Aktif Lider Profilinin Türk Dış Politikasına Etkisi

Çarşamba, 12 Ekim 2011 05:01 Facebook'ta Paylaş
Yaklaşık 26 yıldır Washington’da yaşıyorum. Hayatımın yarısından fazlasını bu şehirde geçirdim. Dış politikaya ve dünyanın gidişatına meraklıyım. Yurt dışında yaşayan ve Türkiye’yi takip etmeye çalışanlar içinde doğru yerde bulunduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Washington, DC ''politika'' dediğiniz zaman dünya siyaset ve dşplomasi kalbinin attığı yerdir. Tahtı sarsılmaya başlasa da ABD hala dünyanın en büyük gücü. O güce yön veren politikalar burdan üretiliyor.

Yıllar içinde Türk ve Amerikalı bir çok diplomatla, devlet görevlisiyle, gazeteciyle, iş adamıyla , akademisyenle ve düşünce kurum yetkilisiyle tanışma imkanı buldum, dostluklar kurdum. Güç odaklarını elinde tutan pek çok isim tanırım, bilirim. Antenlerim sinyalleri iyi alır ve filtre eder.

Yıllardır Türkiye’yi Washington’dan takip ediyorum ve Türk vatandaşı olarak bir çok diaspora insiyatifi içinde bulundum ve hala zamanım oldukça görev alıyorum. Yıllar geçti bir çok hükümet ve başbakan gördüm ama Türkiye’nin dış politikasının böyle aktif bir dönem içinde bulunduğunu hiç görmedim. Afrika’nın en ücra ülkelerine dahi yeni büyükelçilikler açılmasından, Türk Hava Yolları’nın bir diplomasi aracı olarak kullanılmasına kadar da pek çok yeniliğe tanık oluyoruz. Türkiye dış politikada adeta kış uykusundan uyanıyor.

Türkiye’nin dış politikasındaki gelişmeleri takip etmek adına Başbakan Erdoğan’ın BM‘deki konuşmasını da ilgiyle dinledim. Sert, kararlı ve ne konuştuğunu bilen bir rahatlığı vardı. Kendisi ve politikaları ile aynı fikirde olmasanız bile yurt dışında arkasında olmamız gereken bir lider olduğunu düşünüyorum. Türkiye’ye dünya platformunda farklı bir yer bulduğu kesin. Kendisinin son 26 yıldır Turgut Özal’dan Süleyman Demirel’e, Mesut Yılmaz’dan Bülent Ecevit’e pek çok ismin temaslarına tanık olmuş biri olarak farklı bir kabul gördüğü gerçek.

Türkiye şu anda dış politika konuları ile boğulmuş vaziyette.  Dünya haritasında haritada bulunduğu bölgeye göre bu gündem normal. Etraf sorunlarla dolu, komşuların hemen hemen hepsi sorunlu ülkeler. ''Komşularla sıfır sorun politikası'' imkansız. Dış politikada yapılan bazı yanlışları da Türkiye’nin uzun sure idmansız oluşuna bağlıyorum.

Hükümetin bahsettiğim yeni dış politika atağı Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada süper güç olmaya çalışmasıyla alakalı. Türkiye’nin bu alandaki rakibi ise tartışmasız İran. Türkiye'nin en büyük avantajı ise, İran’ın elinde olmayan Batı ülkeleri ile olan ilişkiler. Sadece bu ilişkiler Türkiye’yi bu yolda başarılı kılmaya yeterli. İran zaten izole olmuş durumda. Dünyaya kapalı her ülkede olduğu gibi ‘’ulusal gurur’’ had safhada. Buna benzer bir öz güveni Kuzey Kore’de de görmek mümkün. Türkiye ise tam tersine ekonomisi coşmuş, toplumsal olarak yenilenen ve askeri olarak güçlü bir yapıda. Bu rolü oynamaya hazır. İslam dünyası için bir model. İslam ve modern yaşam biçiminin şu ana kadar yaşayabildiği tek yer.

Türk dış politikası gündemine baktığınız zaman konular ve onların getiri / götürüleri çok ciddi. Her ne kadar ilişkilerin gerildiği söylense de, ABD hükümeti ve Türkiye'nin dünya genelindeki pek çok soruna bakış açısı aynı. Sadece iki konu var ki, bunlar ABD hükümeti kontrolü dışında gelişebilir ve ABD 2012 seçimlerinde iç politika malzemesi olarak kullanabilir.  İsrail ile olan sorunlu ilişki ve giderek artan Filistin söylemi 2012’de ABD’deTürk diasporası ve diplomatlarını en çok zorlayacak konulardır.

Bu iki konu haricinde Türkiye ile ABD arasındaki yoğun işbirliği olan konular şöyledir.
- Suriye: Türkiye hava ambargosu başlattı ve artık Esad rejimini her fırsatta eleştiriyor
- NATO Radar Sistemi: Malatya’ya konulacak bu radar ABD için çok önemli.
- Arap dünyasında liderlik: ABD zaten böyle bir modeli 2003’ten beri konuşuyor
- Afganistan’da Türk askeri : Türkiye bölgeyi bilen bir güç
- Terörle mücadele: ABD ve Türkiye terörle mücade ediyor ve aralarında sıkı anlaşmalar var

İsrail ile olan sorunlu ilişki ABD hükümetinden çok ABD Kongresi’nde problem olacak gibi gözüküyor. Güçlü İsrail lobisinin 2012 seçimlerinde bu konuyu malzeme olarak kullanacağı kesin. Şu aralar Cumhuriyetçi Parti aday adayları bu konuya uzaktan ilgi gösteriyorlar, işler kızışınca gündeme oturması kaçınılmaz. Türkiye’nin ABD iç politikası tartışmalarında malzeme olması Türkiye’nin ABD içindeki halkla ilişkiler girişimlerini zorlar ve negatif bir imajın başlamasına sebep olur. Bu imaj mücadelesi yıllardır verilmiş ve kısa bir süre önce ivmesi Türkiye’ye doğru dönmüştür. Bugün ABD medyasının her kanalında TV, internet medyası, basılı medya olsun Türkiye ile ilgili pozitif yazılar, haberler görmek mümkün. İsrail meselesi ABD içinde bu rüzgarı tamamıyla değiştirecek güce sahiptir. Bunları zamanla göreceğiz düşüncesindeyim. İlk etkisinin ekonomik olarak yaşanacağı bu değişimi ABD kongresinde sözde Ermeni Soykırımı oylaması, askeri alanda iş zorlukları ve Türk diasporasının karşına çıkabilecek bir çok sürpriz takip edebilir.

11 Ekim 2011 - Washington, DC
Ali Gunertem'i Twitter'dan takip etmek icin
http://twitter.com/#!/aligunertem