28 Nisan 2017

 


ABD Kongresi'nde Türkiye'yi Ali Çınar Savundu

Perşembe, 06 Nisan 2017 09:46 Facebook'ta Paylaş

indexABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Avrupa, Avrasya ve Yükselen Tehditler Alt Komitesinde, "Türkiye'de Demokrasinin Yüzleştiği Sorunlar" başlıklı oturum, 5 Nisan 2017 tarihinde, ABD Kongresi, Rayburn binasında, Cumhuriyetçi Temsilci Dana Rohrabacher'ın başkanlığında gerçekleştirildi. Komitenin karşısında şahit olarak konuşma yapan isimler; Türkiye aleyhine kitaplar yazan Columbia Üniversitesi Barış ve İnsan Hakları Çalışmaları direktörü David Phillips, HDP Amerika Temsilcisi Mehmet Yüksel, Turkish Heritage Organization Başkanı Ali Çınar ve Atlantik Konsey'den Naz Durakoğlu yer aldı. Katılımın yüksek olduğu oturumda, Vaşington'da yaşayan birçok HDP'li ile FETÖ'cü Ahmet Sait Yayla da bu panele katıldı.Türkiye'yi Kongre'de savunan tek isim Ali Çınar oldu.


HDP Amerika temsilcisi Mehmet Yüksel, Türkiye'deki Kürtlerin soykırıma maruz kaldığını savunurken, David Phillips, Rus ve Amerikan istihbarat kaynaklarının dahi geri adım attığı IŞID'ın petrol satışına Türkiye'nin aracılık ettiği iftirasını Kongre'de yeniledi. Oturumun sonunda Çınar, HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'ın Abdullah Öcalan posteri önünde halka konuştuğu kampanya fotoğrafını göstererek, ''Amerikalı bir Kongre üyesi IŞID liderinin fotoğrafı önünde aynı pozu verebilir mi?'' diye sordu.

Cumhuriyetçi Temsilci Dana Rohrabacher, Kaliforniya Eyaleti
Türkiye'deki siyasi durum üzerine konuşacaklarını belirterek sözlerine başlayan Dana Rohrabacher, "Yeni anayasa için 16 Nisan seçimlerine az kaldı, referandumdan evet çıkarsa anayasada değişiklikler olacaktır ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yasal olarak daha fazla güç kazandıracaktır. Yeni anayasa ile Türkiye, Başkanlık sistemine geçecektir ve bu sistem ile devletin başı, hükûmetin başı ve iktidar partisinin başı tek kişi olacaktır. Başbakanlık pozisyonu lağvedilecektir ve Cumhurbaşkanı kendi Başkan yardımcısını ve kabinesini seçebilecektir. Yasa yapıcıların yürütmenin gücünü kontrol etmesi büyük ölçüde azaltılacaktır. Avrupa Konseyi'nin Venedik komisyonuna göre 'Türk halkı tarafından oylamaya sunulacak olan bu anayasa değişikliği tehlikeli bir geriye gidiş ve otoriter rejime gidiş olacaktır.''

''Bu referandum, Erdoğan'ın yönetimi altındaki Türk hükûmeti tarafından gerçekleştirilen eylemlerin sonuncusudur. Erdoğan'ın yönetimi altında, sivil topluma yönelik olaylar, medyanın susturulması, yargının geri plana atılması ve ordunun etkisizleştirilmesine tanıklık edilmiştir. 15 Temmuz başarısız darbe girişimin dramatik ve huzuru bozan doğasını görüyorum ancak Erdoğan otoriterliğe giden bu yola, başarısız darbe girişiminden çok uzun zaman önce başlamıştı. Erdoğan'ın gücü sürdürme arzusu Türk insanı için iyi değil ve Türk demokrasisi için sağlıklı değildir. Bu Türkiye'nin Avrupa ve ABD ile ilişkisine de zarar vermektedir. Bu durum endişe verici bir şekilde Türkiye'ye radikal şiddet yanlısı İslamcıların saldırma riskini doğurdu."

"Son olarak binlerce Türk adil olmayan şekilde kovuldu ya da gözaltına alındı. Özel bir örneğe dikkati çekmek isterim: Amerika vatandaşı olan, geçtiğimiz yıl gereksiz bir şekilde Türkiye'de gözaltına alınan Andrew Brunson. Şubat ayında, 75 Kongre üyesiyle birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan'a giden ve Brunson'un serbest bırakılmasını talep eden bir mektubun altına imzamı attım. Ne yazık ki, Brunson hâlâ hapishanede."

