28 Nisan 2017

 

Saf Şakirdlerin Cemaat’in Gerçek Yüzünü Görmesi İçin 51 Neden

Pazartesi, 01 Ağustos 2016 18:15 Facebook'ta Paylaş

Cemil Özyurt - @cemilozyurt - Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız - Bu yılki Türkiye seyahatini eş, dost, akraba düğünleri ve iş görüşmeleri nedeniyle 14 Temmuz tarihine ayarlamıştım. Türkiye’ye geldiğimin ertesi gün Türk Silahlı Kuvvetleri içine yuvalanan hainlerin darbesi gerçekleşti. Darbenin faili, Gülen Cemaati ile ilk kez 1990 yılında Anadolu’nun kırsalında Kırşehir’in 10 bin nüfuslu Mucur ilçesinde karşılaştım. Ortaokul 3’e gidiyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Bir gün okul müdür yardımcısı, Ankara’dan gelen bir cemaat mensubunun okulun en çalışkan 10 öğrencisini hafta sonu Ankara’da özel ders vererek Askeri Lise ve Fen Lisesi sınavlarına hazırlamak istediğini, gitmek isteyip istemediğimizi sordu. Müdür yardımcısının cemaat ile ilgisi yoktu. Ancak onu da ‘’vatana hizmet ediyoruz,’’ diye ikna etmişlerdi.

Dersane veya özel ders almak gibi şansı olmayan, kabuğunu yırtmak isteyenler için büyük bir fırsattı. 10 arkadaş kod adı Sadık ismindeki biri tarafından hafta sonları yol paramız ödenerek Ankara’ya taşındık. 14 yaşındaydık. Sınırlarımızı aşan hayallerimiz vardı. Bir Fen Lisesi, bir Askeri Lise kazanmak, her Anadolu’da büyüyüp yetişen öğrencinin hayaliydi. O hayalin peşine düştük masumca.

Ankara’da gittiğimiz ev, Sabancı Kız Öğrenci Yurdu yakınlarında bir evin bodrum katıydı. Ses çıkarmamamız yönünde tembihlerle büyük bir gizlilikle eve alındık. İki gün boyunca sabahtan akşama kadar bir üniversite öğrencisi bize ders anlatıp test çözdürdü. İlk bitirene hediye verileceği söylenerek kitaplar okutuldu. İlk seferde kitabı ben bitirdim, bana bir tane Sızıntı dergisi hediye ettiler. ‘’Hediye bu mudur?’’ dedim içimden. Sabah namazı ile başlayıp gece geç vakte kadar süren hafta sonu kamplarına daha fazla dayanamadım, bir ya da iki ay kadar gittikten sonra bıraktım. Bahane olarak da, hafta sonu bando takımında olmamı gösterdim. 23 Nisan gösterilerine hazırlanan bando takımında olmak bana daha cazip gelmişti.

Benimle birlikte o 10 kişilik kadronun içinde olan bir arkadaşla 15 Temmuz darbe girişimi sonrası telefonda görüştük. ‘’Biz aslında Cemaat’in ilk projelerindendik,’’ dedim. Avusturya’da siyaset bilimi üzerine doktora yapmasına ve yapıyı çok iyi tanımasına rağmen yaşananlar karşısında hayretler içine düşmüş halde, ’’Haklısın,’’ dedi. Masumane, Anadolu çocuklarını iyi okullarda okutmak gibi görünen o günkü amacı bugün daha net görebiliyorum. Eğer 1990 yılında cemaat içinde kalmaya karar vermiş olsaydık, - belki de Allah muhafaza -darbeyi katılan Albay’lardan biri olacaktık. Nitekim 10 kişilik ekibimizden birini asker yapmayı başardılar. Şu sıralar nerde ne yapıyor bilmiyorum.

