Anadolu’dan Apalaçya’ya Osmanlı Levendleri

Cumartesi, 28 Kasım 2009 00:09 Facebook'ta Paylaş
Kingsport, Tennessee New York’a yaklaşık dokuz buçuk saat uzaklıkta, küçük bir kasaba. Tennessee, New York, California, Florida gibi çok sayıda göçmenin yaşadığı eyaletlere kıyasla “gerçek Amerika” diyebileceğiniz topraklar. Nasıl ki Yozgat’ı, Trabzon’u, Konya’yı görmeden Anadolu’nun gerçek yüzünü görmüş olmazsanız, aralarında Tennessee’nin de yer aldığı eyaletleri görmeden de ABD’yi görmüş sayılmazsınız. Kingsport kasabası Kentucky, Virginia ve Tennessee eyaletlerinin tam merkezinde, 40 bin nüfüslu bir yerleşim yeri. Son nüfus sayımına göre kasaba halkının yüzde 95’e yakını beyaz Amerikalı. Ve bunların önemli bir kısmı ise kendilerini Meluncanlar olarak tanımlıyor. ABD’de ve Türkiye’de pek çok kişi değişik zamanlarda Meluncanlar’la ilgili az ya da çok bir şeyler duymuş olmalı. Meluncanlar’ın kimler olduklarını nerede yaşadıklarını görmek için Tennessee’deyiz.
Meluncanlar sadece Tennessee’de değil bugün Apalaçya olarak adlandırılan ve ABD’nin 13 eyaletini kapsayan geniş bir bölgede yaşıyorlar. Meluncanların toplam sayıları bir milyonu aşmasına  rağmen kendilerini Meluncan olarak kabul edenler ise 75 bin kadar. Haberin başından beri adı geçen Meluncanlar kimler? Nereden geldiler? Hangi kökene sahipler?

Amerika kıtasına nasıl geldikleri ve kökleri kesin olarak bilinmemesine rağmen haklarında değişik teoriler var. Tarih kitaplarında isimlerine ilk kez 1813 yılında Virginia’da rastlanıyor. Genellikle kendilerini Portekiz olarak adlandıran Meluncanlar, yaptıkları evliliklerle karışık bir ırk türü oluşturmuşlar. Meluncanlar’ın varlığıyla ilk kez karşılaşanlar onları ne beyaz, ne siyah, ne de yerli Amerikalı olarak sınıflandırmışlar. Şehirlerde yaşayan insanlar, çocuklarını korkutmak istediklerinde, “Yaramazlık yapma seni Meluncanlar’a veririm” diye tehdit ederlermiş.

İspanyol denizciler tarafından Amerika kıtasına 1500’li yıllarda getirildikleri tahmin edilen Meluncanlar’ın kökleri Kafkasya, Akdeniz bölgesi ve Anadolu’ya kadar dayanıyor. Yani bir başka deyişle Osmanlı İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü coğrafyanın insanları onlar. Tabii bu sadece teorilerden biri. Meluncan’ın  Türkçe kelime anlamı da zaten “lanetlenmiş can” anlamına geliyor. Uçsuz bucaksız bir kıtaya 1500’li yılların ikinci yarısında zorla getirilenlerin kendilerini lanetlenmiş olarak görmeleri gayet doğal. Ancak Meluncan’ın Fransızca “melange” kelimesinden gelme ihtimali de varsayımların bir diğeri. Melange kelimesi Fransızca’da karışık olarak tercüme ediliyor. Meluncan kelimesi diğer bazı dillerde ise şu anlamlara geliyor: Yunanca’da koyu veya siyah, Afrikan Portekizcesi’nde ise (melungo veya mulango) denizci anlamları taşıyor.

MELUNCANLAR’IN OSMANLI BAĞLANTISI
Hikayeyi biraz gerilere alarak bu konuda tarihsel bazı bilgiler vermekte fayda var. Bir kısım bilim adamına göre bu insanların kökenleri Osmanlıya kadar uzanıyor. Bu tezi savunan isimlerin en ünlüsü ise Prof. Dr. Brent Kennedy. Kökenleriyle tanışmasını bir tesadüfe borçlu olan Kennedy, doktorlarının bir türlü teşhis koyamadığı bir hastalık nedeniyle 1988 yılında yatağa düştü. Yürüyemiyor, hareket etmekte zorlanıyordu. Artık çocukları ve eşiyle vedalaşıp ölümü beklemeye başladığı bir sırada doktoru Brent, kendisine Akdeniz Anemisi (Mediterranean Fewer)  teşhisini koydu. Ancak ortada garip bir durum vardı. O güne kadar kökleri İrlandalı ve İngilizler’e dayandığı söylenen Brent, nasıl olur da Akdeniz insanlarının yakalandığı bir hastalığa yakalanabilirdi?

