batılı geleneklere sahip birine ihtiyaç vardı. Başka bir ülke bu rolü üstlenemezdi" diye konuştu.

"TÜRKİYE, ABD’NİN VAZGEÇİLMEZ BİR MÜTTEFİKİ OLDUĞUNU KANITLAMIŞTIR"
Namık Tan, ABD Başkanı Obama ile Başbakan Erdoğan arasındaki benzer samimiyetin Clinton ile Davutoğlu arasında da olduğunu ifade ederek, "İki müttefik ülke arasında, dünyada yaşanan çok önemli gelişmeler karşısında karşılıklı güvene dayalı artarak devam eden bir işbirliği var. Benzer bir ilişki neredeyse her hafta buluşup konuşan ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile mevkidaşı Ahmet Davutoğlu arasında da var. Geçtiğimiz yıl yaşanan olaylar, Türkiye’nin ABD’nin vazgeçilmez bir müttefiki olduğunu kanıtlamıştır" dedi.

"İRAN’DA YAŞANAN GELİŞMELERDEN DOLAYI ENDİŞELİYİZ, TANSİYONUN DÜŞMESİNİ İSTİYORUZ"
Namık Tan, geçtiğimiz yıl boyunca Suriye, Libya ve İran’da yaşanan olayların Türkiye ile ABD’yi birbirine daha çok yaklaştırdığı yorumuna ise, "İran’da yaşanan son olaylar ve gelişmelerden dolayı endişeliyiz. Tansiyonun düşmesini istiyoruz. Türkiye İran’a bölgedeki- Irak, Suriye ve Hürmüz Boğazı- rolünün ne kadar ciddi ve olumsuz olduğunu söyledi. Suriye ve Irak’taki mezhepsel gerginlik çok zor, çok hassas ve çok kolay kontrolden çıkabilir" diye konuştu.

Namık Tan, İran’ın, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki davranışları konusunda yaptığı eleştirileri kabul etmediğini ancak nükleer görüşmeleri yeniden başlatmayı kabul ettiğini de ifade ederek, Bizim teklifimiz görüşmelerin Türkiye’de olması yönünde değildi ancak eğer görüşmeler Türkiye’de olursa ev sahibi olarak mutlu oluruz. Davutoğlu İranlılarla görüşmesinden sonra Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’a bilgi verdi. Ashton da buna tamam dedi ancak biz onlardan İran’a göndermek
için bir mektup bekliyoruz" dedi.

"IRAK’TAKİ HÜKÜMETİN TÜM SİYASİ PARTİLERE EŞİT VE ADİL OLMASINI İSTİYORUZ"
Namık Tan, ABD askerlerinin Irak’tan çekilmeye başladığı Aralık ayından beri Türkiye ile Irak arasındaki tansiyonun yükselmesiyle ilgili olarak ise, "Ortadoğu’nun istikrarı Irak’taki gelişmelerle yakından ilgili. ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesinin ardından, örnek, egemen ve demokratik bir Irak yönetimi bölgenin geri kalanı için büyük bir fırsattır. Kapsayıcı ve tüm Irak’ı temsil eden bir hükümetin sorunların üstesinden gelebileceğine inanıyoruz. Toplumun belirli kesimlerinin oy hakkını elinden almak ve siyasi partiler arasındaki dengesizlik ülkedeki istikrarı zayıflatacaktır. Türkiye’nin amacı, karşı karşıya oldukları demokratik zorlukların aşılması konusunda onlara destek vermektir. Irak’taki demokratik ortamı destekliyoruz ve hükümetten hangi etnik ve mezhepsel kökenli olursa olsun tüm siyasi partilere eşit ve adil olmasını bekliyoruz. Bu durumda Türkiye ve ABD’nin, Irak ile ekonomik, kültürel ve sosyal ilişkileri daha da artacaktır" diye konuştu.

"BAŞBAKAN’IN DA OBAMA’YI SEVDİĞİNE İNANIYORUM"
Namık Tan son olarak, Başbakan Erdoğan’ın Obama hakkındaki duygularıyla ilgili olarak ise, "Başbakan’ın da Başkan Obama’yı sevdiğine inanıyorum. Ve bildiğim kadarıyla onu (Obama’yı) içtenliği nedeniyle takdir ediyor" dedi.
 