Okutup sınav kazandırdıkları çocukların, gençlerin bir ömür boyu sırtından inmedikleri için her birini emre amade robot haline getirmeleri zor olmuyor. Onun içindir ki, üst taraf ne yaparsa yapsın alt katmanda ‘’abilerine’’ ölümüne bağlı bir kitle var. Gözleriyle bile görseler inanmayacakları gerçekler var. Darbecilerin Whatsapp yazışmaları, birbirlerine hitapları, ifadeleri ortaya dökülmesine rağmen hala darbecileri can siperhane savunan şakird kardeşleri var. Hatta bunlardan biri de NBA’de oynayan Enes Kanter. ‘’Ömrüm sana feda olsun hocam,’’ diye güzellemeler yapıyor. Neden? 40 yılını adadıkları ve her bireyini kendileri gibi zannettikleri bir yapıda, üst tarafta dönen dolaplara akılları ermese de ‘’abilerinin bir bildiği olduğuna’’ inanıyorlar. Akıllarını, abilerine kiraya vermiş durumdalar. Allah’ın Kuran’da defalarca sorduğu gibi ‘’Siz hiç akletmez misiniz?’’ sorusunu kendilerine sormuyorlar. Onun içindir ki, darbe sırasında bir Kurmay Albay’dan emir alan Tuğgeneraller var. Ölümüne sadıklar.

Peki Anadolu’nun ücra bir kasabasındaki bir çocuğu alıp okutup bir yerlere yerleştirip nihayetinde elde edilmek istenen şey nedir? Dini bir cemaatteki amaç insanların ahiretlerini kurtarmak değil midir? Dünya hayatındaki bunca hırs ve makam, koltuk, mevki hırsı nedendir? Bir cemaatin görevi MİT Müsteşarı’nın kim olacağına karar vermek, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na kimlerin gireceğini belirlemek, askeri liselere girecek çocuklar için sorular çalmak, Güney Afrika’da maden ihalesini kime vereceği düşünmek, Koç Holding’e gidecek maliyecileri dikizleyip önlem aldırmak mıdır?  

Fethullah Gülen’in 1990’lı yıllarda dağılan Sovyet Cumhuriyetleri’nde harcanan yıllara hayıflanıp, ‘’Orta Asya’da vakit harcayacağımıza, keşke önce Amerika’ya gelseydik,’’ demesinin sebebi ne olabilir sizce? Daha fazla insanın ahiretlerini kurtarma hevesi mi? Yoksa kapitalizmle birlikte devşirilen siyasal güç ve ekonomik kazanç mı?

Fethullah Gülen, Altunizade’de kaldığı binanın alt katında belletmen olarak görev yapan eski bir cemaat mensubu, 'Gülen’in daha 1990’lı yıllarda sabahlara kadar masası üzerinde açılı Dünya haritası üzerinde Kırgızistan’dan Sibirya’ya okulların, şirketlerin işlerini takip eden bir CEO olduğunu' söylüyor. Yani sabaha kadar Kuran okuyup, tesfirle uğraşan bir hoca hayali olabilir takipçilerinin gözünde, ama artık inanın hocanız bir CEO ve günleri ahiretten ziyade dünya işlerinin koşuşturması ile geçiyor.

Türkçe şarkılar, türküler söyleyen, horon tepen, şiir okuyan Afrikalılar, Pakistanlılar, Malezyalılar bizler gibi Cemaat’in iç yapısını bilmeyenlere yıllar yılı bir pazarlama/cilalama aracı olarak kullanıldı. Ben de dahil, kendi içlerinden olmayan milyonlarca kişiye, ne kadar güzel iş yaptıkları yönünde propaganda yaptırdılar. O pazarlama ürünü aracılığıyla himmet topladılar, kurban aldılar, bağış yaptırdılar. Türkçe Olimpiyatları’nda biz sahnede Mozambikli öğrencinin Neşet Ertaş türküsünü dinleyip, Kenyalıların horon tepmesini seyrederken, onlar askeriyede, poliste, yargıda kadrolaşmakla meşguldü. Vitrinde de hep kendilerini anlatan, parlatan kendilerinden görmedikleri isimler vardı. Amerika’da kendilerine daha fazla bağış yapmasını istedikleri işadamlarını Houston’da aldıkları devasa okulları gezdirdiler. ‘’Verdiğimiz paralar helal olsun, burda ne okullar açmışlar,’’ dedirttiler. Yılda Amerikan devletinden 450 milyon dolar para aldıkları halde.  

Yüzbinlerce hizmet gönüllüsü, muhabbet fedaisi, şakird Fethullah Gülen ve etrafındaki dar bir kadro dışında kimselerin bilmediği bir hayal uğruna feda edildi. Neydi o hayal? Taa 1990’lı yıllarda lisede cemaatin içinde olan sınıf arkadaşlarımızın, ‘’Bizim amacımız Türkiye’yi ele geçirmek değil, dünyaya hükmetmek. Türkiye bizim için faaliyet gösterdiğimiz 140 ülkeden biri,’’ diye kendini beğenmiş bir gururla dillerine doladıkları idealdi. ‘’Canım çıksın hizmet’’ diye diye, hizmetin canını çıkardılar. Cenazesini de 15 Temmuz’da Türk milleti kaldırdı.

