Kozinoğlu Cinayete mi Kurban Gitti?

Adli Tıp Kurumu'nda yapılan ön inceleme, Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski MİT'çi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümünde 'cinayet' şüphesini artırdı. Adli Tıp'ta yapılan ilk incelemede, Oda TV davası sanıklarından Kozinoğlu'nun kalp krizinden ölmediği tespit edildi. İncelemelerde herhangi bir kan pıhtısının kalp damarlarını tıkamadığı görüldü.


 


MİT'çi Kaşif Kozinoğlu, Oda TV soruşturmasının en dikkat çekici isimlerinden biriydi. Devletin 'gizli' belgelerini Oda TV'ye sızdırmakla suçlanan Kozinoğlu, 10 Mart 2011'de Silivri Cezaevi'ne gönderildi. Hâkim karşısına çıkmasına 13 gün kala hayatını kaybetti. Ancak iddia edildiği gibi kalp krizinden ölmediği ortaya çıktı. Alınan bilgilere göre, otopside doku örneklerini inceleyen Adlî Tıp uzmanları 'kalp krizi' vakalarında rastlanan temel verileri tespit edemedi. Damarlarda darlık olduğu fakat bunun kriz geçirtecek kadar ciddi olmadığı belirlendi. Herhangi bir kan pıhtısının damarları tıkamadığı görüldü. Kriz vakalarının en önemli sonucu sayılan kalp dokusu ölümü de tespit edilemedi. İkinci aşamada, alınan örnekler üzerinde zehir taraması yapılacak.

Ergenekon soruşturması kapsamında yürütülen Oda TV operasyonuyla gündeme gelen isimlerden en dikkat çekici olanı şüphesiz eski MİT'çi Kaşif Kozinoğlu'ydu. Ankara, Çayyolu'ndaki evine operasyon düzenlendi. Bazı belgelere el konuldu. Devlete ait 'gizli' içerikli belgeleri Oda TV'ye sızdırmakla suçlanıyordu. Soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı çıkarılan Kozinoğlu, 10 Mart 2011'de 'terör örgütü üyesi olmak' ve 'devletin güvenliğine ilişkin gizli bilgileri temin etmek, açıklamak' suçlarından tutuklanarak, Silivri Cezaevi'ne gönderildi. Kendisi de emekli bir asker olan Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları ise Ergenekon davasının tutuklu sanıkları emekli Albay Hasan Atilla Uğur ve Hasan Ataman Yıldırım'dı. Ergenekon davasında 'gizli tanık' olduğu ileri sürülen Kozinoğlu, 12 Kasım 2011'de, hakim karşısına çıkmasına 13 gün kala şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti.

Adalet Bakanlığı, ölümünün hemen ardından bir açıklama yaptı. Açıklamada, "Doktor tarafından ceset üzerinde elle yapılan yoklamada herhangi bir kırık, darp veya cebir izine rastlanmadığı belirlenmiştir. Oda arkadaşının beyanına göre; Kozinoğlu'nun uzun süreli ve ağır spor yaptıktan sonra duş alıp odasına geldiğinde yatağında fenalaştığı ve tansiyonunun yükselmesi nedeniyle kendisine dilaltı hapı verildiği ve bu sebeple acil butonuna basarak görevlileri durumdan haberdar ettikleri anlaşılmıştır." denildi. İddialara göre Kozinoğlu, yaptığı ağır spor sebebiyle fenalaşmış ve geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetmişti. Ancak ailesi ve Kozinoğlu'nu tanıyanlar bu iddiaların doğru olamayacağını savundu. Zira Kozinoğlu, yıllardır ağır spor yapıyordu ve bugüne kadar da kalp rahatsızlığı yaşamamıştı.

Oğlu Özel Kozinoğlu, "Babamın kalp rahatsızlığı yoktu." derken, Kozinoğlu'nun ablası Fügen Bıçakçıoğlu, "Sporunu küçüklüğünden beri ihmal etmezdi. Değişik spor dallarında dünya birincilikleri vardı. Onca ağır spor yapan bir insanın, cezaevinde spor yaptığı için öldüğünün söylenmesi ise inandırıcı değil." ifadelerini kullanmıştı. MİT'in karakutusu olarak bilinen Kozinoğlu'nun şüpheli ölümü üzerine Silivri Cumhuriyet Savcılığı da soruşturma başlatmıştı. Kozinoğlu ile aynı koğuşta kalan Hasan Ataman Yıldırım ve Atilla Uğur'un ifadelerine başvuruldu. Kozinoğlu'nun kaldığı koğuşun görüntüleri de kaydedildi.