Florida Ön Seçimlerinin Galibi Mitt Romney

Turk Avenue - Amerikan Başkanlık yarışında Cumhuriyetçi adaylar arasındaki ön seçim yarışında heyecan giderek artıyor. Mitt Romney, Florida'daki ön seçimleri açık ara farkla kazandı. Massachusetts eski Valisi Romney yüzde 46 oy aldığı ön seçimde yüzde 32 oy alan Gingrich'i geride bıraktı. Ön seçimlerde Rick Santorum üçüncü ve Ron Paul ise dördüncü oldu.

Gingrich, kampanyaya devam edeceğini açıklarken, Kongre üyesi Ron Paul Florida'daki seçimlerde ağır yara aldı. Cumhuriyetçi Parti'den başkanlık için yarışan adayın 1144 delegenin desteğini alması gerekiyor. Romney şu ana kadar yapılan ön seçimlerde 84 delege kazandı. Seçimlerde Gingrich 27, Ron Paul 10, Santorum 8 delegeye sahip.

Gingrich seçimden sonra yaptığı açıklamada 46 eyalet daha olduğunu ve sonuna kadar yarışa devam edeceğini açıkladı. Florida'da Romney, Cumhuriyetçi kayıtlı seçmenden 765,986 oy aldı. Gingrich ön seçimde 526,449 oy aldı.

4 Şubat'ta Nevada'da yarışacak adaylar, Cumhuriyetçi adayların oylarını almak için yarışacak. 7 Şubat'ta ön seçimler Colorado , Minnesota, Missouri eyaletlerinde devam edecek.




 

ABD Kongresinin Çalışmaları Eleştiriliyor

Amerika’nın mali sorunları çok ciddi; ancak bunların aşılması için Washington’daki siyasi çekişmeye son verilmesi gerekiyor. Bu da şu an için uzak bir ihtimal. Ekonomik zorlukların aşılamadığı Amerika’da Kongre‘deki siyasetçilerin uzlaşmaz tutumu Amerikalılar’ı hayrete düşürmüş durumda. Bir seçmen şöyle konuşuyor: "Demokratlarla Cumhuriyekçiler birlikte çalışmıyorlar. Birbirlerine karşı çalışıyorlar. Bu çok saçma bir durum."


Bir başka Amerikalı şunları söylüyor: “Bir şey başaramıyorlar, çünkü sürekli tartışıyorlar…” Washington’daki kilitlenmenin nedeni, Temsilciler Meclisi’ni muhalefetin; Senato’yu iktidar partisinin kontrol etmesi. Tabii Washington’daki siyasetçilerin inatlaşması küresel anlamda Amerikan mali sisteminin konumuna büyük zarar verdi. Geçen yıl Amerika borçlarını ödeyemez duruma düşmek üzereyken bile Kongre üyeleri aylarca çekişmeye devam etti.

Cumhuriyetçiler bütçe kesintilerinin arttırılmasını istiyordu. Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner sık sık şunları söyledi geçen yıl: "Amerikan yönetimine daha fazla ödenek tahsis etmek, bir kokain bağımlısına uyuşturucu vermek gibi bir şeydir." Demokratlar ise Cumhuriyetçiler’i zenginleri korumakla suçladı. Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi ve eski Meclis Başkanı Nancy Pelosi şöyle konuştu: “Kongre üyeleri Amerika’nın en yoksul öğrencileri için eğitim ödeneğini kesme konusunda ısrar ederken zenginlerden bir kuruş vergi istenmiyor.”


Demokrat Partili Başkan Barack Obama 10 yıl içinde 4 trilyon dolar tasarruf yapılmasını öngören bir plan hazırladı. Ancak müzakerelerin sonunda iktidarla muhalefet, bunun yarısı üzerine anlaşabildi. Çekişme sırasında Amerikan yönetimi borçlarını ödeyemez duruma düşmenin eşiğine gelmişti. Sonuçta, Standard and Poors kredi derecelendirme kuruluşu Amerika’nın kredi notunu kırdı.


Standard and Poor‘s şirketinden John Chambers açıklıyor: “Washington’daki siyasi tıkanıklık nedeniyle Amerikalı yetkililerin mali sistemi sağlıklı bir seyre sokamayacakları sonucuna vardık. Sebep, Washington’daki siyasi tıkanlığın aşılamamasıydı. Başkan Obama şöyle konuştu: “Siyasetteki uzlaşmaz yaklaşım nedeniyle Amerikan Kongresi hiçbir iş yapamıyor, hiçbir işten sonuç alamıyor.”