1966’da İzmir’de başlayan bir hareket, 50. yılında milyonların bedduası, ahı ve nefreti ile yer altına inmek zorunda kaldı. Bugün hala sosyal medyada akıl almaz şekilde, artık bir terör örgütü olduğu 15 Temmuz darbe girişimi ile tescillenen bir yapıyı savunanlar efsunlanmış gibi işi başkalarına yıkmakta, işi senaryo diye sulandırmakta. Peki neden? Gözleri önünde gerçekleşen onca olaya, kanlı darbe girişimlerine, mesajlara, yazışmalara, kadrolaşmalara rağmen neden hala kendilerine toz kondurmuyorlar? Nedenini hala çözemedim. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yanlıştan dönmelerine yardımcı olmak, gönül verdikleri Hizmet/Cemaat’in sandıkları gibi masum bir yapı olmadığını gözler önüne sermek için 51 sebep sıraladım. Umarım hala olaya duygusal yaklaşan birilerini ikna eder:  

1- Bana yer yüzünde bir tane dini cemaat gösterebilir misiniz, ileri gelenlerinin hepsi kendilerine bir takma isim bulsun? Aradan geçen onlarca yıla rağmen o şahsın gerçek adını kimse bilmesin. Utanılacak, ayıplanacak bir şey yapmıyorsanız, bu gizliliğin sebebi nedir? Peygamberimiz Hz Muhammed, İslamı anlatırken böyle bir gizliliğe ihtiyaç duymuş mudur?    

2- Dini esaslar üzerine amel eden bir yapı neden MİT Başkanı’nı bir operasyonla değiştirmeye çalışır? Mesela Amerika’da Mormonlar FBI veya CIA Başkanı’nı bir operasyonla yerinden etmek istese, buna devletin tepkisi ne olur?

3- 17/25 Aralık’ta devletin tüm üst kademesinin böcekler vasıtasıyla dinlendiği ortaya çıktığı ve bu işi yapanların Cemaat’ten olmadığını iddia ettiğiniz halde, İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube eski müdürü Nazmi Ardıç, İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Büro Amiri Mehmet Akif Üner, İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, Mali Şube Eski Müdürü Yakub Saygılı ve Yurt Atayün’ün 7 Haziran 2015 seçimlerinde neden bağımsız milletvekili aday oldu ve cemaat bu adayları destekledi? Madem dinlemeleri, fişlemeleri yapan bu isimler sizden değildi, bu işe bulaşanları neden destekleme ihtiyacı duydunuz?  

4- Allah’ın affetmeyeceği en büyük iki günahtan biri kul hakkı yemek iken, 1986 yılından itibaren sırf kendi adamlarınızı askeriyeye sokmak için soruları çalmakla ilgili bir açıklamanız var mı? KPSS sınav sorularını çalanları hesaba katmıyorum bile.  

5- Marmaris’te Cumhurbaşkanı’nın kaldığı otele düzenlenen saldırıda yer alan askerlerden Çiğli İmamı Astsubay Zekeriya Kuzu ifadesinde, ‘’Kaçtıktan sonra bir süre dinlendik. İsmail Yüzbaşı, "Buradaki herkes hizmet hareketinden mi?” diye sordu. Soruya kimsenin itiraz etmedi. Timdeki herkesin hizmet hareketinden olduğunu tahmin ediyorum,’’ demesi de sizi ikna etmedi mi?

6- Hava Kuvvetleri eski Komutanı Akın Öztürk’ün damadı Yarbay Hakan Karakuş’un evinde 69 adet 1 dolarla ilgili ifadesi ‘’Alışverişte para üstü olarak aldım,’’ şeklinde. Amerika’da o kadar bir doları bir benzin istasyonunda benzin pompalamıyorsa, bir alışveriş sonrasında toparlamasına imkan yok. Hocanız bereket versin diye okuyup yolladığı 1 dolarlar vasıtasıyla makam ve rütbe belirleme çok mu mantıksız?

7- Marmaris’teki otele düzenlenen saldırı sırasında yaralanan ve üzerinden Fethullah Gülen duaları çıkan SAT komandosu Yüzbaşı Haldun Gülmez’in sizle hiç bir alakası olmadığına mı inanıyorsunuz?  

