27 Haziran 2017

 

Amerika Süper Gücünü Kayıp mı Ediyor, Bize mi Öyle Geliyor?

Salı, 20 Aralık 2011 15:26 Facebook'ta Paylaş
Geçen akşam CNN'de Erin Burnett'in ''OutFront'' programında Google CEO’su Eric Schmidt’i dinliyordum. Herkesin ABD ekonomisinin hala çok zor bir dönemin içinde olduğunu konuştuğu, kara tünelin sonundaki ışığın hala görünmediği ve Wall Street göstericilerinin Time Dergisi'nde yılın kişisi seçildiği bir dönemde kendisi ABD nin geleceğinden çok ümitli olduğunu söylüyordu. Hala dünyanın en iyi araştırma yapılan üniversiterinden 18 tanesinin ABD'de olduğunu, ABD'nin hala dünyanın yenilikte / icat’ta bir numara olduğunu, ABD'nin yenilik merkezi olduğunu, her an bir iki gencin yeni bir Google / Twitter veya Facebook ile ortaya çıkabileceğini söyledi.
Geçen ay yine CNN'de Piers Morgan’nın programına katılan NY Times yazarı Tom Friedman da Çin için “Onlar ne kadar bizden hızlı teknoloji çalarsa çalsın ABD'de aynı hızla üretiyor,” diyordu.

ABD başkan seçimi ön tartışmalarında en önemli konu ekonomik sıkıntı. Irak savaşının bitmesi, Osama’nın öldürülmesi Başkan Obama için faydalı bir iki not, ekonomi de bir kıpırdanma olmazsa işi zor.

Bence yıllar önce küreselleşmenin başlaması ile ABD maliyeti daha ucuz diye Amerikan vatandaşlarının yapabileceği işleri başka ülkelere göndermekle en yanlış işi yaptı. Çin’i dünyanın üretim dinamosu, Hindistan'ı da dünyanın teknik servis merkezi olmasına yardım etti. İşsizlik artmış durumda ve bir çok Amerikan işi başka ülkelerin vatandaşları tarafından yapılmakta. Kasım 2011’de açıklanan verilere göre ABD’de işsizlik oranı yüzde 9.

ABD’nin dev şirketleri müşteri servislerini, araştırma-geliştirme merkezlerini Hindistan gibi işçilik maliyetinin daha düşük olduğu ülkelere kaydırmış durumda.  Time Warner, AOL, AT&T ve MegaPath gibi telefon ve internet sektörünün önde gelen şirketlerinin müşteri hizmetleri Hindistan’dan yapılmakta. ABD’den müşteri hizmetleri arayan biri, telefonda karşısında Hindistan’tan bir yetkiliyi bulmakta. Teknik destek çok zor bir seviyede olmadığı sürece oradan idare edilmekte.

İşleri dışarı gönderen şirketler arasında havayolu şirketlerinden bankalara kadar pek çok şirket bulunuyor. Delta Airlines, HSBC, Verizon, Cisco, Capital One ve Alcoa gibi 400’den fazla şirket Hindistan’da iş yaptırtıyor. Son zamanlarda Amerikalı tüketicinin bu durumdan memnun olmadığı ortaya çıktı. Kültürel fark, lisan zorluğu ve işlerin zamanında yapılamaması bu şirketlerin işlerini ABD’ye geriye getirme dönemine başladıklarını gösteriyor.

Bu dönemde gelişmekte olan büyük ekonomilerin bundan büyük bir fayda gördüğü tartışılmaz. Öğrenilen teknik bilgi ve beceri inanılmaz. Bu büyük ekonomiler deyince aklımıza hemen Çin ve Hindistan geliyor. Bu iki ülkede toplam olarak 2.5 milyar insan yaşıyor ve küreselleşmenin en hızlı olduğu dönemde bu insanlar küresel ekonomiye entegre oldular. Bu entegrasyon aslında kolay olmadı sancıları çok fazla. Şu andaki petrol fiyatları bu sancının en gözüken kısmı. Bütün bu gelişmelerin daha açık bir dille anlatımı, zaten kısıtlı olan enerji kaynaklarının daha fazla ve hızla tüketilmesidir. Gelişmekte olan ülkelerin enerji pastasından yeni dilimler koparmak için piyasaya adım atmalarıdır.

İnsanoğlu enteresan bir zaman diliminden geçiyor. Batı dünyası şu anda gelişen büyük ekonomilerin yaptıkların yıllar önce yaptı. Ve şu anda bunlardan neyin doğru neyin yanlış olduğu ortada. Sorumsuz tüketimcilik akımı ABD’de başladı ve yine ABD’de bitip insanların yaşamak için başka doğal kaynaklara yönelmesi ile değişik bir yöne gitmeye başladı. Basit olarak söylersek zaten bugün dünyayı tüketmiş durumdayız. Her geçen gün çocuklarımızın cebinden yiyiyoruz. Çin ve Hindistan’ın küresel entegrasyonuna bakıyorum gayet  sorumsuz bir şekilde geldiler. Aklı başında olan insanlar buna şimdiden çare aramaya başladılar. Yakın gelecekte küçük alanda kendilerini yaşatacak ekonomik yapılanmayı kuruyorlar ve alternetif enerji kaynaklarını hayata geçirmeyi başlattılar.

Bu gelişmenin başında olan ve tüm potansiyelini yakalamamış olan Türkiye iyi bir planlama ile yakında patlayabilecek ekonomik sıkıntılardan daha az yara alarak çıkabilir. Ancak gördüğüm kadarıyla Türkiye de Hindistan ve Çin gibi kontrolsüz ve eğitimsiz büyüyor. Bu planlamada kişisel eğitim çok önemli, sonunda hem planlamayı hem de tüketmeyi kişisel olarak yapıyoruz. Eğer kısıtlı kaynakların kullanımında yetişen nesli bilinçlendirmez, sorumluluk sahibi kamu ve özel kuruluşlar harekete geçirmezse çok geç olabilir.

Ali Günertem'i Twiiter'da takip etmek için @aligunertem