ZEHİR İHTİMALİ ÜZERİNDE DURULUYOR

Adli Tıp Kurumu'nun Kozioğlu'yla ilgili ilk inceleme sonuçlarına Zaman ulaştı. Edinilen bilgilere göre, ilk tespitler Kozinoğlu'nun kalp krizinden öldüğü iddialarını çürütüyor. Kozinoğlu'ndan alınan doku örneklerini inceleyen Adli Tıp Kurumu uzmanları, 'kalp krizi' vakalarında rastlanan temel verileri tespit edemedi. Kalp damarlarında darlık olduğu fakat bunun kriz geçirecek kadar ciddi olmadığı belirlendi. İncelemelerde herhangi bir kan pıhtısının damarları tıkamadığı da görüldü. Daha da önemlisi kalp krizi vakalarının en önemli sonucu olan kalp dokusu ölümleri de Kozinoğlu'nun incelemelerinde görülmedi.

Uzmanlar kalp krizinin yeterince oksijen alamayan, beslenemeyen ve bunun sonucunda kalp dokusu ölen hastalarda meydana geldiğini ifade ediyor. Son incelemeler sonucunda Kozinoğlu'nun üzerinde durulan ölüm sebebi ise 'ani tehlikeli ritim bozukluğu'. Kozinoğlu'nun bu zamana kadar ciddi ritim bozukluğu rahatsızlığı bulunmaması ise kafalardaki şüpheleri iyice artırdı.

Hareketli bir meslekte çalışan ve yıllardır ağır spor yaptığı belirtilen Kozinoğlu'nun böyle bir rahatsızlığı var ise, bunun geçmişte mutlaka kendini hissettirmesi gerektiği vurgulanıyor. Kozinoğlu'nun dışarıdan verilen toksikolojik (zehir) bir maddeyle 'ani öldürücü ritim bozukluğu' yaşadığı yönünde iddialar da araştırılıyor. Adli Tıp şu anda incelemelerde ikinci aşamada. Alınan örnekler üzerinde zehir taraması yapılıyor.
(Çağlar Avcı, Zaman)

Oyak, Orgenerallerin Emekli İkramiyesini Açıkladı

 

Oyak Genel Müdürü Coşkun Ulusoy, TBMM Dilekçe Alt Komisyonu’na bilgi verdiHürriyet'in haberine göre Ulusoy özetle şunları söyledi: "Bize ‘geçici çalışan asteğmenden para kesiliyor ama iade edilmiyor’ deniyor. Daimi üyelerin esas maaşının yüzde 10’u, asteğmenlerin esas maaşının ise yüzde 5’i kesiliyor. Asteğmenler için bu, maluliyet ve ölüm yardımı için bir sigorta primidir. Bu durumda albay maaşının 20 katı hepsine aynı şekilde asteğmen de dahil ölüm yardımı yapılıyor. Van’da deprem oldu. Üyelerimize 13 bin 200 TL fevkalade borç adı altında yardım yaptık. Aralarında 4 asteğmenimiz de vardı. Konut almak isteyen general, astsubay farketmez 140 bin TL yardım yapıyoruz.

 
Oyak’ın kendi tüzel kişiliğine ait parası, varlığı yok. Bütün paralar üyelerin üzerinde. Elektrik, su, personel gibi masrafları düştükten sonra kalan para olduğu gibi üyelere aktarılıyor. Yıllar içinde mevzuata göre değerlendirilen bu varlıklar hesaplanıp kişiye nominal verilen paralarla toplayıp ‘gelin alın’ diyoruz.
 
Oyak’ın 268 bin 112 üyesi var. 50 bine yakını emekli olup parasını kendi arzusuyla bırakmış, emekli maaş sisteminden yararlanıyor. Subay, astsubay, uzman çavuş ayrımı yapmıyoruz. Kıdemli başçavuş 16 bin 840 lira aidat yatırmış, hesabında 214 bin lira var. Kıdemli albay 20 bin küsur ödemiş 271 bin lira var. Orgeneral 642 bin lira alıyor doğrudur; ama 40 küsur yıl katkıda bulunmuş. Prim miktarlarının kesinlikle rütbeyle alakası yok. Orgeneral üyelik süresince 24 bin lira ödemiş, 642 bin lira alacak, korgeneral ise 23 bin lira ödemiş 489 lira alacak ama orgeneral 5 yıl daha fazla para yatırdığı için. Astsubaylar 30 yılı geçmiyor ama bir orgeneral 40 yılı geçiyor."
 