8- Mardin’de, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi, FETÖ mensupları tarafından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yerinin kendisine mesajla bildirildiği tespit edilen Emniyet Amiri Mehmet Ali Göksel’e mesaj gökten zembille mi inmiştir?

9- Tuğgeneral Hakan Evrim, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın darbe girişiminde rehin alındığı esnada kendisine ‘Fethullah Gülen’le görüşme’ teklifi yapması sizce komplo mudur?

10- Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar’ın Yaveri Yarbay Levent Türkkan ifadesinde ‘’Fetullah Gülen Cemaatindenim. Genelkurmay'da emir subaylığı görevine getirildikten sonra cemaat adına verilen görevleri yerine getirmeye başladım. Haftada bir cihazları götürüp ‘Murat Abi'ye veriyordum. Necdet Özel Paşa, Hulusi Akar Paşa ve Yaşar Güler Paşa döneminde dinleme yapıldı. Ben darbeyi 14 Temmuz 2016 Perşembe günü saat 10.00 sıralarında öğrendim,’’ demesi ayrıca 1989’da Işıklar Lisesi’ne girerken soruların kendisine verildiğini söylemesi yine sizi ikna etmeye yeterli gelmez mi?

11- Eski İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Gürsel Aktepe, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyip İstihbarat Dairesi'ndeki FETÖ'cülerin ismini vermesi Hizmet hareketine karşı bir iftira mıdır?

12- Kemal Işıklı (BDDK Uzmanı): ‘’Fetullah Gülen yapılanmasında abiyim. SAT komandolarını yönettim,’’ ifadesi düzmece midir?

13- Ankara İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Erhan Karlıdağ, TEM Daire Başkanı Turgut Arslan'ı ağır yaralayan ve korumasını şehit eden kişinin Ramazan adlı bir yüzbaşı olduğunu ve bu yüzbaşının FETÖ'cü olduğunu açıklaması vicdanınızı sızlatır mı? ‘’Bize jandarmada 3 bin kişilik bir liste oluşturulduğu ve gelecek ay yapılacak Yüksek Askeri Şûra'da (YAŞ) meslekten atılacağımız söylendi,’’ demesi ikna eder mi?

14- Başbakanlık İstihbarat Daire Başkanlığında görev yapan Mustafa Koçyiğit’in, ‘’Fettullah Gülen cemaati' diye bildiğim yapıyla üniversitede tanıştım. Başarılı bir öğrenciydim, cemaatin dershanelerine gittim. Niğde birincisi olarak Ankara Siyasal Bilgiler Kamu Yönetimi bölümünü kazandım. Selman isimli kişi Etlik'te oturur. Evine bir kez gittim. Selman abi ilk görüştüğümüzde kullanacağım kod ismini benim belirlememi istedi. Ben de 'Akif' olarak belirledim ve ondan sonra bu çalışmalarda benim irtibatlı olduğum kişiler beni 'Akif' ismiyle tanıdılar,’’ ifadesi size tanıdık geliyor mu? İstihbarat bilgilerini düzenli olarak kopyalayıp cemaatteki abilerine vermesi sizde cemaatinizin gerçek yüzünü görmeniz için bir şüphe doğuruyor mu?

15- Kadıköy'deki Moda Deniz Kulübü'ne baskın yaparak Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal ile sekiz generalin rehin alındığı kelepçeleyip rehin alan MAK timinden Astsubay Oğuz Haksal’ın, FETÖ'nün üs imamı Astsubay Yılmaz Bahar'ın talimatından sonra iki helikoptere binerek Moda Deniz Kulübü'nün otoparkına iniş yaptıklarını söylemesi hala bu işin senaryo olmadığına sizi inandırmaya yeter mi?  

16- Ciğli imamı olarak bilinen Paşa lakaplı Zekeriya Kuzu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaldığı otele girdiğinde polislere kelepçe takıp, "Hani siz bizim inimize girecektiniz, şimdi biz sizin ininize girdik. O nerede nereye sakladınız" demesi. Zekeriya ‘abinin’ bahsettiği in olayının Cemaat’e ithafen söylenen inle bir ilgisi var mı?

17- 1 dolarların, Fethullah Gülen tarafından sözde “bereket ve işlerinin yolunda gitmesi” amacıyla okunarak gönderildiği, dolarları işadamlarının bereket, askerlerin ise örgüte mensup olduğunu göstermek için taşındığı ortaya çıkması bir tesadüf müdür?