New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg şu yorumda bulundu: “Ekonomize en büyük tehdit Avrupa’daki istikrarsızlık veya Çin’in para politikası değil, siyasetçiler arasındaki partizanlık ve siyasi korkaklıktır.” Amerika’nın mali sorunları çok ciddi; ancak bunun aşılması için Washington’daki siyasi çekişmeye son verilmesi gerekiyor. Bu da şu an için uzak bir ihtimal olarak görünüyor. (Michael Bowman, Washington, DC, VoaNews)



 

Amerikalı Tüketiciler Tasarrufa Yöneldi

Amerikan ekonomisiyle ilgili rakamlar durgunluğun devam ettiğini gösterirken, Amerikalılar da harcamalarında temkinli davranıyor. Harcamalarını kısıtlayan Amerikalılar, geçen aydan buyana tasarruflarını yüzde 4 oranında arttırdı.

Amerika’da ekonominin yüzde 70’ini tüketici harcamaları oluşturuyor. Tüketici harcamaları sadece binde bir oranında artış gösterdi. Noel ve Yılbaşı döneminde bile harcamaların sınırlı kalması ekonomi için olumlu bir gelişme değil. Ancak son birkaç aylık dönemde Amerikalı çalışanların kazancında yüzde 1 oranında artış olması önemli bir gelişme sayılıyor. Bu artış son bir yıl içinde sağlanan en yüksek rakam.
Resmi rakamlara göre, çalışanlar kazançlarının bir bölümünü düzenli olarak tasarruf hesaplarına yatırıyor. Aralık ayında tasarruf oranı yüzde 4 arttı. Bu rakam Kasım ayına göre yüzde yarımlık bir artışa işaret ediyor.
Dünyanın en büyük ekonomisi olan Amerikan ekonomisi çok yavaş bir büyüme gösteriyor. 2011 yılında ekonominin büyüme oranı yüzde 1,7 oldu. Ancak Ekim-Aralık döneminde bümüye oranı hızlandı ve 2,8’e çıktı.
Amerika Merkez Bankası Federal Rezerv Dairesi yetkilileri 2012’de Amerikan ekonomisinin büyüme hızının yüzde 2,7 olacağını tahmin ediyor.

ABD, Türkiye Üssü Kurma Haberlerini Yalanladı

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD'nin Türkiye'de özel operasyon üsleri oluşturmak istediği yönündeki haberleri yalanladı. Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde yer alan iddiaya yönelik bir yalanlama da Pentagon Sözcüsü John Kirby'den geldi.


 

Kirby, ''Türkiye'de ilave Amerikan askerlerinin konuşlandırılacağına dair haberler gerçeği yansıtmıyor. Türk hükümetiyle bu yönde bir görüşmemiz olmadı'' dedi.

Türkiye'nin önemli bir NATO müttefiki olduğunu vurgulayan Kirby, ''ABD ordusu, en yakın müttefiklerimizden biri ve NATO ortağımız Türkiye'nin silahlı kuvvetleriyle yakın ilişkilerimize çok değer veriyor'' diye konuştu.

Pentagon'dan bir yetkili de AA muhabirine yaptığı açıklamada, WSJ gazetesinde çıkan haberle ilgili herhangi bir bilginin kendilerine ulaşmadığını belirterek, iddiayı yalanlamıştı. Yetkili, böyle bir üssün inşası için Türk hükümetinin izninin gerekli olduğunu kaydetmişti.


AA

Clinton Fransa Soykırım Kararına Tepkili

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Fransa Senatosunda kabul edilen Ermeni yasasıyla ilgili olarak, ‘‘Biz, ifadelerin suç sayıldığı bir yoldan asla yürümeyeceğiz. Ne kadar korkunç bir olay olursa olsun, ne kadar yüksek derecede hassasiyetleri temsil ederse etsin, tarihsel konuları çözmek için hükümet gücünü kullanmaya çalışmak, bana göre çok tehlikeli bir kapıyı açar‘‘ dedi.

Clinton, ABD Dışişleri Bakanlığı personeliyle katıldığı bir toplantıda bir katılımcının, ‘‘Fransa Senatosunun 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının reddini suç sayan yasa teklifini kabul etmesini hatırlatarak, ABD‘nin bu olayları neden ‘soykırım‘ olarak kabul etmediği‘‘ şeklindeki sorusunu yanıtladı. Soruya yanıtına, ‘‘Bizim en büyük güçlerimizden biri, ifadeleri suç kapsamına sokmamamız. İnsanlar bu ülkede istedikleri hemen hemen her şeyi söyleyebilir ve yapabilirler‘‘ diyerek başlayan Clinton‘ın bu sözleri katılımcılardan alkış aldı. Clinton, şöyle devam etti: ‘‘Fransa gibi yakın dost ve müttefiklerimiz dahil olmak üzere diğer ülkelerin farklı standartları, tarihleri olabilir.