Amerikan Hazine Bakanlığından Terör Örgütüne Darbe

 

ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Mal Kontrol Ofisi (OFAC), Moldova’da ikamet eden Zeyneddin Geleri, Çerkez Akbulut (namı diğer Cernit Murat) ve Ömer Boztepe’yi terör örgütü Kürdistan İşçi Partisi veya Kongra-Gel olarak da bilinen PKK adına faaliyetlerinden dolayı Özel Olarak Belirlenmiş Uyuşturucu Kaçakçısı (SDNT) olarak ilan etti.

 

 

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nin de yayımladığı ABD Hazine Bakanlığı açıklamasına göre, Bakanlığa bağlı Yabancı Mal Kontrol Ofisi (OFAC) Moldova’da ikamet eden şahıslar Zeyneddin Geleri, Çerkez Akbulut (namı diğer Cernit Murat) ve Ömer Boztepe’yi terör örgütü PKK adına faaliyetlerinden dolayı Özel Olarak Belirlenmiş Uyuşturucu Kaçakçısı (SDNT) olarak ilan etti. OFAC ayrıca Ömer Geleri ve Romanya’da yerleşik üç şirket hakkında da Zeyneddin Geleri’yle olan bağları ve/veya etkinliklerinden dolayı aynı duyuruyu yaptı.
 
ABD Hazine Bakanlığı’nın bugünkü duyurusunun, Yabancı Narkotik Elebaşıları Belirleme Yasası (Kingpin Act) gereğince Avrupa’da PKK adına faaliyet gösteren şahıslara ait veya onlar tarafından kontrol edilen varlıklar hakkında verilen ilk karar olduğu belirtiliyor. Bu karar gereğince ABD vatandaşlarının bu şahıslarla finansal ve ticari işlemler yürütmesi yasaklanmış ve şahısların ABD yargı yetkisi bölgesi içinde bulunabilecek bütün mal varlıkları dondurulmuş olduğu bildirildi.
 
 
 
OFAC Direktörü Adam J. Szubin’in karar hakkında şunları söylediği bildirildi: "Bu karar uluslararası uyuşturucu ticaretinin dünya genelinde terörizmin finansmanı açısından oynadığı önemli role dikkat çekmektedir ve ABD ve müttefiklerinin ulusal güvenliğini tehdit eden yasadışı faaliyetlere bulaşanlar için uyarı niteliği taşımalıdır." Duyuruya göre, Zeyneddin Geleri, PKK’nın yüksek kademelerdeki bir mensubu ve Avrupa çapında yasadışı faaliyetler yürütmek amacıyla ithalat ve ihracat şirketlerini kullanan Romanya merkezli uyuşturucu kaçakçılığı yapan bir firmanın üyesi olarak biliniyor. Geleri’nin ayrıca 2008’in Mart ayında 8.8 milyon dolar değerinde 199 kilo eroin ele geçirilmesiyle ilgili olarak Moldova polisi tarafından aranan ve Cernit Murat olarak da bilinen PKK eylemcisi Çerkez Akbulut’la suç ortaklığı yaptığından şüpheleniliyor. Akbulut’un da Moldova’da PKK’ya destek amaçlı para toplama işinden sorumlu bir PKK eylemcisi olduğu belirtiliyor. Ömer Boztepe’nin ise PKK için faaliyetlerde bulunmakta olduğu ve uyuşturucu kaçakçılığına bulaştığı gerekçesiyle 12 yıl hapse mahkum edildiği için halihazırda kaçak durumunda olduğu bildiriliyor.
 
ABD Başkanı Barack Obama 2008 yılının Mayıs ayında Elebaşı Yasası gereğince uyuşturucu ve esrar üretimi, taşımacılığı ve kaçakçılığı için 20 yıldır Avrupa yapılanmasını kullanan PKK’yı belli başlı yabancı uyuşturucu kaçakçısı olarak adlandırmıştı. ABD Hazine Bakanlığı aynı yasa gereğince 14 Ekim 2009 ve 20 Nisan 2011 tarihlerinde toplam sekiz PKK liderini uyuşturucu kaçakçısı olarak ilan etmişti. Açıklamada, uyuşturucu kaçakçılığının PKK’nın en karlı suç faaliyetleri arasında olup, örgüt silah ve malzeme temini için bu yasadışı süreçleri kullandığı belirtiliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı 1997 yılında PKK’yı Yabancı Terörist Örgüt ve 2001 yılında da 13224 sayılı Başkanlık Kararı uyarınca Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist olarak ilan etmişti.
 