Çocukken annesine, akrabalarını gösterip sorduğu “Nasıl olurda benim kardeşim diğer akrabalarım İngiliz ve İrlandalı’lardan daha çok doğu insanına benzer?” sorusunun cevabı aklını daha çok kurcalar oldu. DNA testleri yaptırdı. Çevresindekileri de bu testi yaptırmaya ikna etti. Sonuç şaşırtıcıydı. Çünkü sonuçlar köklerinin Azerbaycan, Lübnan, Filistin, Türkiye, Yemen, Suudi Arabistan, Doğu Afrika’ya kadar uzandığını gösteriyordu. 177 Meluncan’ın yapılan kan testlerinde Sarcoidosis, Thalassemia, Behcet’s Disease, Machado-Joseph gibi Akdeniz insanında görülen hastalıklara ait bulgulara ulaşıldı. Hastalık serüveni ile birlikte Türkler’e ilgi duymaya başlayan Brent, ilk kez 1995’de çevresindekilerin gitme demesine rağmen Türkiye’ye yolculuğa çıktı. Bugüne kadar da 10’dan fazla Türkiye ziyareti gerçekleştirdi. Gezdiği Anadolu illerinde gördükleri, köklerinin Anadolu’ya dayandığı tezini güçlendirdi.  1997 yılında yazdığı “The Resurrection of a Proud People: The Melungeons” eserinden sonra “From Anatolia to Appalachia: A Turkish American Dialogue” kitabında Osmanlı-Meluncan bağlantısını araştıran Brent Kennedy’nin öne sürdüğü tezler bilimsel olarak yüzde 100 ispat edilmese de, o kendisini kalben Türk olarak hissediyor.  

AMERİKAN YERLİLERİNİN KONUŞTUĞU TÜRKÇE
Bugün Meluncanlar’ın köklerini araştıran bir komite bile var. Ama bu komitedeki herkes elbetteki Brent’le tamamen aynı düşüncelere sahip değil. Ancak her şeye rağmen Brent’in Türkiye ziyaretleri  Osmanlı-Meluncan bağlantısı tezini güçlendirmiş. Brent, “Biz Amerikalılar genelde karşılaştığımız insanlarla sarılmayız sadece tokalaşırız. Oysa Meluncanlar birbirlerine sarılır. Bu gelenek aile içinde yıllardır yaşattığımız bir özelliğimiz” diyor.

Elbette sadece bu davranış, Meluncanlar’ın köklerinin Anadolu’ya dayandığının bir göstergesi değil. Brent Kennedy, ABD’de yaşayan Yerli Amerikalı kabilelerin kullandıkları dil ve soyisimlere de dikkat çekiyor. Cherokiler’in saate kendi dillerinde “saats”, anneye “ana-ta”, babaya “atta” diye hitap ettiklerini vurguluyor. Bu kelimeler Türkçe’de saat, anne ve baba kelimeleriyle benzerlik gösteriyor. Bir başka Amerikan yerli kabilesi olan Creekler’inde kutsal adamlarına “Hadjo” olarak hitap ettiklerini dile getirirken Türkçe’de din adamlarına “hoca” denmesinin tesadüf olamayacağına dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra Meluncanlar’ın çocuklarına genellikle Didima (Didim, Aydın’ın ilçesi), Alania (Alanya, Antalya’nın ilçesi), Mahala gibi isimler verdiklerinide söylüyor. Brent, Amerikan yerlilerinin Türkçe’den etkilenmesini de 1500’lü yıllarda aralarına karışan Osmanlılar’a bağlıyor.

