Jack Mehmet’in Hikayesi

Cumartesi, 28 Kasım 2009 00:36 Facebook'ta Paylaş
Ayşe Önal Zamboğlu - Yeni bir kita, yeni bir dűnya dolayısıyla yeni bir hayat vaadi. Başa çıkılması műmkűn olmayan bir cazibe. Diğer kıtalarin yorgun geçmişine karşı, bu yeni kıtada ileride geçmiş olacak gűnleri yorma imkanı. Milyonlar kapıldı bu cazibeye, dünyanın dört bir tarafından hayatlarının çantaya sığan miktarı ile dűştüler yola. Yeniden başlamak, yeni bir hayat kurmak için, vatan hasretine umutla karşı koydular. Babamın amcası Jack Mehmet’in hikayesi, ABD'ye ilk gelen Türklerin başlarından geçenlerin güzel bir örneği. Paylaşılan anılar olmayınca o kişinin hatırasını besleyen, “Amerika’ya gitmiş ve orada kalmıştan” ibaret olan hayatı, eksik ayrıntılarına rağmen çok ilginç ve de hüzünlü gelmişti bana. 1908 yılında İstanbul’dan yeni kıtaya doğru yola çıkan genç Mehmet’in aklında ne vardı bilemiyorum. Ama uçak yolculuğunu tercih etme şansı olmadığı için, uzun bir gemi seyahati sonucu yeni kıtaya ayak bastığını ve hemen ardından başladığı uzun kara yolculuğunu da Chicago’da sona erdirerek yeni hayatına bu şehirde başlamış olduğunu biliyorum.

Elazığli Ali Efendi’nin oğlu Mehmet, her göçmenin yaptığı gibi para kazanmak için garsonluktan kumarhane işletmeciliğine kadar bir çok iş değiştirmiş. Hayatını rayına koyduktan sonra ilk ve tek ziyaretini yapmış memleketine, hasta babasını görmek için 1919 yılında İstanbul’a gitmiş. Amerika’ya dönerken küçük kardeşi Halil’i de yanında götürmek istemiş. Ancak Halil memleketinden ayrılmak istememiş. Yıllar yılları kovalamış, zaman Mehmet’i Jack Mehmet Philips yapmış. İki kez evlenmiş Jack Mehmet, hiç çocuğu olmamış. Zengin olmuş ama yalnız őlműş.

1956 yılında film sahnelerini aratmayacak bir hikaye yaşanmış Chicago’da. Mehmet’in kardeşi kűçűk Halil’in, yani Jack Mehmet’in kardeşi İstiklal Madalyalı Halil Binbaşı’nın oğlu, Hava Kuvvetleri pilotu Gűngőr, uçuş eğitimi için Kanada’da bulunduğu sırada, Chicago’da olduğunu bildiği amcasını ziyaret etmek istemiş. Çoğunlukla Tűrklerin yaşadığı bőlgeye gelmiş ve karşılaştığı ilk Tűrk’e amcasını sormuş. Aldığı cevap aradığı adamın ağzından çıkmış. Bu şaşırtıcı ve güzel tesadüf Jack Mehmet’i de yeğenini de çok duygulandırmış. Muhabbetleri veda kucaklaşmasıyla sonlanmış ve Gűngőr, Jack Mehmet’in őlmeden őnce gőrdűgű son akrabası olarak memleketine geri dőnműş.

Ne hissetmiştir acaba Jack Mehmet? Memleketinde yaşanmamış, yaşayamadığı bir hayatı olduğunu fark etmiştir belki. Belki, uzun yıllardır içinde taşıdığı, yavaş yavaş sıradanlaşan hasretinin kokusu keskinleşmiştir birden bire. Belki sadece sevinmiştir yeğenini gőrdűgűne. Bizim bildiğimiz de sadece bu zaten, yeğenini gőrdűgűne çok sevindiği.

Aile içinde anlatılan en merak uyandıran hikayelerden biri dedem Halil Binbaşı’nın kardeşi, büyük amcam Jack Mehmet’in hikayesi. Eskiden beri duyduğum, bu hikayede hep hűzűnlű bir yan buldum ben. Vatanından uzakta, kimsesiz őlme fikrine bir tűrlű alışamadım sanırım.

Aslında hayat doya doya yaşanmışsa, nerede ve nasıl yaşama veda edildiğinin pek bir őnemi yok belki…Belki bizim burnumuz alışamadı daha hasretin kokusuna, Beyoğlu’ndaki bir kahvehaneden az őnce çıkan delikanlının űstűne sinen tűtűn kokusu gibi keskin hala. Yıkamakla, yıkanmakla çıkacak gibi değil. Havalandırmak gerek.