ABD Hazine Bakanlığı açıklamasında şunlar da kaydedildi: "Bugünkü karar Elebaşı Yasası uyarınca belli başlı yabancı uyuşturucu kaçakçıları ve dünya genelindeki örgütlerine karşı halen devam etmekte olan finansal önlemler uygulama çabalarının bir parçasıdır. Bu soruşturmada OFAC Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi (DEA) ve özellikle DEA’nın Viyana Ülke Ofisi ile yakın çalışma içinde olmuştur. Haziran 2000 tarihinden bu yana ABD Hazine Bakanlığı Elebaşı Yasası uyarınca binden fazla şahıs ve varlık hakkında duyuru yapmıştır. Elebaşı Yasası’nı ihlal cezaları ihlal başına 1.075 milyon dolara kadar çıkabilen sivil cezalardan daha ağır kriminal cezalara kadar uzanabilir.
 
Kurum yetkilileri için 30 yıla kadar hapis ve 5 milyon dolara kadar varan kriminal cezalar söz konusudur. Kurumlar için kriminal cezalar 10 milyon dolara kadar çıkabilir. Diğer şahıslar Elebaşı Yasası’nın kriminal ihlali sebebiyle Birleşik Devletler Kanunnamesi Başlık 18 gereğince 10 yıla kadar hapis ve diğer cezalara çarptırılabilir." 

Vizesiz Amerika Hayali 1 Gün Bile Sürmedi

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Francis Ricciardone, bir ilki gerçekleştirerek, ABD-Türkiye ilişkilerine dair Twitter’dan gelen soruları Türkçe yanıtladı. Ricciardone, iki ülke ilişkilerinin yakınlığına dikkat çekerek “Türkiye’nin Vizesiz Seyahat Programı’na uygun olma konusunda ilerlediğine inanıyoruz” dedi ancak daha sonra bu sözlerine başka bir twit'le açıklama getirdi.


 


Büyükelçi Ricciardone, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın geçtiğimiz günlerde faaliyete soktuğu Türkçe Twitter hesabı @ABDTurk üzerinden bir saatten daha uzun bir süre boyunca kullanıcılarla sohbet etti.

Bazı kullanıcıların, ABD’ye giden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vize muafiyeti uygulanmasıyla ilgili soruları üzerine Ricciardone, “Karşılıklı vizenin kaldırılması ABD'de uygulanan bir program dahilinde (Visa Waiver Program) gerçekleşmektedir. ABD ve Türkiye çok yakın ilişki içindedir. Türkiye’nin Vizesiz Seyahat Programı’na uygun olma konusunda ilerlediğine inanıyoruz” yanıtını verdi.

Bu sözlerinden sonra Ricciardone Twitter hesabından aşağıdaki twitleri paylaştı:

"Sohbetimizde bahsi geçen bir konu, zaman kısıtlaması nedeniyle detaylı açıklanamadı. Tüm Türklerin, iş, turizm, okul, değişim programları, aile birleşmesi ve tıbbi nedenler gibi geçerli sebeplerle seyahatini teşvik ediyoruz. ABD’ye seyahat için ziyaretçi vizesi almak, pekçok kişinin düşündüğünden çok daha kolay. Vizesiz Seyahat Programı’nın (VSP) çeşitli kuralları ve katı kriterleri vardır. Bu yönde ilerleme olsa da açıkçası Türkiye’nin kısa zamanda VSP kapsamına alınacağına düşünmüyorum. Kimseyi yanlış yönlendirmek istemem. AA

Türkler İçin Vizesiz Amerika Ziyareti Mümkün mü?

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Francis Ricciardone ABD‘ye vizesiz seyahat konusunda bu yanıtı verdi. ABD‘nin Türkiye Büyükelçisi Francis Ricciardone, bir ilki gerçekleştirerek, ABD-Türkiye ilişkilerine dair Twitter‘dan gelen soruları Türkçe yanıtladı. Ricciardone, iki ülke ilişkilerinin yakınlığına dikkat çekerek "Türkiye‘nin Vizesiz Seyahat Programı‘na uygun olma konusunda ilerlediğine inanıyoruz" dedi.Büyükelçi Ricciardone, ABD Dışişleri Bakanlığı‘nın geçtiğimiz günlerde faaliyete soktuğu Türkçe Twitter hesabı @ABDTurk üzerinden bir saatten daha uzun bir süre boyunca kullanıcılarla sohbet etti.


Bazı kullanıcıların, ABD‘ye giden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vize muafiyeti uygulanmasıyla ilgili soruları üzerine Ricciardone, "Karşılıklı vizenin kaldırılması ABD‘de uygulanan bir program dahilinde (Visa Waiver Program) gerçekleşmektedir. ABD ve Türkiye çok yakın ilişki içindedir. Türkiye‘nin Vizesiz Seyahat Programı‘na uygun olma konusunda ilerlediğine inanıyoruz" yanıtını verdi.