Brent Kennedy, annesinin ve teyzesinin sık sık kullandığı “gaumy” kelimesi ile Türkçe’de kullanılan “gam” kelimesinin Apalaçya’da kullanılmasını da manidar buluyor. Apalaçya’da yer alan değişik yerlerin isimleri ile Türkçe arasında da bağlantı kurmaya çalışıyor. Niagara Şelalesi’nin  “ne yaygara” kelimesinden, Delaware eyaletinin “dilhah yer” (güzel topraklar), Kentucky’nin “kan tok”, Virginia’da Amerikan yerlilerinin yaşadığı ve kaliteli pamuk üretimi ile tanınan Pamunkey isminin Pamuk-iye kelimesinden türetilmiş olduğu ihtimali üzerinde duruyor. Brent kitabında, benzerliklerden bahsederken şunları söylüyor: “Anadolu folk danslarını seyrettiğimde büyük şaşkınlık duydum. Oyunların Apalaçyalılar’ınkiyle büyük benzerlik taşıdığını gözlemledim. Yerli Amerikan  kabilelerden Cherokee Şefi Sequoya’nın kıyafetinin benzerlerini İstanbul Deniz Müzesi’nde gördüğüm Osmanlı Deniz Levendleri’nin kıyafetlerinden farkı yoktu.”

Brent ayrıca  Türkçe’de hayır anlamı taşıyan ve başı yukarı doğru kaldırarak çıkarılan “cıkk” sesinin, kendi aile fertleri tarafından kullanılmasına da dikkat çekerek şunları dile getiriyor: “Annemin, bir şeye hayır demek istediğinde başını yukar doğru sallayıp ‘cıkk’ dediğini hatırlarım hep. Aynı davranış şeklini Türkiye ziyaretimde gördüğüm insanların da yaptığına tanık oldum.”

İNEBAHTI SAVAŞI’NDAN CAROLİNA KIYILARINA
Amerika’da okutulan tarih kitaplarında İngiltere’den gelen kolonilerin tarihi 1607 yılında Jamestown, Virginia’ya ayak basmalarıyla başlıyor. Bu koloniyi 1627 yılında Mayflower Gemisi ile gelen ikinci koloni izliyor. Ancak aynı tarih kitapları bu iki koloniden önce kıtaya gelen üçüncü bir koloni olduğunu ve akibetlerinin ne olduğunun bilinmediğini de yazıyor.  Kayıp Koloni’nin izlerinde o dönemdeki Osmanlı vatandaşlarının olması da bir ihtimal.

Brent Kennedy, 16’ncı yüzyılda Virginia ve Carolina’da yaşayan Portekizler’in yanı sıra Ermeni ve Türkler’in de olduğunu söylüyor. Birbirleriyle evlenip, mahalle kuran Osmanlı vatandaşlarının ABD’ye nasıl geldiği ise bir başka ilginç hikaye. Brent, 1586 yılında dünyanın en önemli deniz kaptanlarından İngiliz Sir Francis Drake tarafından North Carolina kıyılarına terk edilen gemi mürettabatı içinde 100 kadar da Osmanlı Levend’inin olduğunu iddia ediyor. Brent, onun içindir ki kendisine Levend diye hitap edilmesinde de herhangi bir sakınca görmüyor. Peki ama bu Osmanlı Levendleri nasıl oldu da Sir Francis Drake’in gemisinin mürettebatı oldular? Bu sorunun cevabını araştırmak içinde biraz Osmanlı arşivlerine bakmakta fayda var.

1571 yılında Osmanlı Donanması Akdeniz’de, Venedik, İspanyol, Malta ve Papa’nın donanmalarından oluşan güçlere İnebahtı Deniz Savaşı’nda (Battle of Lepanto) yenilince tahminen 10 bin kadar Osmanlı deniz askeri İspanyollar’a esir düştü. 300 gemisinden 260’ını kaybeden Osmanlı Donanması Akdeniz’de ilk yenilgiyle tanıştı. The Roanoke Voyages editörü David Beers Quinn’in araştırmalarına göre İspanyollar’a esir düşen Türk, Güney Amerika yerlileri ve Portekizler, bir başka savaşta Güney Amerika seferinde bulunan dönemin ünlü denizcilerinden İngiliz Kaptan Sir Francis Drake’in gemisine esir olarak geçti. Tutsakları Karayipler’de düşmanı İspanyollar’a karşı kullandıktan sonra Küba’da kuracağı koloniye yerleştirmek isteyen  İngiliz Kaptan Sir Francis Drake’in karşısına doğal engeller çıktı. Kaptan Drake, fırtına yüzünden Küba yerine Amerika kıyılarına yanaştı. Roanoke Island, North Carolina kıyılarına gelen Kaptan Drake’ı kıyıda ülkelerine dönmeyi bekleyen İngiliz askerleri de beklemekteydi. Roanoke Island’a daha önce yerleşen Ralph Lane Kolonisi’nin askerlerine gemide yer açmak için bir yol vardı o da gemide bulunan esirleri Amerikan kıyısında kaderlerine terketmekti. 