18- Darbeyi yönetenlerden Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanı Tümgeneral Kubilay Selçuk, tesadüfen Akıncılar Üssü’ne Hakan Evrim’i ziyarete gidiyor. Hakan Evrim, Genel Kurmay Başkanı Akar’a "Sizi kanaat önderimiz Fethullah Gülen'le görüşterelim" teklifinde bulunan subay. Bir Cuma akşamı Cemaat ile farklı kanallardan bağı olan bunca rütbeli görev yeri de olmadığı halde neden Akıncılar Üssü’nde buluşma ihtiyacı duyuyor?

19- Bir başka tesadüf o gece yine Akıncılar Üssü’nde bulunan Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık'a "Senin ne işin vardı Akıncı Üssü'nde’’ diye soruyorlar. O da 'Merak ediyordum görmemiştim, görmeye geldim" diyor. Cemaat bağlantılı ne kadar subay, ne kadar torun sevmeye gelen General, arsa görmeye gelen üs imamı varsa Akıncılar Üssü’nde. Ne tesadüf değil mi?  

20- Tıpkı Üssü’de göz altına alınan ancak Hakim tarafından 21 dakika sonra serbest bırakılan Sakarya Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve hava kuvvetleri imamı olduğu ifade edilen Yrd. Doç. Dr. Adil Öksüz’ün, ‘’Üsse arsa bakmaya geldim,’’ demesi gibi.

21- TSK içindeki Fethullahçı yapılanmayı 2009 yılında ortaya koyan eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcısı Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok soruşturma dosyasına koyduğu isimler arasında Kubilay Selçuk, Personelden Sorumlu Tuğgeneral Mehmet Partigöç, İncirlik 10. Tanker Üs Komutanı Tuğgeneral Bekir Ercan Van, Akıncı 4. Ana Jet Üssü Komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim, İzmir 2. Ana Jet Üssü Komutanı Tümgeneral Kubilay Selçuk, Mersin Garnizon Komutanı ve Akdeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan gibi darbe girişiminin kilit isimlerini o dönem kendisinin tespit ettiğini ve belgeleri ile soruşturma dosyasına koyması. Bu isimlere 2009’da FETÖ’cü diye dava açılması ve 15 Temmuz darbesinde hepsinin görev alması nasıl açıklanabilir?

22- Cumhurbaşkanı Yaveri Ali Yazıcı’nın ifadesinde ‘’Gülen terör örgütü lideridir. Bazı tercihlerim nedeniyle pişmanım,’’ demesi size göre baskıyla mı söylenmiştir?

23- Eskihisar Jandarma Karakol Komutanı Teğmen Ahmet Akalın’ın verdiği ifadesinde, Gebze İlçe Jandarma Karakol Komutanı Yüzbaşı Abdülkadir Öz’ün darbe öncesi kendisini toplantıya çağırdığını ve ’’4 bine yakın ağabeyimiz Almanya’ya kaçtı. Onlar bize yapmadan biz yapacağız. Allah izin verirse 04.00 gibi yönetime el koyacağız’’ demesi. Abilerin Almanya kaçması cemaati bağlamaz, kendi kişisel tercihleri midir?

24- General Adem Huduti’nin ifadesinden, ‘’İki Tuğgeneral Kurbay Albay Erdemli’den emir alıyordu,’’ ifadesi. Kurbay Albay’ın kendi üstü olan birine emir vermesi, FETÖ’nün ’Abilik’ hukuku dışında neyle açıklanabilir?

25- Rehin alınan Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak’ın başında bekleyen Astsubay Kıdemli Başçavuş Melih Albayrak, darbe girişiminin Fethullah Gülen’in talimatı ile gerçekleştirdirildiğini söylemesi. Rehinelerin başında beklerken, yanındaki rütbelinin, ‘’Jandarma’yı ele geçirdik. TSK’yı komple aldık. Hatta abilerin eşlerinin yaptığı maklubeler geldi’’ şeklinde ifade vermesi. ‘Ne olmuş yani her askeri üste makbule yiyen, yapan Cemaat’ten mi oluyor?’ demiyorsunuz değil mi?

26- Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar’ın yaveri Yarbay Levent Türkkan ifadesinde Cemaatçi olduğunu itiraf ederek, 2011-2015 yılları arasında dönemin Genel Kurmay Başkanı Necdet Özel’i sürekli dinlediğini ve bu dinlemeleri yaptığı cihazı Türk Telekom’da çalışan bir ‘’Abi’’ye verdiğini söylemesi. Abi deyince niye hemen Hizmet aklımıza gelmesi bir hata değildir umarım.