Ricciardone‘nin kendisine gelen diğer bazı sorulara verdiği yanıtlar ise şöyle:
Uludere‘de 35 köylünün hayatını kaybetmesinin ardından ABD, Türkiye‘ye silah satışını yeniden gözden geçirecek mi?
- Öncelikle tekrar başsağlığı dilemek istiyorum. Bu çok trajik bir olaydı. Sadece bir diplomat olarak değil, insan olarak yaşananlardan derin üzüntü duyuyorum. Türkler, Kürtler, Çerkezler ve tüm zengin çeşitliliğiyle, bütün Türkiye‘yi destekliyoruz. Tutumumuz çok açık: şiddete kesinlikle karşıyız. Tüm sorunların diyalogla çözüleceğine inanıyoruz. Bir kez daha hepinize başsağlığı dilerim

Türk Dışişleri, İran‘a uygulanan ambargoya uymayacağını açıkladı. Ne diyorsunuz?
- Bazen fikir ayrılıklarımız olsa da, Türkiye ve ABD‘nin stratejik bakışı aynıdır: İran‘ın nükleer silaha sahip olmasını istemiyoruz. Elbette, sorumluluklarını yerine getirmesi halinde, barışçıl nükleer enerji herkesin hakkıdır. Ama İran şimdiye dek verdiği sözleri tutmadı. İran‘ın nükleer silah sahibi olma çabası var. İran‘ı nasıl ikna edebiliriz? Askeri seçeneğe başvurmayı kimse istemez. Uzun zamandır ve hala diplomatik araçları kullanıyoruz. Ama her şey masada.

Sayın Büyükelçi İngiltere‘de gözaltına alınan gazetecilerle ilgili ne düşünüyorsunuz? Basın özgürlüğünden endişeli misiniz?
- İfade özgürlüğü ABD için çok önemli ve hassas bir konu Dünyanın her yerinde fikir özgürlüğünü yüzde yüz destekliyoruz. ABD, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Türkiye‘de de özgür basının güçlü bir destekçisidir. Türkiye‘de görev yaptığım için, konuşmalarımı burası ile sınırlı tutmalıyım. Her zaman olduğu gibi, bu harika ülkede demokrasi, özgürlük ve adaletin güçlendirilmesinde Türk yetkilileri ve sivil toplumu destekliyoruz.

6 ay yada 1 yıl hem İngilizce öğrenmek hem de çalışmak için ne yapmak gerek?
- Sizin için ‘Work and Travel‘ programına katılmak uygun olabilir. Ayrıca, Büyükelçiliğimiz tarafından ABD‘de eğitim görmek isteyenler için hazırlanan broşüre bir göz atmanızı öneririm.
 

Ankara, Irak ile gerilimli günler yaşıyor. ABD olarak bu konuda Iraklı yetkililere telkininiz oldu mu?
- Biz Irak‘taki tüm tarafları anayasal düzen içerisinde ulusal birliğin ve barışın korunması için birlikte çalışmaya davet ediyoruz

24 Nisan‘da Başkan Obama‘nın -yaklaşan seçimleri de düşünerek- "soykırım" kelimesini kullanacağını düşünüyor musunuz?
- Elbette Başkan Obama‘nın Nisan‘da ne söyleyeceğini tam olarak bilemem. Ama Başkan Obama‘nın daha önce dediği gibi, Ermeni ve Türk halkları geçmişin gerçeklerini ele almalı ve ileriye doğru devam etmelidir. Geçmişin hayaletleriyle yüzleşmeliyiz derken bunu kast etmiştim. İletişim gerek. İki taraftan tarihçiler bir araya gelmeli. AA















 

Sabah-ATV Grubu İçin 3 Amerikalı Grup Yarışıyor

Çalık Grubu‘na ait Sabah Gazetesi ve atv TV kanalının da bulunduğu medya şirketlerini almak için üç Amerikalı şirket yarışıyor. 1 milyar dolar civarında bir fiyata satılması beklenen medya grubu için TPG Capital, News Corp ve Time Warner yarışıyor.


 

48 milyar dolarlık bir fon yöneten ve dünyada 253 şirkette ortaklığı bulunan TPG Capital, Avustralyalı medya devi, Wall Street Journal ve Fox Grubu‘nun da sahibi olan Robert Murdoch‘ın sahip olduğu News Corp ve CNN‘in de sahibi olan Ted Turner‘ın şirketi Time Warner ATV-Sabah için yarışıyor.


