30 Mayıs 2017

 

2020 Olimpiyat Oyunlarını Aldık! Ya Sonrası

Cuma, 01 Haziran 2012 22:43 Facebook'ta Paylaş

Medeniyetin en önemli  fenerlerinden biri olan Yaz Olimpiyatlarının İstanbul tarafından organize edilmesini düşünmek bile heyecen verici.  İstanbul bu şöleni düzenlemek için akla gelebilecek dünyanın en güzel şehirlerden biri, Türkiye’nin kalbi. kültürel olarak asırlarca değişik medeniyetleri misafir etmiş olan İstanbul’un yaz olimpiyatlarını şimdiye kadar misafir etmemiş olması zaten başlı başına ilginç bir durum.  Bugün Orta Doğuda liderliğe oynayan ve yakın gelecekte dünya güçlerinden biri olmaya soyunmuş  Türkiye için olimpiyat düzenlemiş olmak toplumun kendine olan güveninin artması için büyük bir artı.

 
Olimpiyat düzenlemek sadece bir spor şöleni düzenlemek değildir.  Ev sahibi  ülkenin bazı tabuları aşmış, toplumsal barışı bulmuş , eğitim seviyesi artmış, insan haklarına saygı ve düşünce özgürlüğünün tamamıyla herkes tarafından kabul edilmiş bir yer olması; bunlar tam olarak yerine oturmuş olmasa bile ülkenin bu raya oturmuş ve ufak bir itekleme ile bitiş çizgisine ulaşabilme şansı olması gerekir.  Bütün bunların yanında ev sahibi ülkenin terörle işinin bitmiş olması şarttır.  Sadece bu normlar bile olimpiyatların İstanbulda yapılmasının Türkiye için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Olimpiyatlar sadece bir spor şöleni olarak görülüp yukarıda yazdıklarım iskalanırsa hüsran büyük olur.
 
Olimpiyat düzenlemek büyük bir yatırımdır. Hem kültürel  hemde mali olarak büyük özveri gerekir. Bu işe eli değen herkesin içinin olimpiyat aşkı ile dolu olması bu heyecanı yaşaması çok önemlidir.
Olimpiyat demek Atletizm, Yüzme ve Jimnastik demektir. Bu spor dalları olimpiyat oyunlarının kalbinin attığı yerlerdir. Bu müsabakaların yapıldığı yerler en görkemli yerler olmalıdır çünkü bütün dünya toplu olarak bu üç spor dalını seyreder. Geriye kalan spor dallarıda meraklısına göre değişir. Hepsi ayrı ayrı önemlidir. Ev sahibi ülkenin bu üç spor dalında da madalyaya mücadele edecek sporcuları şimdiden hazırlanacak programlarla yetiştirmesi gerekir.  Olimpiyata ev sahibi yapan ülkenin en az 20/25 toplam madalyaya aday olması lazımdır. 8/10 madalya bunu kesmez.  
 
Mesela 2004 Atina Olimpiyatlarında 32’si altın, 17’si gümüş, 14 bronz olmak üzere 63 madalya kazanan Çin, kendi ülkesinde düzenlediği 2008 Pekin'in olimpiyatlarında 51 altın, 21 gümüş ve 28 bronz olmak üzere, toplam 100 madalyayla oyunları lider tamamladı. 
 
Yine aynı oyunlarda Amerikalı yüzücü Michael Phelps tek başına 8 altın madalya kazanmışken, Türkiye 1 altın, 4 gümüş ve 3 bronz ile 81 ülke arasında 37. sırada yer aldı. 
 
2004 olimpiyatlarına ev sahipliği yapan Yunanistan’ın performansı da 6 altın, 6 gümüş, 4 bronz olmak üzere 16’da kalırken 71 ülke arasında 15. sırada yer aldı. 
Son 24 yılda olimpiyatlara ev sahipliği yapan ülkelerin performansına bir göz atalım. 
1988 Seul Olimpiyatlarında Güney Kore madalya sıralamasında 4. oldu
1992 Barselona Olimpiyatlarında İspanya madalya sıralamasında 6. Oldu.
1996 Atlanta Olimpiyatlarında ABD madalya sıralamasında 1. oldu.
2000 Sidney Olimpiyatlarında Avustralya madalya sıralamasında 4. oldu.
2004 Atina Olimpiyatlarında Yunanistan madalya sıralamsında 15. oldu.
2008 Pekin Olimpiyatlarında Çin madalya sıralamasında 1. oldu.*
 
Yunanistan dışında yarışta çok gerilerde kalan başka ülke yok. Geçen yıl Trabzon’da düzenlenen Avrupa Gençlik Olimpiyat oyunlarında 49 ülke arasında 20. Olduğumuzu hatırlatmakta da fayda var. 
 
Bizim spor kültürümüz ile alakası olmayan bir sürü spor dalı olimpiyat programında vardır. 
Çim Hokeyi, Polo, Badminton, Pentatlon, Ritmik Jimnastik, Softbol alanlarında Türkiye’nin uluslararası arenada söz sahibi olmadığı spor dallarından biri. 
 
Bu popüler olmayan sporların eğitimine hemen başlanması ve toplumun bilgilenmesi sağlanmalıdır.  Yani kısaca olimpiyat sadece  inşaat yapıp organize etmek değil aynı zamanda  kültürel bir yenilenme girişimidir.
Türkiye için çok faydalı olacağını düşündüğüm olimpiyatlar için içerde hemen yapılması gerekenler Atina 2004 de neler olduğunun araştırılması (Yunanistan’ın ekonomik çöküşunda olan payı) ve Formula yarışının İstanbul’da niye devam edemediğidir. 
 
Bu soruların cevapları çok önemlidir. Dışarıda ise İstanbul 2020’nin lobisini yapacak tanınmış Türkleri bir araya getiren ekip hemen kurulmalıdır. Bu kadro siyasi bir kadro değildir, her yelpazeden insanın olması gerekir. Bana göre bu işe soyunması gereken ve bizzat ülkeyi temsil edecek isimlerin başında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Olimpiyat Şampiyonu Halterci Naim Süleymanoğlu, atlet Elvan Abeylegesse, yazarlar Elif Şafak ve Orhan Pamuk, müzisyen Fazıl Say ve CocaCola CEO’su Muhtar Kent, NBA oyuncusu Mehmet Okur veya Hidayet Türkoğlu. Bu ekip 7 Eylül 2013, Buenos Aires olimpiyat şehri seçim gününe kadar dünyanın her tarafında Türkiye’yi tanıtmalıdır.
Tanıtım işinden sonra altyapıya ağırlık verilip madalya sıralamasında ilk 10’a girecek sporcu kaynağına sahip olunmalıdır. 
 
 * http://www.bskoc.com
 

Ali Günertem - 1 Haziran 2012

Twitter'dan takip etmek icin @aligunertem