27- Cemaat mensubu Mersin’de 3. Sınıf Emniyet Müdürü Hasan Basri Dağdelen’in, darbe esnasında Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan’ın Sıkıyönetim komutanı olarak ilan edildiğini haber alıp, kendi telsizini Dağdelen’e vererek polislere sıkıyönetim kararlarını iletmesini istemesi. Bu da emre itaat etme durumu. Suç teşkil etmez değil mi?  

28- Güvercinlik Kara Havacılık Okul Komutanı Tuğgeneral Ünsal Çoşkun, darbeyi kimin planladığını bilmediğini ancak darbe gecesi kendisine gelen tüm emirleri uyguladığını; ifadesinde, ‘’Kanunsuz emre neden uydun?’’ sorusuna, ‘’Susma hakkını kullanmak istiyorum,’’ cevabı. Susma hakkını kullanan pek çok subayın, ‘’Çünkü abilerimiz öyle emretti,’’ demesini beklemiyoruz zaten.  

29- Marmaris’teki saldırıyı yöneten isimlerden Binbaşı Şükrü Söymen’e operasyon esnasında ‘Barbaros’ kod adıyla seslenildiğini, Astsubay Zekeriya Kuzu ifade ediyor. (Bakınız ilk madde.) Binbaşı Söymen, darbeden bir ay önce de Marmaris’te Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kaldığı otele baskını yöneten Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş’e “Hazır ol, bu hafta şenlik var,’’ sözleriyle darbeyi ima ediyor.
 
30-  Yarbay Emin Güven, ifadesinde ‘’Cemaat ile Ankara’da irtibatlı olduğum İhsan isimli şahıs 14 Temmuz Perşembe gününden bir-iki gün önce beni cep telefonumdan bilmediğim bir numaradan aradı. ‘’Benim selamımı söyleyen olursa ona güven, ona tabii ol,’’ dedi. Cemaat ile Harp Okulu’nda tanıştığını ve o günden itibaren de sürekli bir abi kontrolünde olduğunu anlatması. Yarbay Güven’in fadesinin tam metnini okuyun, adama okul yıllarından musallat olup kene gibi yapışmışlar. Adam 3 kez telefonunu değiştirmiş yine elinizden kurtulamamış.

31- Darbe gecesi Paralel Devlet Yapılanması kapsamında hakkında dava açılan ancak bir türlü  yakalanamayan polislerin yer alması. Eski Emniyet Müdürü Mithat Aynacı’nın İstanbul Emniyeti önündeki tankın içinden çıkması. Tamamen tesadüf.  

32- Ankara’da aranan eski polis müdürleri Lokman Kırcalı ve Gürsel Aktepe de Ankara Emniyeti önünde yakalanması. Aktepe ifadesinde cemaat mensubu olduğunu, görevden alındıktan sonrada ayda 4500 lira maaş almaya devam ettiğini, darbe öncesinde de ‘’Herkes eski görev yerine gitsin’’ diye talimat aldığını itiraf etti. Bu da sadece bir kör talih.

33- Sivas 5. Piyade Er Eğitim Tugayı Komutanı ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Fatih Celaleddin Sağır ifadesinde ‘’1988-1992 arasında evlere ve yurtlara gidiyordum. 10 yıl süreyle Cemaat’e hizmet ettim.’’ Ergenekon davasından sonra uzaklaşmak istemiş ama peşini bırakmamışlar. Bu başa ekşime hadisesi size tanıdık geliyor mu?  

34- MİT tırlarının durdurulması kapsamında tutuklu olan Tuğgeneral Hamza Celepoğlu, tutuklu olmasına rağmen cuntacılar tarafından görevlendirme listesinde yer alması. Darbe sonrası görevi olarak Jandarma Genel Komutanlığı Denetleme Başkanlığı yazıyor. Neden MİT davasından tutuklu biri terfi ettirilme ihtiyacı duyuluyor?  

35- Çengelköy’deki Erbap Cafe’de rehin alınan sivillere hitaben konuşan Kuleli Askeri Lisesi Komutanı Albay Mürsel Çıkrıkçı’nın sivillerden darbenin başarıya ulaşması için Fetih suresi okumasını istemesi. Allah rızası için TSK’da hangi Albay, sizinkiler dışında, böyle bir ortamda Fetih suresini okumasını salık verebilir?