Reuters‘ın haberine göre, medya grubunu 2007 yılında 1.1 milyar dolar ödeyerek alan Çalık Holding, satıştan zarara uğramak istemiyor. Haberde, Çalık Grubu Başkanı Ahmet Çalık‘ın, AK Parti‘ye yakınlığı ile bilindiğini, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın damadı Berat Albayrak‘ın grubun CEO‘su, kardeşi Serhat Albayrak‘ın da medya grubu başkanı olduğu vurgulandı.

Ajansa bilgi veren kaynaklar, üç tekliften TPG‘nin çok agresif bir politika izlediği, 1 milyar dolar civarında bir teklif sunmaya hazırlandığını söyledi. Satış işleminin Şubat ayı içinde tamamlanabileceği bilgisine yer verildi.

Medya grubunun satışı için Goldman Sachs‘ı görevlendiren Çalık Holding‘in, son teklifi 18 Ocak tarihinden ay sonuna kaydırdığı ifade edildi.

Geçtiğimiz hafta tekliflerin verildiğini ve bugünlerde Çalık Grubu‘ndan geri dönüş yapılmasının beklendiği kaydedilirken, Reuters‘e konuşan bir başka kaynak talipli listesinin kısa olduğu bilgisini verdi.

Önceki aylarda kaynaklar TPG Capital‘in yanı sıra KKR & Co, Time Warner ve RTL Group‘un potansiyel müşteriler olduğunu duyurmuştu. KKR daha sonra teklifte bulunmaktan vazgeçmiş, Time Warner‘da teklif vermesine rağmen çok istekli olmadığı ifade ediliyor. TPG ve News Corp‘un Sabah-ATV‘nin satın alınmasında daha istekli oldukları biliniyor. Ocak ayı başlarında derecelendirme şirketi Fitch, finansman konusundaki endişeleri nedeniyle Çalık‘ı takip listesine dahil etmişti. Fitch, Sabah ve ATV grubunun sermaye girişine ihtiyacı olduğunu vurgulamıştı. Çalık Grubu Sabah-ATV Grubunu TMSF‘den Nisan 2008‘de satın alırken 750 milyon dolarlık banka kredisi kullanmıştı. Analizler, Çalık Grubu‘nun medya sektörünü karlı bulmadıklarını ve borçları kapatmak için satmak istediklerini ifade ederken, Türkiye‘nin genç nüfusu ve büyüyen ekonomisinin yabancı sermayenin ilgisini çektiğini vurguluyorlar.

Geçtiğimiz yıl satışa çıkan Doğan Yayın Grubu‘nun bazı gazete ve televizyonları için az sayıda talipli çıkmış, Milliyet ve Vatan Gazetelerini Demirören Grubuna, Star televziyonunu da Doğuş Grubu‘na satmıştı.
 

Din Hanesi Nüfus Cüzdanlarından Kalkıyor mu?

2010 yılında bir vatandaşın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmasıyla Türkiye’nin mahkûm olmasına neden olan nüfus kâğıtlarındaki din maddesi yeniden gündeme geldi. CHP Milletvekili Aykan Erdemir, kimliklerde yer alan din hanesini yeninden meclisin gündemine getirdi.


 

Erdemir’in “Hükümet bu konuda hangi çalışmaları yürüttü?” sorusuna İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin şu yanıtı verdi: “Vatandaşlık kartının pilot uygulaması ve yaygınlaştırılması ile biyometrik unsurlar da içeren elektronik vatandaşlık kartının kimlik doğrulama için kullanımının sağlanması ve tüm kimlik doğrulama fonksiyonlarının tek bir elektronik kartta toplanması öngörülmüştür. Kimlik kartı hazırlık çalışmaları halen sürdürülmektedir. Kimlik kartı genel uygulamasına geçilmeden önce Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 41. maddesi kapsamında, kimlik kartlarında hangi bilgilerin yer alacağı belirlenecektir.”