Demokrat Temsilci Gregory Meeks, New York Eyaleti
"Bugün burada toplandık ve bu buluşmanın zamanlaması ilginç çünkü önemli anayasal referanduma iki haftadan az bir zaman kalmış durumda. Bu zamanlama aynı zamanda talihsiz  çünkü Kongre oturumlarının Türkiye'de nasıl yankılandığını bilirim ve bazen bu oturumlar, Türkiye'de, Kongre'nin hissettiklerinin tersini yansıtmak için kullanılır. Umarım bugünkü oturum, iki ülkenin daha iyi ilişkiler geliştirmesini sağlar ve Türkiye'de Amerikan karşıtı görüşleri körüklemez. Türkiye'yi birkaç kez ziyaret eden, Türkiye'yi ve bilhassa da Türk halkını seven birisi olarak, bu güzel ülke olanlar beni üzüyor. Geçtiğimiz oturumda tartıştığımız darbe girişimi sistem için dramatik bir şoktu. Darbe girişimi sonrası Erdoğan, kanunu prosedürlerine saygı göstermeden Gülencilere karşı eyleme geçmiştir. Birçok kişiden duyduğum, Türkiye'deki demokrasiye dair endişelerdir. Bir diğer büyük endişe ise, adil yargılama olmadan hapsedilen bireylere ne olacağı ve bu durumun ne kadar süreceğidir.

"16 Nisan'da gerçekleştirilecek olan referandum, Türk hükûmetini, başkanlık sistemi olduğu söylenen bir sisteme dönüştürme girişimidir. Sorulması gereken soru neden bu değişim bugün yapılıyor? Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tehditlerin ışığında gücünü resmileştirme ihtiyacı mı var? Pek adil ve özgür görünmeyen referandumun sonucu her ne olursa olsun, Türk demokrasisinin nasıl kazançlı çıkacağını anlayamıyorum. Her iki senaryoda da, ekonomi kötüye gitmeye devam edecek, parlak insanlar Türkiye'den ayrılmaya devam edecek ve liberal Türkiye için alan daha da daralacaktır."

"Bu zorlu dönemde Dışişleri Bakanımız Rex Tillerson Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyarette bizim burada dile getirdiğimiz sorunlardan hiçbirinden bahsetmedi bile. Sorun içerisindeki müttefiklerle konuşmak zordur. Umarım Trump yönetiminde ödeme alan yabancı ülke temsilcisi Michael Flynn'ın Türkiye'deki demokratik duruma dair sessizlikte bir rolü yoktur. Eski belediye başkanım Rudy Giuliani'nin Türk bankacıları koruma rolü umarım Trump yönetimindekilerin düşüncelerini etkilemez. Burada bir NATO müttefikinden bahsediyoruz ve Türkiye'nin NATO'da kalması Türkiye için en iyi olandır. "

"Türkiye'de, konuşma özgürlüğüne ve basına yönelik uygulanan baskıya, on binlerce kamu görevlisinin işlerinden çıkarılmasına, bu referandumun adil ve özgür olmayacağı gerçeğine rağmen Türkiye'deki insanlar hâlâ sokakta protesto yapıyorlar. Türk halkı direniyor. Hayatta tutmak istediğim umut, Türk insanının demokrasisine önem verdiğidir. "

Demokrat Temsilci  Brad Sherman, Kaliforniya Eyaleti
Ermeniler, 20 yüzyılın başlarında, bugün bu binada tanıyacağımız  bir soykırımına maruz kalmışlardır.Türkiye, soykırımı reddeden bu hükûmetin yerine, tarihini kabullenen bir hükûmete sahip olsaydı eğer, ABD'nin daha iyi bir müttefiki olurdu.  21. yüzyılın başlarında Erdoğan, Türkiye'den geçen IŞİD savaşçılarına göz yumdu. IŞİD'çiler Türkiye'de tıbbı tedavi almıştı. Bunların sebebinin bir parçası IŞİD'in Esad ile savaşıyor olmasıydı. Bugün ise Erdoğan, aynı IŞİD savaşçılarından gelen bir geri tepmeyle karşı karşıyadır. Erdoğan, demokratik bir lider değildir ve biraz önce konuşanların da belirttiği gibi otoriterliğe doğru gidiyor. Müslüman Kardeşleri terörist bir örgüt olarak kabul etme çabası mevcut ancak bu örgüt ile felsefi bir kökü olan AKP için en azından böyle bir çaba mevcut değil.

Demokrat Temsilci Albio Sires, New Jersey Eyaleti
Türkiye, ABD'nin stratejik bir ortağı ve bölgedeki kilit NATO müttefikidir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptıklarından ötürü derin bir üzüntü duyuyorum. Ordu, yargı, kamu ve eğitim sisteminden, on binlerce kişi uzaklaştırılmıştır. Buna ek olarak çok sayıda iş yeri, okul ve medya kuruluşu kapatılmıştır. Bu tür tasfiyelerin daha ne kadar süreceği belirsiz. Ancak Avrupalı ortaklarımızla birlikte, hukukun üstünlüğünün takip edilmesi için Türkiye'ye baskı uyguluyoruz.

Erdoğan ile Putin'in ilişkisi sadece Türk-ABD ilişkilerinin belirsizliğine değil, aynı zamanda, Türkiye'deki demokrasinin geleceğinin belirsizliğine de katkıda bulunmaktadır. İnşallah referandum, herhangi bir etki olmadan, adil ve özgür bir şekilde gerçekleşir. Türk hükûmeti, Türkiye'yi birleştirme şansını değerlendirmeli ve bölünme ile güvensizliği arttırmamalıdır.

Demokrat Temsilci Rep. David Cicilline, Rhode Island Eyaleti
Türkiye, IŞİD ile mücadelede kilit müttefiktir ancak son yıllarda büyük zorluklar yaşadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan son yıllarda gücünü pekiştirdi. Bu ay gerçekleştirilecek referandum geniş kapsamlı bir otorite verecek ve demokrasiyi tehlikeye atacaktır. Erdoğan hükûmetinin, kamu görevlilerine, eleştirmenlere, gazetecilere, akademisyenlere ve muhalif olarak gördüğü herkese yönelik toplu gözaltı uygulamasından büyük endişe duyuyorum. Hükûmet, olağanüstü hâl durumunu, görüşlerine katılmayan herkese baskı uygulamak için kullanmaktadır ve bu demokratik değerlere karşıdır.

Trump yönetimi şuana dek, demokratik olmayan  ve baskıcı eğilimleri olan Erdoğan hükûmetini eleştirmeye yönelik bir istek göstermedi. Türk hükûmeti 100 yıl sonra da Ermeni soykırımındaki rolünü inkâr etmeye devam ediyor. Türkiye, Ermenileri, Kürtleri ve sınırlarında yaşayan azınlıkları hedef almaya devam ediyor. Ermeni soykırımının 102. yılına yaklaşırken, benim umudum, 2017'nin, ABD Başkanı'nın 1915'te Osmanlı İmparatorluğu tarafından, Ermenilere yönelik işlenen suçu tam tanıdığı yıl olmasıdır. Ermeni halkı, tam tanımayı hak etmektedir.

Temsilci Dana Rohrabacher,
Demokrat Temsilcilerin konuşmalarının ardından sözü Şahit olarak konuşacaklara bıraktı. Konuşmacıları tanıtırken ise, David L. Phillips'in yeni çıkan ve Türkiye aleyhinde yazmış olduğu ""An Uncertain Ally (Güvenilmez Bir Müttefik)" adlı kitabının bir örneğini dinleyicilere gösterdi. Rohrabacher, HDP Amerika Temsilcisi Mehmet Yüksel'i tanıtırken ise, "HPD Temsilcisi Yüksel, kariyeri boyunca ABD ve Avrupa'da Türk ve Kürt azınlık arasındaki sorunun çözülmesi için uğraşmıştır" dedi.

Tanık Konuşmacıların Söylediklerinden, Dikkat Çekici Kısımlar
David L. Phillips
ABD-Türkiye ilişkilerindeki iki yanlışa vurgu yapacağını belirterek konuşmasına başladı. "Birincisi Türkiye'nin laik bir demokrasi olduğudur. Türkiye ne laik ne de demokratiktir. Bay Erdoğan 1998 yılında, 'Minareler süngü, kubbeler miğfer; camiler kışlamız, müminler asker.' ifadelerini kullandığı bir şiir okumuş ve ardından dini farklılıklar arasında nefret uyandırmaktan ötürü 10 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

İkinci yanlış ise Türkiye'nin önemli bir NATO müttefiki olduğudur. Bu eskiden doğru olabilir ancak Türkiye ile aralarında İslam Devleti'nin de bulunduğu cihatçılar arasındaki ilişki 2013'ten bu yana endişeler uyandırmaktadır. NATO, güvenlik ortaklığından daha öte bir şeydir. NATO, ortak değerlere sahip ülkelerin koalisyonudur. Erdoğan yönetimi altında Türkiye; İslamcı, demokrasi karşıtı ve insan haklarına düşmandır. Eğer NATO bugün kuruluyor olsaydı, Türkiye üye olarak kalifiye olmazdı. İslamcılık konusuna gelecek olursak, AKP 2007 seçimlerinde kazandığı zaferle insan hakları endişelerine ve Kürt sorununa vurgu yapmayı durdurdu ve Erdoğan, kamu kurumlarında hicap giyilmesine izin veren yasa çıkardı. Daha iki hafta önce bayanların orduda hicap giymesine izin verildi. Türkiye'de geniş çaplı bir yolsuzluk vardır. 17 Aralık 2013'te on milyonlarca milyon doları nasıl ortadan kaldıracağına dair Erdoğan'ın oğlu ile yaptığı konuşmanın kayıtları çıktı. Damadı Berat'ın, Suriye'de petrol satışı için IŞİD ile yaptığı planla alakalı 50 bin e posta Wikileaks tarafından ortaya çıkarıldı. Bu alışverişle günde 3 milyon dolar kadar kâr ortaya çıkıyordu ve bu da İslam Devleti'ni destekliyordu."

Phillips konuşmasının geri kalanında; ifade özgürlüğünden, terörle mücadele yasalarından, Gezi Parkı olaylarından, MİT'in kişisel veri topladığından, hapsedilen gazetecilerden, kapatılan medya kuruluşlarından, sosyal medya sansürlerinden, Can Dündar ve MİT tırları haberinden, FETÖ liderinden, darbe girişimi sonrası alınan tedbirlerden, Türkiye-AB ilişkilerinden ve Almanya ve Hollanda gibi ülkelerinde mitinglere izin vermemesinden bahsetmiştir. "Bir bakan, kendilerinin miting yapmasına izin verilmemesi halinde 'Avrupa'da cihat başlatacağız' demiştir. Türkiye'de, Yunan ve Ermenilerle alakalı sorunlar vardır. Ermenilere ve Yunan dini liderine yönelik baskı vardır."

HDP Amerika Temsilcisi Mehmet Yüksel
"Türkiye'de demokrasi ve hukukun üstünlüğüne karşı önemli tehditlerden bahsedeceğim. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidardaki AK Parti tarafından sunulan anayasal değişiklik, tek bir kişinin tam güce sahip olduğu, otoriter bir yönetimi öngörmektedir." diyerek sözlerine başlayan Yüksel, aşırı derece yasadışı olduğunu ileri sürdüğü tek adam yönetiminin göstergelerinden bahsetti. Yüksel'in bu bağlamda: dokunulmazlıkları kaldırılan HDP'li vekillerden, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın tutuklanmasından, 22 Temmuz 2015-27 Mart 2017 arası 8,930 HDP üyesinin gözaltına alındığından, 2,782 parti üyesinin tutuklandığından, 494 HDP ofisine saldırıldığından, DBP tarafından yönetilen 84 belediyeden 88 eş belediye başkanının ve altı belediye başkan yardımcısının alındığından, Kürt asıllı on bin kadar belediye ve insani yardım çalışanının işlerinden alındığından, Kürt medya kuruluşlarının kapatıldığından, Kürt gazetecilerin gözaltına alındığından bahsetmiş, hapishanelerde işkence, cinsel şiddet, tecavüz ve psikolojik şiddet uygulandığını iddia etmiş, Demirtaş'ın açlık grevi yaptığından bahsetmiş ve emniyet güçlerinin darbe girişimi sonrası Güneydoğu'da aldığı önlemleri çarpıttı.

"Diyarbakır'da Sur, Silvan ve Lice, Mardin'de Nusaybin ve Dargeçit, Şırnak'ta Cizre, Silopi,İdil ve şehir merkezi ve Hakkari Yüksekova Türk güvenlik güçlerince hedef alınmış ve onlar tarafından yerle bir edilmiştir. Yerle bir edilen bu Kürt şehirlerinin görüntüleri Suriye sivil savaşı görüntülerine benzemektedir." "Saygıdeğer Rohrabacher ve değerli komite üyeleri, Türkiye'deki insanlarım, soykırım olarak görülebilecek bir saldırıya maruzdur. Türk yetkililer Kürt kimliğini baş düşman olarak görüyor ve bu düşmanla savaşırken de yavaşlatılmış bir soykırım uyguluyorlar."

"ABD Temsilciler Meclisi'ne; bu endişelere değinme, Türkiye'nin Güneydoğusu'nda insanlığa karşı işlenen suçlar hakkında soruşturma başlatma, Türk makamlarına demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı göstermeleri için daha fazla baskı uygulanması ve tutuklu gazetecilerin ve siyasi tutukluların bırakılarak, konuşma özgürlüğünün teminat altına alınması çağrısında bulunuyorum. Ayrıca Temsilciler Meclisine, barış görüşmeleri ve müzakerelerle, Kürt sorununa siyasi çözüm bulunması için Türk makamlarını teşvik etmesi çağrısında da bulunuyorum.

Turkish Heritage Organization Başkanı Ali Çınar
Komitedeki açık oturumda Türkiye'yi en başından sonuna dek savunan tek kişi olan Çınar, kendisine verilen beş dakikalık süre zarfından komiteye sunduğu 16 sayfalık Türkiye lehindeki başlıkların hepsine değinmiştir.

Çınar: 2016 yılının Türkiye-ABD ilişkileri için oldukça zorlu olduğunu, bunun sebebinin ise iki önemli güvenlik sorunundan ötürü olduğunu, bu iki sorunun, ABD'nin Suriye'de YPG'yi desteklemesi ve Türkiye'nin FETÖ lideri Gülen'in iadesini talep etmesi üzerine yaşanan anlaşmazlıklardan kaynaklandığını, Türkiye'nin demokrasisini anlamak için Türkiye'nin iç ve bölgesel risklerinin incelenmesi gerektiğini, terörün Türkiye'nin bir numaralı güvenlik sorunu olduğunu, 2016 yılı boyunca gerçekleştirilen 12 büyük terör saldırısından ötürü 270'ten fazla insanın hayatını kaybettiğini, Türk ordusunda bir grup tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz darbe girişiminin Türk halkına büyük zarar verdiğini, darbenin Gülen ve onun destekçileri tarafından gerçekleştirildiğini, daha önce periyodik olarak darbelere maruz kalan Türkiye Cumhuriyetinin ilk kez bir darbeyi önlediğini ancak bu darbe girişiminin 248 vatandaşımızın hayatına mâl olduğunu ve 2000 vatandaşımızın yaralanmasına sebebiyet verdiğini, olağanüstü hâl durumunun karmaşık güvenlik tehditlerini ortadan kaldırmayı hedeflediğini, OHAL kapsamında alınan önlemlerin Türkiye'nin istikrarı ve güvenliğini garanti altına almak için olduğunu, OHAL kapsamında gözaltına alınan ya da tutuklanan gazetecilerin FETÖ ve PKK gibi terör örgütlerinin propagandasını yaptıkları için gözaltına alındıklarını ya da  tutuklandıklarını ve güçsüz, istikrarsızlaşmış bir Türkiye'nin sadece Türk halkı için değil aynı zamanda da Avrupa, NATO ve ABD için bir felaket olacağını dile getirmiştir.

16 Nisan referandumu hakkında komite üyelerine ve dinleyicilere bilgi veren Çınar; Kürt sorunundan da bahsetmiş ve PKK'nın ABD ve Avrupa tarafından terörist bir örgüt olarak kabul edildiğini, 1980'dan bu yana PKK yüzünden 40 binden fazla insanın hayatını kaybettiğini, HDP'nin Türkiye'de yaşayan Kürt nüfusun tek temsilcisi olmadığını, bazı HDP'lilerin PKK'yı desteklediğini ve PKK'lı teröristlerin cenazelerine giderek oralarda kameralara poz verdiklerini söylemiştir.

Atlantik Konsey'den Naz Durakoğlu
16 Nisan'da gerçekleştirilecek referandumdan çıkacak sonucun değerlendirmelerini yapan Durakoğlu: referandumun sadece Türkiye'yi ilgilendiren bir şey olmadığını, bu seçimin transatlantik camia ve NATO İttifakı için de önemli olduğunu belirtti. "Referandum, yakın geçmişlerinde çok sayıda insanın hayatını kaybettiği terör saldırıları ve 15 Temmuz darbe girişimini yaşayan Türkler için korkunun, kutuplaşmanın ve travmanın arttığı bir döneme denk gelmiştir."

Durakoğlu, referandumda Evet çıkması halinde, birkaç denetleme ve dengeleme ile, parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçileceğini, Başbakanlık makamının kaldırılacağını, Başkanının devletin, hükûmetin ve iktidar partisinin başı olacağını, yargı üyelerinin üçte ikisini ve bakanları seçeceğini, KHK'lar çıkarabileceğini, parlamentoyu feshedebileceğini ve OHAL ilan edebileceğini, erken seçim çağrısında bulunabileceğini 2029'a dek Cumhurbaşkanı Erdoğan'a başkanlık için kapa açılabileceğinden bahsetmiştir.

"Referandum sonrası Türkiye-ABD ilişkilerinde etkilenecek dört kilit alan; transatlantik güvenlik, enerji işbirliği, ekonomik refah ve demokratik değerler olacaktır. NATO'da en büyük 2. orduya sahip olmasından ötürü Türkiye halihazırda uluslararası güvenlik sorunlarında etki sahibidir. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'a göre, İncirlik Hava Üssü'nün kullanılması, Suriye'de IŞİD'e yönelik %25 daha fazla hava saldırısı yapılmasını sağlamaktadır."

"Tillerson geçtiğimiz hafta Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyarette, Rakka'ya yapılacak nihai saldırıyı tartışmıştır. ABD, Rakka'nın Arap güçler ve YPG'den oluşan bir güç tarafından kurtarılmasını, YPG'yi ABD'nin terör örgütü olarak kabul ettiği PKK'nın bir uzantısı olarak gören Türkiye ise, Rakka'yı kurtmarma operasyonunda Türk ordusunun ve yerel Araplar'ın yer almasından yana. ABD, referandum öncesi Rakka'yı kurtarma operasyonunda kimin yer alacağına dair bir duyuru yapmak istemiyor gibi görünüyor."

Durakoğlu ayrıca, referandumdan ötürü Türkiye ile Avrupa arasında gerilim yaşandığından, referandum sonucunun Türkiye'nin Kıbrıs'a odaklanmasında etkilere sahip olacağından, referandumda AK Parti'yi ve anayasa paketini destekleyen MHP'yi güçlendirebileceğini ve MHP'nin geleneksel Kıbrıs görüşlerinin adada olası bir uzlaşıyı tehlikeye atabileceğinden bahsetmiştir.

Rohrabacher, tartışma bölümünde, "Türkiye'de ifade özgürlüğüne ve basına yönelik baskı vardır. Ali Çınar, OHAL kapsamında gazetecilerin hapsedildiğini belirtti ancak darbe girişiminden çok uzun zaman önce de gazeteler kapatılıyor ve gazeteciler hapsediliyordu" demiştir.

Çınar: Hapsedilen gazetecilerin, gazetecilik yaptıkları için değil terörist örgütleri destekledikleri için hapsedildiklerini belirtmiş, bazı gazetecilerin darbe girişimi öncesi FETÖ lideri Gülen ve PKK'nın propagandasını yaptıklarını, bazı gazetecilerin istihbarı bilgileri kamuoyuyla paylaştığını ve bunun anayasaya aykırı olduğunu söylemiş ve komiteye, Gülenci Zaman gazetesinin 2010'daki kapağını göstermiştir.

Rohrabacher: "Bazı gazeteciler ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ailesinin yolsuzluğu hakkında haberler yazdıkları için işlerinden çıkarılmıştır. Muhtemelen bu soruya cevap veremezsin. Phillips, kadınların orduda hicap giymesine izin verildi demiştin, bence bu radikal İslam'ın göstergesi değildir. Giyip giymemeyi tercih edebiliyorlarsa sıkıntı yok ancak hicap giymeye zorlanırlarsa eğer radikal İslam sinyali olur.

Phillips, Erdoğan ve rejiminin Suriye petrolünü sattığından bahsettin, buna dair elinde bilgi var mı? Erdoğan hükûmetinin, Ortadoğu'da insanları öldüren terörist örgütlerine kaynak sağladığını mı öne sürüyorsun?"
Phillips: "Evet, öne sürdüğüm tam olarak budur. Erdoğan ailesini doğrudan IŞİD kontrolündeki petrolün satışıyla bağdaştıran 57 bin e-posta ifşa edildi."
Rohrabacher: "Bu para ile ne yapıldı?"
Phillips: "IŞİD'in halifelik operasyonlarını desteklemek için, insanları öldürmeleri ve Batılıları tehdit etmeleri için, bu örgüte gitti."

Demokrat Temsilci Gregory Meeks, New York Eyaleti
"Dış politika oldukça zordur.Türkiye, oldukça zor bir bölgede yer almaktadır. Bireylerin cezalandırılmasını, yargılanmadan hapsedilmelerini ve insan hakları.  ihlallerini görmezden gelemem ancak Türkiye'nin NATO'dan çıkarılmasını da savunamam çünkü Türkiye son derece önemli bir müttefiktir, özellikle de bölgede."

Demokrat Temsilci Albio Sires, New Jersey Eyaleti
"Türkiye her zaman bir tutum takınıyor. Bir Ermeni tasarısını desteklesek ya da  IŞİD'le savaşan Kürt savaşçıları desteklesek sıkıntı." "Türkiye'de 600 işletmeye el konuldu."

Phillips:
"12 önemli anketten sekizine göre referandumdan "hayır" çıkacak. Oylar çalınırsa ya da seçim adil ve özgür bir şekilde yapılmazsa eğer, Türkiye'de fikir ayrılıkları artacaktır, sosyal bütünlüğün bozuluşunu ve şiddetin geniş alana yayılışını da görebiliriz. Bu sebepten ötürü uluslararası gözlemcilerin referandumu takip etmesi önemlidir. Eğer öyle ya da böyle bu referandumdan "evet" çıkarsa, Türkiye'nin AB'ye katılma arzusu sona erir."

"Eski ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden Harward'ta yaptığı bir konuşmada, Türkiye'nin, IŞİD'in baş sponsoru olduğunu söylemişti."
Çınar: "Türk halkına saygı duymamız gerekir. Türkiye'de demokratik olarak seçilen bir hükûmet var ve referandum geliyor. Seçim adil ve özgür olacak ve herkes bu seçime saygı göstermelidir. Son seçimlerde bütün muhalefet partileri seçimlerin adil olduğunu söylemiştir."

Çınar, komite üyelerine, Gülenci gazetecilerin 13 Temmuz günü ve darbe öncesi günlerde yaptıkları paylaşımları belgelemiş ve bu gazetecilerin paylaşımlarıyla aslında darbeyi önceden haber verdiklerini söylemiştir. Demokrat Temsilci Robin Kelly,Illinois Eyaleti Referandum sonrası hükûmetin bağımsız branşlarının etkileneceğinden endişeleniyorum. Azınlıklar nasıl etkilenecektir referandumdan? Ordu nasıl etkilencektir?

Yüksel: "Çocuklar için çizgi film oynatan Kürt televizyonları kapattılar. Türkiye'deki azınlıklara büyük baskı var. Aleviler, rejimin değişmesinden endişe duyuyorlar ve kendilerinin bir sonraki hedef olacaklarından korkuyorlar."

Çınar: "Keşke Türkiye'nin IŞİD'e karşı verdiği mücadeleden ötürü takdir edildiğini görsek. Türk ordusunun Suriye'deki operasyonunda, Türkiye, 72 askerini şehit verdi ve 1,000 IŞİD teröristi etkisiz hâle getirildi. İnsan haklarıyla alakalı olarak ise, elimde tutmuş olduğum resimde göreceğiniz üzere bazı HDP'liler gerçekleştirdikleri mitingde PKK'yı teşvik ediyorlar. Bir kongre üyesinin, bir IŞİD liderinin etkinliğine katılımını ve bu terör örgütünü teşvik etmesini hayal edebiliyor musun? Bu Türkiye için büyük bir problem ve güvenlik sorunudur.