36- Darbe girişiminin içinde Fethullahçı subaylar yer almadı veya kandırıldılar ise, bu darbe oyununa gelmeyen Fethullahçı subaylar neredeydi? Tankları durduran, sivillere ateş açılmasını önleyen, birliklerin kışlalardan çıkmasının önüne geçenler, sizin gibi Allah korkusuyla yetiştirilmiş subay abilerinizin olması gerekmez miydi?

37- Genelkurmay’ın darbe ile ilgili ilk resmi açıklamasında da, ‘’15 Temmuz 2016 akşam saatlerinde TSK bünyesinde yuvalanan illegal çete mensubu terörist hainlerin (FETÖ) girişimleri 17 Temmuz 2016 günü saat 16:00 itibariyle bütün yurt genelinde tam anlamıyla bastırılmıştır,’’ ifadesi. Genelkurmay ilk kez FETÖ’ye vurgu yaparak bir açıklama kaleme alması.

38- Cemaat’in kendini beğenmiş, kibirli sosyal medya beşlisinden biri olan Tuncay Opçin’in 13 Temmuz’da attığı, ‘’Yatakta basıp, şafakta asacaklar,’’ tweeti ile  ‘’Türkiye’ye ne zaman geleceksin?’’ diye soran birine ‘’Bilet paramı ödemek isteyenler twitçiler lütfen 22 Temmuz-12 Ağustos arasında DC-İstanbul için biletimi alın? Emailimi biliyorsunuz’’ tweeti’ni atan Cemaat’in bir diğer sözcüsü Emre Uslu’nun tweet’i, sizde de darbe girişiminden önceden haberdar oldukları hissini uyandırıyor mu? Ama siz yine de tesadüf veya tahmin demekte serbestsiniz. (Cemaat’in dersanelerin kapatıldığı süreçten günümüze sosyal medyada sesi en çok çıkan beşlisi Emre Uslu, Önder Aytaç, Mehmet Baransu, Tuncay Opçin ve Ekrem Dumanlı idi. Baransu hapiste, diğer dördü firarda.)

39- FETÖ’nün akademik ayağındaki isimlerden Prof. Dr. Osman Özsoy'un darbe girişiminden 1 ay önce söylediği sözler: "Her şeyi televizyon ekranlarından söylemek zorunda değiliz. Bu kadarını söylüyorum ben. İnsanlık sahipsiz değil. Çok güzel günler geliyor. Hizmet hareketindeki arkadaşları çok yoğun günler bekliyor. Bu ülkenin geleceği inanılmaz aydınlık. Bu süreçlerin tamamını bitirmek çok kolay. Bu süre çok yakın sürede Allah'ın izniyle sona erecek.”

40- 15 Temmuz darbe girişimi gecesi internet üzerinden canlı yayın yapan STV eski muhabiri Şemsettin Efe ve Zaman Gazetesi eski yazarı Kerim Balcı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın halkı darbeye karşı koymaya çağıran konuşmasını duyunca şoke oldu. Balcı, Erdoğan'ın direnmek yerine cuntacı askerler ile "pazarlık" yapması gerektiğini vurguladı.

41- 2007’den 2013’e kadar uzanan süreçte Ergenekon, Balyoz, İstanbul ve İzmir Askeri Casusluk ve Poyrazköy gibi düzmece davalarla 367 general, amiral, subay, astsubay hapse gönderildi. Yerlerine kim geldi dersiniz?

42- Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın emir subayı Piyade Yarbay Levent Türkkan, o sabah darbeyi haber alması. Kendisi, Akar’ı etkisiz hale getirmekle görevlendirilmesi. Türkkan, Gülen cemaati içindeki ‘ağabeyi’ne danışması. ‘Ağabeyi’ de “Kimseye söyleme” diye Türkkan’ı uyarması.

43- Askeri liselere girişte soruların çalındığına ilişkin net bilgilerden biri de ’Paralel Yapı' Ana İddianamesi’nde yer alıyor: 2010 yılında 1214 kişi matematik testinin tamamını doğru cevaplarken bu sayı 2014'de sadece 2 kişiye düşmüş, 2015'de 0 ve 2016'da 4 kişi olmuş. Testin ortalama güçlüğü % 41'den % 23-25 aralığına düşmesine rağmen doğru cevaplayan sayısının azalması bariz bir şekilde bu soruların önceden temin edilip örgütlü bir yapı tarafından kendi mensuplarına verildiğini gösteriyor.