Ama biz, ifadelerin suç sayıldığı bir yoldan asla yürümeyeceğiz. Sanırım bu konunun her zaman, siyasi olmaktan çok tarihsel bir tartışma konusu olarak görüldüğünü söylemek adil olur, ki doğrusu da bu. Bence ABD hükümetinin sergilemesi gereken duruş bu olmalı, çünkü ne kadar korkunç bir olay olursa olsun, ne kadar yüksek derecede hassasiyetleri temsil ederse etsin, tarihsel konuları çözmek için hükümet gücünü kullanmaya çalışmak, bana göre çok tehlikeli bir kapıyı açar.‘‘ Konunun taşıdığı hassasiyetin farkında olduğunu ifade eden Clinton, ‘‘Ancak, fikirlerin serbest dolaşımı, akademik camia ve geçmişe göre şimdi çok daha gelişmiş düzeyde olan iletişimin serbest mimarisinin, bu tür tartışmalar için doğru forum olduğu kanısındayım ve bu meselenin de bu yolla çözüleceğini umuyorum‘‘ diye konuştu.

Clinton ayrıca, ‘‘Nihayetinde insanların kararlarını kendilerinin vereceğini ve buna saygı gösterilmesi gerektiğini‘‘ belirterek, ‘‘Ancak herhangi bir tartışmalı tarihsel çekişmenin hangi tarafında olurlarsa olsunlar, herkesi fikir diyaloğuna girmeye teşvik etmeliyiz. Kanıt toplayın, tezlerinizi ortaya koyun ve diyaloğa istekli olun. Bu konuda da böyle olması gerektiğini düşünüyorum‘‘ dedi. Clinton‘ın bu son sözleri yine katılımcılardan alkış aldı.




 














 

Kumarhane Kralından Cumhuriyetçi Adaya 10 Milyon Dolar

Las Vegas’ta kumarhane işleten İsrail yanlısı aşırı sağcı görüşleriyle tanınan Sheldon Adelson, Cumhuriyetçi Parti’nin favori başkan adaylarından Newt Gingrich’e Ocak ayındaki 5 milyonluk bağışının ardından 5 milyon dolar daha destek verdi. ABD’de Cumhuriyetçi Parti’nin Kasım ayında başkan adayı olmak için yarışan dört isim, Florida’da yapılacak ön seçimden evvel eyaletteki ilk televizyon münazarasına çıkarken, iki hafta önce 5 milyon dolar bağış yaparak Iowa yenilgisinden sonra yere serilen Newt Gingrich’i dirilten Las Vegas kumarhanecisi Sheldon Adelson, Gingrich’i destekleyen PAC’e (Politik Eylem Komitesi) karısı Miriam adına 5 milyon dolar daha bağışta bulundu. Böylece Adelson’ın Gingrich’e desteği 10 milyon doları buldu.


YOLU MAHKEME AÇTI

2010’da ABD Yüksek Mahkemesi’nin aldığı bir kararla, şirketlerin de bireyler gibi istedikleri aday için politik kampanya düzenleyebileceği ve bunun için bir limit olmadığına karar verilince PAC’lerin siyasetteki ağırlığı arttı. Ve 2010 ara seçimlerinde bu sayede Amerikan tarihinin reklam bütçesi rekorunun kırılmasından beri, mahkeme kararı arada bir ilişki olmasını yasaklasa da kampanyalar dolaylı yoldan PAC’lerin kontrolüne girdi.

AŞIRI SAĞCI

Karısı Miriam Adelson ile Newt Gingrich’i destekleyen “Geleceğimizi Kazanmak” adlı PAC’e bağışta bulunan Sheldon Adelson (79), ülkenin en esrarengiz işadamlarından. 23 milyar dolarlık kişisel serveti olan Adelson’ın kendini “Dünyanın en zengin Yahudisi” olarak tanıttığı biliniyor. Ancak Las Vegas’ta kumarhanesi, İsrail’de bedava dağıtılan ve kısa sürede ülkenin en çok okunan yayını haline gelen bir gazetesi olan Adelson, basınla kesinlikle konuşmuyor. İsrail yanlısı aşırı sağ görüşleri olan Adelson’ın, Filistinliler için “icat edilmiş ulus” diyen ve İran konusunda sertlik yanlısı politikalar savunan Gingrich’in düşüncelerini de asıl etkileyen kişi olduğu yorumları yapılıyor.