Bakan Şahin’in bu sözleri kamuoyu ve basında, yeni kimliklerde din hanesinin yer almayacağı şeklinde yorumlandı. (Şalom)

 
 

Hürriyet Medya Tower Binasını 127.5 Milyon Dolara Nurol İnşaat Aldı

Nurol Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı, Hürriyet Medya Towers'ı 127 milyon 500 bin dolara satın aldı. Nurol Gayrimenkul'ün Borsa'ya yaptığı açıklamada, Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık AŞ yönetim binasının da içerisinde bulunduğu ve kamuoyunda Hürriyet Medya Towers olarak bilinen toplam alanı 58 bin 609 metrekare olan 4 adet gayrimenkulün satın alınmasında Hürriyet Gazetecilik ile görüşmeler neticesinde tüm şartlar üzerinde mutabakat sağlandığı belirtildi. Read More Nurol Gayrimenkul, satın alma bedelini ise 127 milyon 500 bin dolar olarak açıkladı. Hürriyet Gazetecilik'ten Borsa'ya yapılan açıklamada ise 127,5 milyon dolarlık satış sonrası şirketin kayıtlarında 139 milyon liralık gayrimenkul satış kârı oluşacağı bildirildi. Söz konusu bedelin 17,5 milyon dolarının tapu devrinde peşin, bakiye tutar ise 32 ay vadede ödenecek. Hürriyet Gazetecilik, gayrimenkulleri en geç 1 Temmuz 2012 tarihine kadar boşaltarak Nurol'a teslim edecek. Çıkıncaya kadar ise binaya kira ödemeyecek. Nurol, satın alınan alanda gayrimenkul projesi geliştirmeyi amaçladığını açıkladı. EKONOMİ SERVİSİ
 

Türkiye Nüfusu 75 Milyon

TÜİK, Türkiye‘nin nüfusunu açıkladı. Adrese dayalı sayım sonuçlarına göre, ülke nüfusu son bir yılda 1 milyon kişi artarak, 74 milyon 724 bine ulaştı. Araştırma, toplam nüfusun yarısının 30 yaşın altında olduğunu ortaya koydu. Dikkat çeken bir diğer veri ise kadın-erkek sayısının neredeyse eşit çıkması oldu.


Türkiye‘nin her fırsatta övündüğü genç nüfus, giderek yaşlanıyor. Nüfus artış hızı geçen yıl yüzde 1,58 iken bu sene yüzde 1,35‘e düştü. Ortalama yaş da üç yılda içinde 28,8‘den 29,7‘ye çıktı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi‘ne göre Türkiye‘nin nüfusunu açıkladı. Buna göre nüfusumuz, bir yılda 1,1 milyon kişi artarak 74,7 milyona çıktı. 81 ilden 56‘sının nüfusu bir önceki yıla göre artarken, 25 ilin nüfusu ise azaldı.

 

Toplam nüfusun yüzde 18‘i (13,5 milyon kişi) İstanbul‘da yaşıyor. Bu şehri Ankara, İzmir, Bursa ve Adana takip ediyor. En az nüfusa sahip il ise 76 bin ile Bayburt. Son veriler, kadın-erkek sayısının neredeyse aynı olduğunu ortaya koydu. Nüfusun yüzde 50,2‘sini erkekler, yüzde 49,8‘ini de kadınlar oluşturuyor. Sonuçlar, köyden kente göç vakasında gelinen durumu da çarpıcı bir şekilde gösteriyor. 57,4 milyon kişi il ve ilçe merkezlerinde ikamet ederken, 17,3 milyon da belde ve köylerde yaşıyor. Yüzde 99 oranıyla İstanbul şehirleşmede birinci, Ardahan da sonuncu sırada. Nüfus yoğunluğunun (bir kilometrekareye düşen kişi sayısı) en az olduğu il ise 11 kişi ile Tunceli oldu. Türkiye‘nin övündüğü genç nüfus, yıldan yıla yaşlanıyor.

 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi‘ne göre Türkiye nüfusunu açıkladı. TÜİK verileri, son üç yılda nüfusun yaş ortalamasının arttığını ortaya koydu. TÜİK‘in dün açıkladığı verilere göre Türkiye nüfusu, bir yılda 1 milyon bin 281 kişi artarak 2011 yılı sonu itibarıyla 74,7 milyona çıktı. 2011‘de yıllık nüfus artış hızı yüzde 1,35 olarak gerçekleşti. 2010‘da nüfus 73,7 milyon olurken artış hızı yüzde 1,58 olarak gerçekleşmişti. 2009‘da ise nüfus artış hızı yüzde 1,45 olmuştu. Bu verilere göre Türkiye‘nin nüfus artış hızı da düşüyor. Nüfus artış hızı 2011‘de hem 2010 hem de 2009 yılına göre geriledi.