44- Askeri liselere girişteki Türkçe testlerdeki durum ise soruların FETÖ mensuplarından çalındığının bir başka göstergesi: 2004-2013 yılları arasında testin ortalama güçlüğü % 65 civarında iken bütün soruları doğru cevaplayan kişi sayısının en az 80 en yüksek 323 aralığında gerçekleşirken, 2014 ve 2016'da testin ortalama güçlüğü % 50'ye indirilmesine rağmen doğru cevaplayan çıkmadığı görülmüş.

45- Sosyal testte 2009 yılında 1509 kişi soruların tamamını doğru cevaplarken bu sayı 2014 ve 2016’da 3 ve 6 kişi soruların hepsini doğru cevaplayabilmiş.

46- 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ: ’’15 Temmuz kalkışmasının arkasında planlayan, yöneten, kurgulayan ana isim Cemaat’tir.’’

47- Ankara Gölbaşı’ndaki Özel Kuvvetler Komutanlığında (ÖKK) yapılan baskını yönetenlerden Albay Ümit Bak ifadesinde: ‘’Tümgeneral Zeki Aksakallı’yla emri tebliğ ederken bana ‘sen benim emrimi dinlemiyorsun. Sen FETÖ’cülerin emrini dinliyorsun, sen paralelcisin’ dedi.’’ sözlerine yer veriyor. Yani baskın anında bile üstler kendilerine kimlerin kalkışmada bulunduğunun farkında.

48- Zaman Gazetesi yazarı Abdullah Aymaz "Nevbahar mesajı" başlıklı yazısında Fethullah Gülen'in 12 Eylül darbesi öncesi, Sızıntı dergisinde yazdığı ve darbeyi çağıran yazısını paylaşıp, sonuna "Şimdi de 36 sene sonra, diyorum ki: Yusuflara müjdeler olsun!.." yazması TSK içindeki uyuyan hücrelere talimat olarak algılanması.

49- Genelkurmay Başkanı Akar’ın emir subayı Yarbay Levent Türkkan’ın “Abi” dediği Muhammet Uslu, irtibatlı olduğu Cemaatçilerin kod adlarını ve bildiği isimlerini savcıya vermesi. Çoğu asker olan 22 kişiyle irtibatı olduğunu itiraf eden Uslu, Cemaat ‘abi’si olduğunu da kabul etmesi.

50- Astsubay Zekeriya Kuzu, "2007 yılında Cemaat ile temasım oldu. Bu kişiyle zaman zaman buluşuyorduk, personel ile ilgili benden bilgi alıyordu. Benim ya da onun evinde buluşuyorduk. Astsubaylar isteklerini ve şikayetlerini bana söylüyorlardı. Ben de bunları üs komutanına iletiyordum" dedi. FETÖ içerisinde bağlantıda olduğu kişinin kendisine verdiği bilgilerin çoğunun doğru çıktığını söyleyen Zekeriya Kuzu, "Bana 'Dışarıda birbirimizi görsek bile tanımamızlıktan geleceğiz' diyordu. 'Telefon sıkıntılı, görüşmeler yüz yüze olacak' diyordu. Üs komutanı bana 'Bir personelin yerini değiştir' dediği zaman ben de bu kişiye soruyordum. Ve onun önerdiği kişiyi atıyordum. Sadece Tosun Albay direniyordu. Bana 'İşyerinde fazla sivrilme, rengini beli etme' diye tavsiyelerde bulunuyordu. Üste olan her türlü durumu o kişiye anlatıyordum" demesi.

51- 141. Filo eski komutanı, Emekli Hava Pilot Kurmay Albay Osman Başıbüyük’ün darbenin üssü Akıncılar ile ilgili tespiti: ’’FETÖ, 1999 yılından beri Hava Kuvvetlerinde tüm subay ve astsubayın nerede görev yapacağını belirleme yeteneğine sahipti. FETÖ’nün bu Üs’se yığınak yaptığını ve 2010 yılından bu yana neredeyse Üs’sü tamamen ele geçirdiğini anlıyoruz. Bu değerlendirme, FETÖ’nün 2010 yılından beri bu Üs’sü, olası bir darbede her an kullanmak üzere hazır tuttuğu şeklinde de yorumlanabilir. Üs’sün tüm komuta kademesi ile birlikte 110 pilotu TSK’dan ihraç edildi.’’