İngiliz arşivlerine göre esir Osmanlılar’dan sadece 100 tanesi 1586-87 yıllarında anavatanlarına döndüler. Kaptan Drake, gemide bulunan Osmanlılar’ın bir kısmını Cartagena (Bugünkü Kolombiya’da bir kıyı şehri), veya Santo Domingo’da serbest bıraktı. Diğer bir kısmı da Amerika kıtasında kalmak zorunda kaldı. Yaşamlarını sürdürmek ve çoğalmak için bölgedeki yerli kabilelerle tanıştılar, evlendiler ve daha sonra baskın Anglo-Sakson İngiliz güçlerine boyun eğip dinlerini değiştirdiler. 

ÜNLÜ MELUNCANLAR
Brent’in  kitabında da yer aldığı gibi Meluncanlar’la bağı bulunan bir çok ünlü isim var. Elvis Presley ve Amerikan’ın eski başkanlarından Abraham Lincoln bunlara birer örnek. Elvis Presley’in annesinin ailesi 1800’li yılların başında North Carolina’dan göç etmiş. Presley’in ikinci kuşaktan anneannesi olan Morning Dove White’ın soyisminin de Meluncanlar tarafından yaygın olarak kullanıldığına dikkat çekiyor Brent. Elvis’in ismi üzerine de araştırma yapan Brent, Arapça’da Temmuz ayı anlamına gelen “Eulalia”,  aynı zamanda İspanya’da iyi bilinen bir antik kilise ismi olan “Santa Eulalia” ve Portekiz’de bir kasaba olan “Elvas” ile Elvis ismi arasında bağlantı olduğunu savunuyor. Meluncanlar’ın köken olarak sadece Osmanlıdan gelmedikleri aynı zamanda Portekiz ve İspanyollar’a dek uzanan bir bağları bulunduğu düşünüldüğünde, Elvis Presley’in de bu zincire eklenmesi mantıklı geliyor.    

Türkler’in Amerika’nın kuruluşunda rol oynayan uluslardan biri olduğunu savunan Brent, Amerikalılar’ın sadece Avrupalı değil, Azeri, Kıbrıslı, Tel Avivli, İstanbullu kuzenleri olduğu gerçeğini bilmeleri gerektiğini söylüyor.   

Brent’in başlattığı araştırmalar Apalaçya ve Türkiye arasındaki bağların artmasına da katkıda bulunmuş. Apalaçya’dan binlerce öğrenci Türkiye’den mektup arkadaşı edindi. University of Virginia’s College at Wise ile Dumlupınar ve İstanbul Üniversiteleri karşılıklı öğrenci değişimine başladı. İzmir’in Çeşme ilçesi ile Virginia’daki Wise kasabası kardeş şehir ilan edildiler. Çeşme’nin ana caddelerinden birine Wise adı verildi.

Meluncanlar 17 Ağustos 1999 depreminde topladıkları yardımları depremzedelere ulaştırırken, yaşanan acılara ortak oldular. 2008 yılında Tennessee’den kalabalık bir Meluncan grubu New York’taki Türkevi’ne kendileri için düzenlenen etkinliğe katılmak üzere geldi. Geçirdiği hastalık nedeniyle tekerlekli sandalyeye bağımlı olarak yaşayan Brent de otobüsle süren 10 saati aşkın yakın yolculuğa Meluncan arkadaşlarıyla birlikte katıldı. Brent, arada bir akrabalık bağı olmasa dahi Türk olmaktan mutluluk duyduğunu söylüyor ve ekliyor: “Hepimiz bir anne babadan geldik ve sonuçta hangi ırktan, hangi dinden olursak olalım insanız.”