 

Nüfus artış hızı 2010‘da yüzde 1,58 iken 2011‘de yüzde 1,35‘e düştü. Ortalama yaş da üç yıl içinde 28,8‘den 29,7‘ye çıktı. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı da giderek artıyor. 2010‘da 72 bin olan 90 yaş üstü kişi sayısı 2011‘de 79 bine yükseldi. 65 yaş üzerindeki nüfusa bakıldığında da Türkiye‘nin yaşlandığı görülüyor. 2010‘da toplam nüfusun yüzde 7,2‘si 65 yaş üzeriyken 2011‘de yüzde 7,3‘e çıktı. Bu oran 2009‘da ise yüzde 7 idi. 65 yaş üstü kişi sayısı da 5 milyon 325 bin iken 5 milyon 490 bine yükseldi. TÜİK dün açıkladığı son verilere göre Türkiye‘nin 2011 yılı sonunda nüfusu 74 milyon 724 bin 269 kişi oldu. Ortalama yaş ise 29,7 olarak gerçekleşti. Ortanca yaş erkeklerde 29,1 iken, kadınlarda 30,3 olarak gerçekleşti.

 

Verilere göre Türkiye nüfusu, yavaş da olsa yaşlanıyor. Zira 2010‘da ortanca yaş 29,2‘ydi. 2009‘da ülkenin ortanca yaşı 28,8 olmuştu. Bu verilere göre ortalama yaş üç yıl içinde 28,8‘den 29,7‘ye çıktı. Hem nüfus artış hızındaki yavaşlama hem de ortalama yaşın artışı, Türkiye nüfusunun yaşlandığını ortaya koydu. Türkiye nüfusu giderek yaşlanmasına rağmen hâlâ nüfusun yarıya yakını ortalama yaş olan 29,7‘un altında. 2011 yılında 81 ilden 56‘sının nüfusu bir önceki yıla göre arttı, 25 ilin nüfusu ise azaldı. Nüfusun yüzde 50,2‘sini erkekler, yüzde 49,8‘ini de kadınlar oluşturdu. TÜİK‘in verilere göre ülke nüfusunun yüzde 76,8‘i il ve ilçe merkezlerinde yaşıyor. 57 milyon 385 bin 706 kişi il ve ilçe merkezlerinde ikamet ederken, 17 milyon 338 bin 563 kişi de belde ve köylerde yaşıyor. İl ve ilçe merkezlerinde yaşayan nüfus oranının en yüksek olduğu il yüzde 99 ile İstanbul, en düşük olduğu il ise yüzde 35 ile Ardahan.

 

Türkiye nüfusunun yüzde 18,2‘si İstanbul‘da yaşıyor. İstanbul‘da ikamet eden sayısı 13 milyon 624 bin 240 kişi. 15-64 yaş grubunda bulunan çalışma çağındaki nüfus 50 milyon 346 bin 979 kişiye çıkarak, toplam nüfusun yüzde 67,4‘ünü oluşturdu. Türkiye nüfusunun, yüzde 25,3‘üne karşılık gelen 18 milyon 886 bin 575‘i 0-14 yaş grubunda. Nüfusun yüzde 7,3‘üne denk gelen 5 milyon 490 bin 715‘i de 65 ve daha yukarı yaş grubunda bulunuyor. Bu gruptaki kişi sayısı önceki yıl ise 5 milyon 325 bin kişiydi.

 

Nüfus yoğunluğu olarak ifade edilen ‘bir kilometrekareye düşen kişi sayısı‘ Türkiye genelinde 97 kişi oldu. Bu sayı illerde 11 ile 2 bin 622 kişi arasında değişiyor. İstanbul ilinde bir kilometrekareye 2 bin 622 kişi düşüyor. İstanbul‘u sırasıyla 443 kişi ile Kocaeli, 330 kişi ile İzmir, 257 kişi ile Gaziantep ve 254 kişi ile Bursa illeri izliyor. Nüfus yoğunluğunun en az olduğu il ise 11 kişi ile Tunceli oldu.

Hrant Dink'in Beşinci Ölüm Yıldönümünde Protesto

Agos gazetesi genel yayın yönetmeni Hrant Dink’e düzenlenen suikastın birinci yıldönümünde onbinlerce kişi, İstanbul’da yürüyüş düzenledi. Şişli’deki Agos gazetesi binasına yürüyen kalabalık, “Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeniyiz” yazılı pankartlar taşıdı, sessiz olması planlanan protesto eylemi sırasında yürüyüşçüler, faşizmi kınayan sloganlar attı. Suikastın üzerinden beş yıl geçtikten sonra Salı günü sonuçlanan davada alınan karar, Türk ve uluslararası kamuoyunda büyük düş kırıklığı yarattı. Davada yargılanan 19 sanık örgüt bağlantılarından aklanırken, yalnızca Yasin Hayal, cinayeti azmettirdiği için ömür boyu hapis cezası aldı ve bazı sanıklar da kendisine yardım etmekten değişik hapis cezalarına çarptırıldı.

Sayfa 1 / 41

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »