Amerika Birleşik Devletleri’nde İlk Türkler

Perşembe, 24 Aralık 2009 16:00 Facebook'ta Paylaş

1893'te Chıcago'da yapılan fuarda Osmanlı pavyonu.Amerika’nın keşfinin 400. yılına denk gelen 1893 yılında Chicago sokakları ilk kez Osmanlı kültürüne ait mimari, sanat ve yemek çeşitleriyle tanışıyordu. II. Abdülhamid, Osmanlı kültürünü Amerika’ya tanıtmak adına Amerikan hükümetinin de katkılarıyla Chicago’da sergi amaçlı bir Türk Köyü kurduruyor. Hatta marangozluğa meraklı olan Sultan II. Abdülhamit de sergiye bir eseriyle katılarak 1. elde ediyordu. 1. Dünya Savaşı’na denk gelen günlerde İndiana’dan yakınlarına kavuşmak için bilet alan Türkler memleketlerine gidemiyordu.

Çünkü Osmanlı ve ABD savaşta ayrı kamplarda savaşıyordu. Yunus Yaşo isimli bir Türk 1915’lerde Hristiyan mezarlığına gömülmemek için Ohio Clevand’ta ilk Türk mezarlığını açtı. 1923 yılında ise Detroit’te yaşayan Türkler su ihtiyaçlarını mahallerinde bulunan Osmanlı mimarisiyle yapılmış çeşmeden karşılıyordu. Detroit’teki Ford fabrikasında 1900’lü yıllardaki grev yıllarında kalacak yer ve barınacak karşılığı işe başlayan iki Türk genci uzun yıllar fabrikada çalışıyordu. Kardeşlerden biri Türkiye’ye geri dönerken diğeri Ford’un en gözde çalışanlarından biri olmayı başarıyordu.

Makedonya’dan Amerika’ya göç eden Türk işadamı Nazmi Cemal, New York’taki fabrikasında 33.5 metre uzunluğundaki o dönem Avrupa’nın en yüksek bayrak direğini tek parça pirinçten inşaa ediyordu. Bu direk hala Anıtkabir’de Türk bayrağını en yüksekte dalgalandırmaktadır. Türkiye’nin New York Başkonsolosu Cemil Vafi’ye 1946’da teslim edilen bayrak direği, 9 Kasım 1950’de yerine yerleştiriliyordu. Nazmi Cemal 10 yıl süreyle de direğin bakımını üstleniyordu.

İLK TÜRKLER ve HİKAYELERİ   
Amerika’ya ilk adım atan Türkler’in hikayeleri elbette bunlarla sınırlı değil. Parçalanmakta olan Osmanlı İmparatorluğu’nun savaştan ve yoksulluktan usanan son kuşak temsilcileri 1860’lı yıllardan itibaren misyonerlerin de etkisiyle ABD'yi keşfetti. Yeni kıtaya adım atan ilk Türkler’in büyük çoğunluğu Elazığ’ın Harput ilçesinden geliyordu. Türkler o dönem New York ve New Jersey gibi şimdinin gözde eyaletlerini değil Massachusetts, Pennsylvania, Indiana, Michigan gibi eyaletlere yerleşti. Çelik, ayakkabı, deri fabrikalarında çalışıp demiryolu inşaatlarında görev aldı.

Genelde ailelerinden ayrı, bekar olarak geldikleri için de en büyük sıkıntıyı evlilikte yaşadılar. Müslüman kız bulup evlenmekte zorlandıkları için de eş olarak kendilerine Alman ve İrlandalı kızları seçtiler. Türkiye’de evli olanlardan ise eşini getiren çok az oldu. 1930’larda yaşanan Amerika’daki ekonomik buhran ve Atatürk’ün yaptığı yurda dönüş çağrısının etkisiyle bir kısmı anavatana geri döner.

OSMANLI’DAN 1.2 MİLYON GÖÇMEN
ABD'deki ilk Türkler’in öyküsü Cleveland’taki Case Western Reserve Üniversitesi’nden tarih profösörü John Grabowski ile Ege Üniversitesi öğretim görevlisi Sedat İşci’nin çabalarıyla gün ışığına çıktı. Aslen Polanyalı olan Grabowski’nin ataları da aynı yıllarda Türkler’le birlikte ABD yolunu tutanlardanmış. 1999 yılında başlanan araştırmalar sonucu ABD'ye ilk gelen Türkler’in ikinci ve üçüncü kuşak yakınlarından yaklaşık 1000 kişiye ulaşıldı. 4 Ocak 2003’te İstanbul’daki konferansa biraraya gelen ilk Türkler’in torunları her ne kadar dedelerinin doğdukları topraklarda bağları kalmasa da Mayıs 2003 ayında Harput’ta düzenlenen bir şenlikle ilk kez ata yadigarı toprakları gördü.

Amerikan kayıtlarında 1860-1921 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı topraklarından toplam bir milyon 200 bin kişi göç etmiş. Bunların 200 bini Türk ve müslüman geri kalanı Hristiyan. Göç edenler özellikle Suriye, Ürdün, Kuzey Irak’tan gelmiş. Proje kapsamında diğer ilgi çekici çalışma ise 1923’te Detroit’te bulunan bir çeşmenin aynısının yapılarak eski yerine monte edilmesi. Türkiye’de kurulu Subaşıoğlu Mermer sponsorluğunda tarafından yapılan çeşme, 80 yıl sonra yeniden akmaya başladı.

AMERİKA’DAKİ İLK TÜRK GAZETESİ “UNITY”
Amerika’da yayımlanan ilk Türk gazetesi 1923 yılında “Unity” adıyla yayımlanmış. Osmanlı Teavün Cemiyeti tarafından ayda üç kez yayımlanan gazetede Kurtuluş Savaşı sonrası Türkiye’de yaşanan gelişmeler haber olarak taşınmış. Amerika’daki mütevazi maaşlarından ayakları üzerinde durmaya çalışan ülkelerine para göndermeyi de ihmal etmemiş ilk Türkler. 500 bin dolar Türkiye’deki yetimlere para göndermişler. Kurdukları dernekler konsolosluk gibi çalışmış. Araştırmacı Sedat İşçi’nin bulduğu belgeler arasında Detroit’teki Türkler’in Kızılay’a gönderdiği paranın makbuzu da bulunuyor.   

1893’TE CHICAGO'YA TAŞINAN OSMANLI KÜLTÜRÜ*

1880’li yılların sonunda Avrupa’da düzenlenen sergilerden esinlenen Amerikan hükümeti sanayi ve ekonomik gücünü göstermek için Amerika’nın Kristof Kolomb tarafından keşfinin 400. yılına denk gelen 1893 yılı şerefine Chicago’da bir sergi düzenler.

Dünya çapında pek çok ülkenin katıldığı bu sergide Osmanlı Devleti de hazır bulunur. O sırada tahtta bulunan Abdülhamid Osmanlı’nın kültür ve sanat alanındaki gelişmesini dünyaya göstermek için bu sergiyi iyi bir fırsat olarak görür. Abdülhamid, Amerika Birleşik Devletleri kongre üyesi olan S. Hewitt ile iyi ilişkiler kurmuş, uluslararası konuşmalarda bulunmuştur. Bu vesile ile Osmanlı Devleti 1893 Chicago Sergisi’nde Türk maden ürünleri Amerikan pazarına tanıtılmıştır. Abdülhamid Osmanlı kültürünün tanıtılması için aynı zamanda Amerikan Devlet Kütüphanesine çeşitli kitaplar bağışlamış ve  büyük bir fotoğraf kolleksiyonu armağan etmiştir.

KRİSTOF COLOMB SERVET-İ FÜNUN’A KAPAK

Abdülhamid’in bu girişimleri  sayesinde Osmanlı devleti yabancı devletler üzerinde güzel etkiler bırakmış, basın yoluyla gücünü halka gösterme şansı da elde etmiştir. Osmanlı basınında bu olay büyük yankı bulmuştur. Servet-i Fünun dergisinin 22 Ekim 1892 tarih ve 93 nolu sayısı Kristof  Kolomb özel sayısı olarak basılmıştır. Bu yazı dizisi sergi kurulunca madalya ile ödüllendirilmiştir. Bunun yanı sıra sergi süresince Amerika’da çeşitli aylık Türkçe gazeteler basılmış ve sergi hakkında çeşitli haberler ve fikirler ortaya konmuştur.

Sanatçılar da sergiye yakın ilgi göstermişler, bazı ressamlar sergiye tablolarıyla katılmışlardır. Hatta marangozluğa meraklı olan Sultan II. Abdülhamit de sergiye bir eseriyle katılarak birincilik elde etmiştir. Deniz Müze’sinde sergilenen bazı belgelerden Chicago Sergisi’nde ödül alan eşyalar hakkında daha geniş bilgiye ulaşmak mümkündür. Bunlardan en önemlileri İstanbul’un eski sanayi kuruluşlarından olan Feshane Fabrikası’nın yünlü dokuma ve fesleriyle ödüllendirilmiş olmasıdır.

Chicago Sergisi’nde Osmanlı ürünlerinin yer aldığı Osmanlı Sergi Binaları Jackson Park’ta, Osmanlı kültürünü yansıtan Türk Köyü de Midway’de yer almıştır.

Midway’de yapılan etkinlikler arasında; Eski Viyana Köyü’nde Viyana Kahvesi, İrlanda köyünde Ortaçağ Karakteri ile inşa edilmiş Blarney Şatosu, Amerika’dan Kızılderili sergisi, Almanya Köyü, Ferris Tekerleği adı verilen dönme dolap, Kahire sokaklarının görüntüleri sayılabilir. Bunların yanısıra Doğu Hindistan mallarının satıldığı Doğu Hint Pazarı, minyatür Eyfel Kulesi, Macar Çigan gösterileri, Arap sarayı, Alman köyü ve konser bahçesi  serginin ilginç etkinlikleri olarak kabul edilebilir.

Midway’in eğlencenin yanısıra eğitim yönü de dikkat çekmiştir. Bu sergide Dünya Kongresi 700 bin seyirciye ulaşmıştır. Eğitim, mimari, müzik, sosyal reform, tıp, ticaret ve bilim konulu toplantılar yapılmıştır.

NARGİLEDEN TİYATROYA
Türk Köyüne gelecek olursak, tek kubbeli bir cami, kırk dükkandan oluşan bir çarşı, bir tiyatro, İran çadırı, kahvehaneler ve lokantalar kurulmuştur. Şam sarayı Osmanlı ve Memluk mimarisinin güzel bir yansıması olarak kayıtlara geçmiştir. Caminin yanında misafirlere limonata ve şerbet ikramı yapan, Türk içeceklerini tanıtan bir bir çadır da yer almaktadır. Halılar, kilimler, işlemeler, gümüş eşyalar, çeşitli el sanatları örnekleri şatışta öne çıkan ürünlerdir. Kahvehanelerde Türk kültürünü yansıtan nargile ve mola kahvesi ikramı yapılmıştır. Köydeki tiyatroda sergilenen “Şark’ta Bir Düğün”  ise Türk gelenekleri tanıtan muazzam bir oyun olmuştur.

Türk Köyü’nde kurulan İstanbul Caddesi’nde ise İstanbul’un Sultanahmet’deki Hipodrom, Yılanlı Sütun ve Dikilitaş kopyaları sergilenmiştir. Binalar yalın bir mimari karakteri göstermiştir. İç mekanlar geleneksel Osmanlı yaşamını temsil eden eşyalarla donatılırken, Batı etkisi ile gelen kültürü yansıtan dekorasyon ürünleri dikkat etmiştir. Binanın yer ve taban döşemesinde kullanılan halılar, sedirler, minderler, sedef kakmalı sehpalar  gelenekseli temsil etmektedir. Diğer taraftan konsol, yazıhane ve tablolar Batı tesirinin apaçık bir yansımasıdır. Bu eşyalardaki sedef kakmaları ve ahşap işleme tekniği Osmanlı-Batı sentezinin bir ürünü olarak dikkat çeker.

 Sonuç olarak sergide Osmanlı’nın yaptığı başarılı tanıtımı başta Sultan Abdülhamit olmak üzere devletin başındakileri sanayileşme yolunda atılıma sevk etmiş, dış piyasayla rekabet gücüne ulaşmak için yeni fabrikalar kurulmasına vesile olmuştur.
(*) Araştırmacı Prof. Sedat İşci tarafından kaleme alınmıştır.
İlk Türklerin resimleri için tıklayın.