OSMANLI BAĞLANTISI İÇİN UZMANLAR NE DİYOR?
Brent Kennedy, Meluncanlar’ın hikayesini kitabına konu ederken konunun uzmanlarıyla da röportajlar yaptı. İşte bu uzmanlardan bazılarının Meluncan-Osmanlı bağlantısı hakkındaki görüşleri:

Carrol H. Goyne (Araştırmacı, Emekli Hava Kuvvetleri askeri): “1586’da Amerika kıtasına gelen İngiliz Kaptan Sir Francis Drake gemisinde sayısı tam bilinmeyen Türkler vardı. Bu Türkler’den bir kısmı kendi ülkelerine döndü ama kalanlardan bir kısmının Amerika kıtasındaki Meluncanlar’la bir bağlantısı olduğuna inanıyorum. Bu bağlantı nerede gerçekleşti tam bilmiyorum ama, 17’nci yüzılda Virginia’daki kolonilerde Türkler’in var olduğuna inanıyorum.”

Joseph M. Scolnick (Prof. Politik Bilimler, University of Virginia’s College at Wise): “Osmanlı-Meluncan bağlantısı henüz kesinleşmiş değil. İki grup arasında bağlantı var ama, diğer Meluncanlar’ın geçmişini anlatan diğer hikayeler kadar güçlü değil. Benim iki grup arasında bağ olduğuna dair şüphem yok ancak, Osmanlı döneminde yaşayan insanlar da baskın bir etnik köken yok. Anadolu’da yaşayan insanlar karışık etnik gruplardan. Onun için Meluncanlar’ın kökeninde sadece Türk kanı aramak yanlış olur. Bugün İstanbul, Ankara, İzmir’de sokakta gördüğünüz insanlar arasında dahi fiziksel olarak büyük farklılıklar var. Gördüğüm insanların çoğunu Güney Avrupalılar’a benzettim. Onun için DNA test sonuçları Meluncanlar’la bağı güçlendirmede tek başına kanıt olamaz.”

MELUNGEON HERITAGE ASSOCIATION
Meluncanlar’ın tarihini ve kültürünü araştırmak amacıyla kurulan Melungeons Heritage Association (MHA), uzun yıllar ayrımcılığa ve baskıya tabii kalmış Meluncanlar’ın saklı geçmişlerini kamuoyuna duyurmak için çalışıyor. MHA’nın ana amaçlarından birisi de karışık etnik kökene sahip Güney Apalaçyalılar’ın (Meluncanlar) kültür ve miraslarını korumak, belgelemek. Pek çok değişik etnik kökenin karışımından oluşan Meluncanlar’ın bu etnik ve kültürel ayrılıkları bir zenginlik olarak adledip bu yapısını korumak.
Her yıl geleneksel olarak biraraya gelen Meluncanlar, 12. kurultaylarını Harrogate, Tennessee’de 17 Haziran tarihinde yaptı.

MELUNCANLAR’LA İLGİLİ DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN
Eğer Meluncanlar’ın hikayesine ilgi duyuyorsanız okumanız gereken pek çok kitap ve araştırma dosyası mevcut. İnternetteki resmi Meluncan sitesinde (www.melungeon.org) duyuruları, araştırmaları ve Meluncanlarla ilgili gelişmeleri bulmak mümkün. Eğer Osmanlı-Meluncan bağlantısını irdelemek istiyorsanız Brent Kennedy’nin yazdığı iki kitabı da okumanızda fayda var. Brent Kennedy ve Robyn Vaughan Kennedy imzasıyla 1997’de yayımlanan ilk kitap; “The Melungeons: The Resurrection of a Proud People”, basılmak için uzunca bir süre yayınevi aramış. Kennedy’nin çalışmaları pek çok çevre tarafından uzunca bir süre görmemezlikten gelinmiş ancak sonunda Georgia’da bulunan Mercer University Press kitabı basmayı kabul etmiş. Kennedy’nin Joseph M. Scolnick ile birlikte kaleme aldığı ikinci kitabı “From Anatolia to Appalachia” eseri ise ağırlıklı olarak Osmanlı-Meluncan bağlantısına ayrılmış ve bu konuda uzmanlarla yapılan röportajlara yer verilmiş. İlk baskısı Kasım 2003’te yapılan kitap yine Mercer University yayınları tarafından basılmdı. Kitapları amazon.com sitesinden alınabildiği gibi Melungeon Heritage Association’dan da sipariş edilebiliyor.