ZENGİN AMA AZ VERGİ ÖDÜYOR

Mitt Romney, Güney Carolina’yı kaybetmesinin ardından, vergi beyannamesini yayınlamama inadından vazgeçti ve dün son iki yıla ait vergi kayıtlarını sonunda açıkladı. Buna göre Romney; 2010’da 21.7 milyon dolar, 2011’de de 20.9 milyon dolar gelir etti. Ancak İsviçre’de hesapları olduğu, Cayman Adaları’ndan Bermuda’da ve dünyada vergi cenneti sayılan birçok yerde şirket açtığı görülen Romney’nin, gelirinin yüzde 35’ini vergi olarak ödeyen Amerikalı ortalama vatandaşın aksine, zenginlerin vergi avantajından yararlanarak 2011’de yüzde 15.4, 2010’da da sadece yüzde 13.9 oranında vergi verdiği anlaşıldı. Obamaların vergi oranı yüzde 26.4. Öte yandan, yaklaşık 250 milyon dolar kişisel servetiyle Amerikan tarihinin en zengin başkan aday adaylarından biri olan Romney’nin görece az vergi ödemesi nedeniyle seçim kampanyasında hedef olması bekleniyor.

BAĞIŞ SİSTEMİ NASIL İŞLİYOR

ABD Yüksek Mahkemesi’nin kararına göre şirketler herhangi bir Politik Eylem Komitesi’ne (PAC) istediği kadar para yatırabiliyor. Arkalarındaki şirket desteği nedeniyle “süper PAC” denilen bu organizasyonlar da sonra parayı istedikleri aday için, o adayın kampanyasıyla bir ilişki içinde olmamak şartıyla sınırsız şekilde harcayabiliyor. Böylece bireylerden bağış toplarken 2 bin 500 dolarla sınırlı olan seçim kampanyaları, PAC’ler sayesinde hiçbir sınırlamayla karşılaşmıyor.TOLGA TANIS, HURRIYET

Florida ABD Ön Seçimlerinde Gözde

Cumhuriyetçi Parti‘nin Güney Karolina‘da yapılan ön seçimini ABD Temsilciler Meclisi eski başkanı Newt Gingrich‘in açık farkla kazanmasından sonra gözler Florida‘ya çevrildi. Cumhuriyetçi başkan aday adayları akşam açık oturumda biraraya gelirken son kamuoyu yoklamaları Gingrich‘in önde gittiğini gösteriyor. Şimdiye kadar yapılan iki önseçimden ikisini Massachusetts valisi Mitt Romney‘in kazandığı sanılıyordu. Ancak Iowa‘da oyların yeniden sayılması önseçimi Romney değil eski Pennsylvania senatörü Rick Santorum‘un kazandığını ortaya koydu.


Böylece bugüne kadar üç eyaletde yapılan ön seçimlerinden her birini üç ayrı Cumhuriyetçi aday kazandı. Gingrich, Güney Karolina‘da oyların yüzde 40‘ını alırken daha bir hafta önce seçimi kolayca kazanması beklenen eski Massachusetts valisi Mitt Romney yüzde 28 oy toplayabildi. Milyoner bir yatırımcı olan Mitt Romney‘in son günlerde yaptığı bazı gaflar ve olağanüstü servetine rağmen en düşük dilimden (%15) vergi verdiğinin anlaşılması kendisine puan kaybettirdi. Güney Karolina‘da eski Pennyslvania senatörü Rick Santorium oyların yüzde 17‘ini alarak üçüncü gelirken Teksas milletvekili Ron Paul yüzde 13 oranında oy toplayarak sonuncu geldi. 31 Ocak‘ta yapılacak Florida önseçiminin son derece çekişmeli geçmesi bekleniyor. Cumhuriyetçi Parti‘nin önümüzdeki aylarda kesinleşecek başkan adayı, Kasım‘da, Demokrat Parti'nin ikinci dönem adayı Başkan Barack Obama'yla yarışacak. (Voa News)

Sayfa 1 / 32

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »