Godiva’dan Anneler Gününe Özel Bush’un Yeğeni İle Kampanya

E-posta Yazdır

Turk Avenue - Godiva, ABD eski Başkanı George W. Bush'un yeğeni Lauren Pierce Bush Lauren ile Anneler Günü'ne özel bir kampanya başlattı.  Annelerine bir buket çiçek veya hediye kartı almaktan öte bir hediye vermek isteyenlere yönelik hazırlanan özel hediye çantaları FEED 10 logosu ile satışa sunuldu. Houston'da Lauren P. Bush Lauren tarafından açlık çeken insanları yardım etmek amacıyla kurulan FEED programını destekleyen proje uyarınca, Anneler Günü'nde Godiva'dan alışveriş yapanlar FEED'in Fildişi Sahilleri ve Gana'daki programlarını  destekleyecek


 
 
Godiva ayrıca bu yıl ilk kez verdiği National Lady Godiva Honoree ödülünü Lauren Bush Lauren'ı layık gördü.  Değişik renk ve modeldeki hediyelik çantalar Liberyalı bir sanatçı tarafından tasarlandı. 25 dolara satılan bir çantadan elde edilecek gelir, Fildişi Sahiller ve Gana'da kakoo yetiştirilen bölgelerde yaşayan 10 çocuğun okul yemeğini karşılayacak
 
Godiva çantalarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz
 
http://www.godiva.com/subcategory/seasonal-gifts/feed-partnership/id/89.gdv 

El Maktum Türkiye’de Finansal Varlıklarını Satıyor

E-posta Yazdır

 

Ortadoğu'nun en ünlü ve varlıklı kişilerinden biri olan Dubai Emiri Şeyh Muhammed bin Raşid El Maktum, Türkiye'deki finansal varlıklarını satıyor. Taib Yatırım Bankası ve Dubai Sigorta'nın sahibi olan El Maktum'un, bu varlıkları satarak yüksek sermaye gerektirmeyen turizm sektöründe büyümek istediği öğrenildi.

 
Vatan gazetesinden Ufuk Şanlı'nın haberine göre; Dubai Emiri El Maktum'un Türkiye'de yatırım bankacılığı alanında faaliyet gösteren bankası Taib Bank'ın satılacağı uzun zamandır konuşuluyordu. Hatta bir dönem bankaya Eczacıbaşı Grubu da talip olmuştu. Ancak daha sonra satıştan vazgeçilmişti.
 
Düğmeye basıldı
 
Vatan'ın edindiği bilgilere göre, Dubai Emiri El Maktum, Dubai Group çatısı altında faaliyet gösteren şirketlerin satışı için düğmeye bastı. Nedeni ise Dubai Group'un 2009'da patlak veren 'Dubai Borç Krizi'nin yaralarını bir türlü saramamış olması.
 
Kriz yüzünden sahibi olduğu Taib Bank birtürlü büyüyemedi. Dolayısıyla bankanın Türkiye operasyonu da birtürlü beklenen patlamayı yapamadı. 2009'dan bu yana bilanço büyüklüğü hiç değişmeyen banka o günden bu yana sürekli yerinde saydı. Taib Bank'a buna rağmen biri yerli, ikisi yabancı toplam 3 grubun ciddi anlamda ilgi gösterdiği öğrenildi. İlgilenen gruplar arasında bu kez Eczacıbaşı Grubu yer almıyor.
 
Sigortayı da satıyor
 
Ünlü işadamının Türkiye'deki bir diğer önemli finansal yatırımı da Dubai Group Sigorta. 2008 yılında sigorta sektörüne hızlı ve güçlü bir giriş yapan Dubaili şirket, küresel ekonomik kriz ve hemen ardından Dubai'yi etkisi altına alan ekonomik krizden ciddi anlamda etkilendi. Buna rağmen 2011 sonu itibarıyla 115 milyonluk prim üretimiyle sektörde orta sıralarda bir yer edinmeyi başardı. Sektörden sızan bilgilere göre Dubai Sigorta ile Katarlı ve Batı Avrupalı bir grup yakından ilgileniyor.
 
Adının açıklanmasını istemeyen bir yatırım bankacısı, "Banka ve sigorta şirketi bir paket halinde satılırsa alıcı grup açısından daha değerli olabilir. Bu durumda potansiyel alıcının yine Körfez Bölgesi'nden olacağını düşünüyorum. Bahreyn, Katar ve Abu Dhabi'den bu sektörlerle ilgilenen çok sayıda şirket olduğunu biliyoruz" derken, bir yabancı bankacı varlıkların ayrı ayrı satılabileceğini söyledi. Bankacı, "Sigorta sektörüne ilgi duyan yabancı sayısı bir hayli fazla. Bu yüzden sigorta şirketinin daha çabuk satılacağını düşünüyorum" diye konuştu.

ABD’nin Müslüman Tüketicileri Fırsatlar Sunuyor

E-posta Yazdır

Sayıları her geçen gün artan Amerikalı Müslümanlar ekonomik açıdan da güçlerini hissettirmeye başladı. Bu güç iş dünyasına da yansıyor. Müslüman tüketici pazarını araştıran DinarStandard şirketinin yöneticisi Rafi-uddin Shikoh, "Yükselen Amerikan Müslüman pazarı iş dünyası için yeni fırsatlar sunuyor. 2011 yılında yaptığımız araştırma Müslüman Amerikalıların yıllık gelirinin 107 milyar ila 124 milyar dolar arasında olduğunu gösterdi. " dedi.


 


Müslüman tüketicinin helal sertifikalı üretim yapan markalara olan eğiliminin iyi bilindiğini belirten Shikoh, "Burada nadir görülen bir fırsat var ve çoğu kişinin bunun farkında değil" şeklinde konuştu.

Pew Araştırma Merkezi'nin geçen yıl yaptığı bir araştırma ABD'de 2,8 milyon Müslüman'ın yaşadığını ortaya çıkarmıştı. Araştırmada Müslüman Amerikalıların diğer gruplara göre daha fazla çocuk yaptıkları da belirtilmişti.

Analistler ABD'deki Müslüman sayısının tartışmalı olduğunu fakat Müslümanların büyük bir çoğunluğunun genç, orta gelir seviyesinde olduğunda hemfikir. Pew Araştırması ABD'nin genel gelir dağılımına uygun olarak Müslümanların yüzde 16'ının yılda 100 bin dolardan fazla gelir sahibi olduğunu vurgulamıştı.

Müslüman pazarında uzmanlaşan Ogilvy & Mather Küresel Reklam Ajansı'nın çalışanı Sarab Al Jijakli, "İş dünyası ortaya çıkan bu potansiyelle bağlantıda olmak istiyor. Ortada büyük bir potansiyel var" dedi.
(USASABAH)

Bakan Çağlayan, New York’ta CEO’lara Seslendi

E-posta Yazdır

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, yeni teşvik sistemine ilişkin ''Teşvik sistemimiz, dünyanın en babayiğit sistemidir. Bunu bir kenara yazın. Şunu söylüyorum ki, biz inşallah, uluslararası bir yatırım patlaması yaşayacağız'' dedi. Bakan Çağlayan, ABD temaslarının ilk gününde New York River Club'ta Amerikalı dev firmaların CEO'ları ile buluştuğu yemekli toplantıda yeni teşvik sistemini anlattı.


 


Business Council for International Understanding (BCIU) adlı kuruluşun üyeleri ve aynı zamanda Türkiye'de de yatırımları bulunan 3M ve Pepsico firmalarının sponsorluğunda gerçekleşen toplantıda konuşan Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, yıllık bütçeleri milyar dolarlar ile ifade edilen şirketlerin CEO'larına Türkiye'nin yeni teşvik paketi hakkında bilgiler verdi.

New York temaslarının ardından hızlı tren ile Washington'a hareket eden Bakan Çağlayan yolculuk esnasında basın mensuplarına BCIU üyelerine hitaben yaptığı konuşmaların ayrıntılarını anlattı. Amerika'daki potansiyel şehir ve iş çevrelerinden örnekler veren ve yeni teşvik paketinden çok umutlu olan yatırımcı firmaların heyecanından memnun olduklarını ifade eden Çağlayan, sözlerine şöyle devam etti:

''Georgia, Atlanta, New York, Washington, Houston, İllinois olarak sayabileceğimiz 6 noktada Amerika'daki faaliyetlerimizi yoğunlaştırdık. Bu saydığım 6 noktanın bulunduğu eyaletler, Amerika'nın gayrisafi milli hasılasının yüzde 46'sını oluşturmaktadır. Hele California Eyaleti bugün devlet olsa dünyanın 8. devleti olabilecek kapasitede bir ticari ve ekonomik kapasiteye sahip bir eyalet.

Los Angeles, New York ve Miami gibi ticaret merkezleri de bizim için önemli bölgeler. Bu bölgelerin Miami hariç hepsine gittik. Bu gelişimizde de, bugün Business Council İnternational Understanding (BCIU) bizi New York'ta ağırladı. Toplantı bu kuruluşun üyeleri 3M ve Pepsico şirketlerinin sponsorluğunda düzenlendi. BCIU Amerikan eski başkanlarından Eisenhower tarafından kurulmuş önemli bir kurum. Bu tür kuruluşlar ile mümkün olduğunca bir araya geliyoruz.Bu toplantı öncesinde de beş ayrı firma ile ikili görüşmelerimiz oldu. Bu 5 firmanın toplam 2011 cirosu 300 milyar dolar. Yani Türkiye'nin milli gelirinin yüzde 40'ı. İstihdam ettikleri kişi sayısı ise 785 bin kişi. Bu firmalar içinde halihazırda ülkemizde yatırımı olan firmalar olduğu gibi, yatırım yapma eğilimi olan firmalar da var. Bilhassa bu firmalar ile yaptığımız görüşmelerde teşvik sistemi üzerinde durduk. Türkiye'nin teşvik sistemini kendilerine anlattık. Onlar da bize hangi operasyonları yapmak istediklerini anlattılar ve nasıl istihdam sağlayacaklarından bahsettiler.''

Zafer Çağlayan, BCIU toplantısında Pepsico şirketinden bir bayanın ''Türkiye'nin ekonomik başarısı nedir?'' diye sorduğunu dile getirerek, ''Türkiye'nin ekonomik başarısının iki temel ayağı vardır; İstikrar ve güven. Mali disiplin, ihracata dönük bir büyüme stratejisi. 2011'in ikinci çeyreğindeki büyümenin asıl lokomotifi ihracattır. Bu firmaların Türkiye'ye karşı çok büyük ilgi ve alakaları olduğunu gördüm'' diye konuştu.
Görüşme yaptıkları firmalardan birinin Kimberly-Clark Cooperation olduğunu anlatan Çağlayan, şöyle devam etti:

''137 yıllık bir firma, 53 bin çalışanı olan, 37 ülkede yatırımı, 150 ülkede satış ağına sahip bir firma. Türkiye'deki markaları; Huggies ve Cotex. Bu firma Türkiye'de yeni yatırımlar için hazır ve ayrıca, başka ülkelerdeki yatırımlarını da Türkiye'ye aktarmayı düşünüyorlar. Görüştüğümüz bir diğer marka 3M. Dünyanın en değerli firmalarından birisi. 1980'den beri ülkemizde faaliyet gösteriyor. Marka değeri 4 milyar dolar. Türkiye'yi bir yatırım merkezi, bir ara üs olarak seçmek istiyorlar. Yatırımlarının sürekli gelişen ve devam eden bir yapıya sahip olduğunu belirttiler. Teşvik sistemi ile yakından ilgileniyorlar. Çerkezköy'de bulunan bu firma, Çorlu'yu yeni yatırım bölgesi olarak düşündüğünü söyleyince, kendilerine stratejik yatırım konusunda Tekirdağ ile Trabzon'un birbirinden farkı olmayacağını ifade ettik. 3M, Güney Koreli bir firmadır ve bugün New York'ta yapılan görüşmenin sponsorlarından biri olmuşlardır.

Pepsico sizin de bildiğiniz gibi, 300 bine yakın çalışanı ve 60 milyar dolar yıllık geliri olan bir firma. Türkiye'de 43 bin kişiye istihdam sağlıyorlar. 16 ülkenin yönetiminden sorumlu olan Güneydoğu Avrupa Bölgesi merkez olarak kendine İstanbul'u seçmiş. Amerikalı şirketlerin bir derneği var. Dernek 11 üyesi ile birlikte bizi ziyaret etti ve Türkiye ile ilgili hedeflerini anlattılar. Pepsico'da onlardan biri idi. Amerikan kaynaklı bu derneğin 11 üyesi bize, yeni teşvik sistemi kapsamında, önümüzdeki üç yılda Türkiye'deki yatırımlarını 800 milyon dolardan 5 milyar dolara kadar çıkartabileceklerini söylediler.''

Yeni teşvik sistemine de değinen Çağlayan, ''Teşvik sistemimiz, dünyanın en babayiğit sistemidir. Bunu bir kenara yazın. Hakikaten çok iddialıdır. Teşvikin en önemli ayaklarından biri, yatırım indirimidir. Bu indirim teşvikini 8-9 yıl sonra yeniden getiriyoruz. Tabii bunu iller bazında yapmamızın çok faydası oldu. Stratejik yatırımlarda, 6. bölge dışında, ilk 5 bölgede il ayrımı yapılmayacak olması çok önemli. Şunu söylüyorum ki, biz inşallah, uluslararası bir yatırım patlaması yaşayacağız. Bu konuda beni en çok umutlandıran durumlardan biri, bizim yurt dışından ithal etmek zorunda olduğumuz ürünlerin bu teşvik kapsamında ülkemizde üretilir hale getirilecek olması. Kesinlikle de, 'ihracatını yaptığımız ürünleri Türkiye'de üretelim, cari açığı böyle çözeriz' diye bir düşüncem yok'' diye konuştu.

''Sağlık sektöründe de serbest bölgeler konusu gündemimizde''

Çağlayan, 2011 cirosu 7,5 milyar dolar olan başka bir sağlık firmasının, günde 2000 test merkezinde günde 530 bin test yapan Guest Diagnostics Incorporated firmasının da teşvik programı ile yakından ilgilendiğini belirterek, ''Kendileri Türkiye'ye gelip Sağlık Bakanımız ile görüşmek istiyorlar. Sağlık sektöründe de serbest bölgeler konusu gündemimizde'' dedi.

Görüştükleri bütün bu firmalara ortak bir mesajlarının olduğunu ifade eden Çağlayan, şöyle konuştu:
''Onlara dedik ki; Türkiye'ye geldiğiniz zaman 56 ülkelik bir coğrafyaya gelmiş oluyorsunuz. New York'tan Seattle'a gitmek için uçak ile 5 saat uçuyorsunuz. Bizim 4 saatlik uçuş mesafemizde 56 ülke bulunuyor. İngiltere, Rusya, Ortadoğu, Afrika'nın ortasına kadar ulaşıyorsunuz. Bu coğrafyada dünya nüfusunun 4'te 1'i yaşıyor. Dünya milli gelirinin 3'te biri oluşuyor. En önemlisi, dünya ithalatının yüzde 46'sı da bu coğrafyada oluşuyor. Bu rakam 8,5 trilyon dolar. Tam bir mal satım pazarı burası. Bizim sivil toplum kuruluşlarımız Afrika'da çok iyi bağlantılar oluşturmuşlar. 'Gelin Afrika'ya bizim üzerimizden ulaşın' diyoruz. 'Türkiye'nin 18 serbest ticaret anlaşması var, bu imkanlardan faydalanın' diyoruz.''

Bakan Çağlayan, General Electric firmasının lokomotifli vagon yatırımı yapmak istediğini aktardığını belirterek, Türkiye 2023'e kadar 10 bin kilometreye yakin demiryolu yapacaklarını söyledi.

Türkiye'nin dış ticaret hacminin 436 milyar dolar olduğunu, bunun 175 milyar dolarının ihracat, 261 milyar dolarının ithalat olduğunu hatırlatan Çağlayan, bunun 9 sene öncesinde Türkiye'nin milli gelirinin iki katına yakın bir rakam olduğuna işaret etti.

Buna uygun altyapı oluşturulması gerektiğini dile getiren Çağlayan, mevcut tren yollarının rehabilite edilmesi, hızlı tren projesi gibi yatırımlar toplandığında 2023'e kadar 110 milyar dolara yakın yatırım yapacaklarını kaydetti.

Zafer Çağlayan, diğer bir firmadan nükleer enerjiyle ilgili soru aldığını dile getirerek, ''2023'e kadar bizim 3. nükleer hedefimiz var. Türkiye 2023'e kadar her yıl enerji ihtiyacı yüzde 6 artacak olan bir ülke. O açıdan nükleer enerji çok büyük önem taşıyor. Şu an 55 bin megavat kurulu gücümüz var, 2023'e kadar 125 bin megavata çıkacak. Dolayısıyla aradaki farkı kapatma adına 130 milyar dolar yatırım yapmamız gerekiyor. Türkiye bu açıdan GE gibi firmalar için çok büyük bir pazar. Bu tarz stratejik yatırımlar için ilk beş bölge farketmiyor, yatırımcının enerji yatırımını normal yatırımının üstüne koyacağız ve yüzde 50 yatırım indirimi desteği vereceğiz. Stratejik yatırımcı 7 yıl boyunca SSK işveren hissesi desteği alacak. Faiz desteği alacak. Bu imkanlar enerji yatırımını ülkemizde cazip hale getiriyor. Yolumuz uzun. Bu konuları Washington'da da, Houston'da da konuşacağız. Daha önce de söylediğiniz gibi yatırım avcılığına çıkmış bulunmaktayız. Ancak yatırımcıların bizden daha heyecanlı oluşu bizi açıkçası sevindiriyor'' şeklinde konuştu.

''Teşvik sistemiyle ilgili hukuki altyapı ay sonuna kadar tamamlanmış olacak''

Bakan Çağlayan, yapılacak yasal düzenlemelere değinerek, şöyle devam etti:
''Bugün teşvik sistemi ile ilgili, maliyedeki kanunlar hakkında üç değişiklik için düzenlemeler Bakanlar Kurulumuzda imzaya açıldı. Önümüzdeki gün ümit ediyorum nisan sonu itibariyle bu konu torba yasa olarak çıkmış olacak. Teşvik sistemi ile ilgili hukuki altyapı bu ay sonuna kadar tamamlanmış olacak diye görüştüğümüz firmalara söz verdik. Başbakanımızın onayladığı bir konudur sonuçta. Ben 2013'te çok ciddi bir yatırım patlaması bekliyorum. Tarih ile ilgili olarak Başbakan'ımızın söylediği tarih 1 Ocak 2012'dir. Şunu özellikle ifade edeyim ki Türkiye'deki uluslararası yatırımcılar açısından çok faydalı olacaktır bu. Çünkü vergi noktasında önemli bir indirim imkanı getirecek söz konusu firma için.''

Bir soru üzerine Bakan Çağlayan, şeker fabrikalarının özelleştirmesi bittiği an fruktoz sorununun ortadan kalkacağını belirterek, ''Nişasta bazlı şeker hakkında özel sektör kendisi karar verecektir. Bir de çiftçimizin anlaması gereken başka bir şey var; Pancar ekmek kader değil. Başka bir şey de ekebilirler. Türkiye'de biz en çok desteği tarım üreticilerine veriyoruz. Bu rakam 7 milyar liranın üzerindedir. Tarım ürünleri konusunda da ihracata dayalı ürünler yetiştirmeye yönelik yapıyı oluşturmalıyız. Yüksek katma değerli ürünlere yönelmeliyiz. Avrupa kısıtlamaları konusunda yeni bir çalışma başlattık. Linyit ve demir cevherleri teşvik verilemeyen maddeler arasında idi. Biz söz konusu kısıtlamayı aşmak için 'Avrupa Birliği Yeni Çelik Endüstrisi'' tanımına geçerek linyit ve demir cevherlerine de teşvikin önünü açacağız'' diye konuştu.

Bakan Çağlayan bu sabah ABD basını ile kahvaltılı bir görüşme yapması bekleniyor. Öğle saatlerinde uçak ile Houston'a geçecek Çağlayan'ın gezinin 4. ayağında ise Meksika'da G-20 üyesi ülkelerin ekonomi bakanları başta olmak üzere bir dizi görüşme gerçekleştirmesi öngörülüyor. (AA)

Genç Türk Girişimci Bayandan, Örnek Emlak Acenta Modeli

E-posta Yazdır

ABD'de ilk nesil göçmenlerin ağırlıklı olarak tercih ettiği sektörlerden biri de emlak sektörü. Sektörde çalışanlar da genelde Century 21, Remax, Coldwell Banker gibi ulusal zincirlerde acenta olarak çalışarak kariyer yapmayı seçiyorlar. Genç Türk girişimci Zeynep Ekemen, bu yöntemin dışında kendi aracı şirketiyle emlak sektöründe faaliyet göstermek isteyenlere iş imkanı sunuyor. Ekemen, Independent Agent Network adını verdiği sistemde, komisyon oranlarını sıfırlayarak ayda sabit bir ücret karşılığında alt acentalar oluşturarak kendi emlak şirketini büyütüyor.


 

Z Realty Group, LLC was established in 2009 by Zeynep "Z" Ekemen, New Jersey's only woman-owned full-service commercial real estate brokerage firm specializing in Investment Sales, Industrial Properties, Owner Representation, Real Estate Development, Retail Leasing and Built-to-Suit Leases and Sales.The firm provides a relationship-driven approach to structuring and marketing properties. We currently represent over 1,000,000 square feet of commercial space with two office locations in Fort Lee, NJ and Istanbul, Turkey.

2009 yılında Z Realty Group adıyla kurulan ve geçtiğimiz yıl New Jersey'nin Fort Lee şehrinde yeni ofisini hizmete açan Ekemen, New Jersey eyaletinin tamamı bir bayana ait olan tek ticari emlak broker şirketinin sahibi. Yatırım amaçlı emlak, endüstriyel arazi kiralama, inşaa için arazi geliştirme, ticari kiralama, satış alanlarında faaliyet gösteren Z Realty Group, aylık 599 dolar ödeyen acentalara ofis ortamı sunuyor. Acentalar satın alınmasına veya kiralanmasına aracı oldukları emlak için başka bir ücret ödemiyor. Ekemen, ''Diğer ulusal zincirlerde satışına veya kiralanmasına aracılık ettiğiniz emlak için yüzde 40 ile 60 arasında değişen tutarlarda komisyon ödemek zorundasınız. Ancak bizim sistemimizde komisyon oranı 0 ve sadece aylık belli bir ücret ödemesi var,'' diye konuşuyor.

Ekemen'in şirketine Amerika'nın tanınmış emlak şirketleri Marcus & Millichap, CoStar ve CBRE'den ayrılıp katılanlarda olmuş. Halen kendi bünyesinde 12 acenta barındıran Z Realty Group, 'multifamily' olarak adlandırılan çoklu apartman daireleri, endüstriyel ve iş geliştirme alanlarında kiralama ve satışında yoğunlaşıyor. Ekemen'in müşterileri arasında PayPal, Subway, Kenneth Cole, Caliskan Group, Popeye's, Korean War National Museum gibi kurumlar da bulunuyor. Ekemen, online dünyada faaliyet gösteren ve ilk fiziksel ofisini New York'a açan PayPal'in ilk mekanının kiralanmasına aracalık eden isim. New York'ta 174 Hudson Street üzerindeki 8000 sq-foot ofisin kiralanmasına aracılık eden Ekemen, ''Şirket olarak PayPal gibi bir şirketin ilk ofisinin kiralanmasına aracı olmak bizim için önemli bir girişimdi,'' diye konuşuyor.

Z Realty Group son olarak New Jersey'deki üç prestijli binanın Exclusive Listing Brokers'ı olarak açıklandı. 40 lüks üniteden oluşan ve 2011 yılından tamamlanan The Marquee projesi, Jersey City'de 1 dönümlük alan üzerine kurulu McGinley Plaza ve 85 üniteden oluşan Bergen County'deki apartman kompleksinin satış temsilciliğini Z Realty Group aldı.

599 DOLAR AYLIK ÖDE, BROKER'A ÇALIŞMA
Ekemen'in kurduğu IAN sisteminin mevcut ABD'deki diğer emlak sektör çalışanlarının komisyon sistemi ile kıyaslanmasında ise ortaya ilginç rakamlar çıkıyor.
Ulusal bir emlak şirketine yüzde 50 komisyon oranı ile bağlı olarak çalışan bir acenta, yılda kazandığı 209 bin doların, 114 bin dolarını bağlı bulunduğu broker'a komisyon olarak öderken, Ekemen aynı acentadan sadece 7,188 dolar alıyor.

Komisyon oranı arttıkça, ulusal broker firmalarına ödenen komisyon tutarları da artıyor. Bazı firmalar yüzde 50, bazıları yüzde 60 oranında komisyon vererek çalışıyor.

Kurduğu sistemin büyük firmaları rahatsız edip etmediği sorusuna ise Ekemen, henüz yeni başladıklarını ve zamanla bu sistemin daha çok acenta tarafından tercih edileceğini söylüyor.

İSTANBUL'DA OFİS

Z Realty, Türkiye'deki yatırımcılara da yardımcı olmak amacıyla İstanbul ofisini açmaya hazırlanıyor. Türkiye'de Latek Group ve Çalışkan Group ile anlaşma imzalayan Z Realty Group, şirketlerin direkt Amerika'ya açılmalarına da yardımcı oluyor.

Ailece emlak sektörünün içinde olan Ekemen'in annesi ve dayısı da New Jersey'de emlak işiyle uğraşıyor. 4 Ekim 2011 tarihinde Fort Lee Belediye Başkanı Mark Sokolich ve Englewood Cliffs Belediye Başkanı Joe Parisi tarafından hizmete açılan Z Realty Group, bugüne dek 15 milyon doların üzerinde işletmenin emlak alımına aracılık yaptı.

Kendi şirketini açmadan önce ABD'de ''Cup It Food'' adıyla giriş yapan bardakta mısır konseptini getiren şirkete de ortak olan Ekemen, Pace Üniversitesi'nden muhabesebe eğitimi aldı. Ayrıca MBA yaptı. 

Z Realty ile kontak kurmak için:

Z Realty Group, LLC - 1564 Lemoine Avenue Fort Lee, NJ 07024 - Tel: 201 867 1110

Email: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Website: www.zrealtygroup.com






 

ABD Pazarı New York ve Chicago’dan İbaret Değil

E-posta Yazdır

2023 hedeflerine ulaşılmak isteniyorsa mutlaka ABD pazarında olunması gerektiğini kaydeden TUSKON Başkanı Rızanur Meral “İş dünyasının öncelikle Amerika’yı New York ve Chicago’dan ibaret görmemesi gerekiyor. Burası artık doymuş bir pazar. Diğer eyaletlerde ciddi iş fırsatları bulunuyor. Bir çok şirket kriz sonrasında zora girdi. Bu fırsatları değerlendirmek gerekiyor” dedi. Bu yıl 23 ayrı heyetle ABD’nin çeşitli bölgelerine ziyaret yapacaklarını kaydeden TUSKON Başkanı Meral, şunları söyledi:


 


Anadolu’dan iş yapmak isteyen çok

“ABD dünyanın en önemli en büyük pazarı. Burada var olmak istiyorsak farkındalık yaratmalıyız. Son birkaç yıldır yoğunlayaşan temaslarımızda bu amaca odaklandık. 2023 hedeflerine ulaşabilmemiz için ABD pazarında mevcut olmamız gerekiyor. Anadolu’daki bir çok KOBİ Amerika ile ticaret yapmak istiyor. Bu KOBİ’lerin en büyük sorunu da iletişim. Eyaletlerdeki iş fırsatlarını üyelerimize anlatacağız. Sektörel bazda yaptığımız analizleri işadamlarımızla paylaşacağız.” Sohbet toplantısında Kansas ziyaretinde yaşanan şu anekdot da paylaşıldı: “Kansas’taki ziyarette görüştüğümüz yerel bir senatör yıllardır yabancı işadamlarının Kansas’ın üzerinden uçarak New York, Washington ve Kaliforniya’ya gittiğinden yakındı ve Türk işadamlarına ‘Siz üzerimizden geçmeyip uçaktan atlayan ilk iş adamlarısınız’ diyerek teşekkür etti.”

Amerikalı şirket  1.200’e ulaştı

TÜRKİYE ile Amerika arasındaki ticari ilişkiler son 4 yılda hızla arttı. Amerikalı şirketler kriz sonrasında rotayı Türkiye’ye çevirdi. 2007 yılında Türkiye’de 800 şirket faaliyet gösterirken bu rakam 2012 yılında 1.200’e ulaştı. 4 yılda 400 Amerikalı şirket Türkiye’yi tercih ederken, gayrimenkul sektörüne ilgi arttı. 1.200 şirketin Türkiye’deki yatırımları ise 6 milyar doları geçti. İki ülke arasındaki ticari ilişkiler de 4 yılda yüzde 100’den fazla artarak 21 milyar dolara ulaştı. Ekonomik kriz sonrası ABD’li şirketlerin gelişen pazarlara yöneldiğini söyleyen TUSKON Yönetim Kurulu Başkanı Rızanur Meral, şöyle konuştu: “Ülkede yabancı yatırımların artması için imajın yükselmesi gerekiyor. İmajı yükselen ülkeler de şirketler tarafından cazip pazarlar haline geldi. Türkiye bu ülkelerin başında geliyor. Ekonomik kriz sonrası bir çok Amerikalı şirket Türkiye’ye tercih etti. Bugün Türkiye’de 1.200 ABD’li şirket faaliyet gösteriyor.”

Çok gezen kaplan aç kalmaz

Özellikle Afrika pazarında Tuskon’un ciddi aktiviteleri var... “Çok gezen kaplan aç kalmaz” diyen Rızanur Meral’e göre kendileri için tüm dünya bir oyun alanı... Pasifik ülkelerine 448 heyet gönderip 150 ülkede iş bağlantısı yaptıklarını anlatan Rızanur Meral “Tuskon olarak üyelerimizle yakın iletişimdeyiz. Kimin neler yapabileceğini biliyoruz. Mesela Gaziantep’ten Surinam’a ihracat yapıyorlar. Trinidad Tabago’ya plastik şişe ihracat ediyorlar. Dünyada basılmadık yer bırakmıyoruz. Hakkari’de de derneğimiz var. Ne yapabiliriz, diyorlar. Boydak’larla irtibata geçtiler Brüksel’e gidecekler... Devlet bize ne verecek değil; biz ne yapabiliriz derdindeler. Bu fikre ulaşmaları daha değerli” diyor.

ABD’nin En Küçük Kasabası Satıldı

E-posta Yazdır

 

ABD'nin Wyoming Eyaleti'nin güneyinde bulunan ve ülkenin en küçük kasabası olarak bilinen Buford, yapılan açık artırma ile 900 bin dolara (1 milyon 614 bin TL) satıldı.

 

ABD'de önceki gün yapılan artırmada bir kişinin yaşadığı kasaba yapılan açık artırma ile Vietnamlı bir kişiye satıldı. Los Angeles'taki kent yaşantısından kurtulmak için 1970'lerin sonunda 1860'ta kurulan kasabaya yerleşen Don Sammons, 1992'de bir dükkan aldı. Ancak kasabadan geçen tren yolunun değişmesi üzerine bir zamanlar 2 bin kişinin yaşadığı kasabadan göç başladı. Sammons ailesi de kısa süre sonra kasabada yalnız kaldı. Eşini kaybeden Don Sammons, oğlunun da başka bir kente taşınması üzerine kendine kalan kasabayı satmaya karar verdi
 
"ABD'nin en küçük kasabası" diye reklamı yapılan Buford, için Perşembe günü aynı kasabada açık artırma yapıldı. Kaç kişinin katıldığı belirtilmeyen açık artırmayı ismini açıklamak istemeyen bir Vietnamlı kazandı. Kasaba için 900 bin dolar ödeyeceği açıklanan Vietnamlı alıcının tapu işlemlerinin tahmini 30 gün süreceği belirtildi. Alıcı, bir akaryakıt istasyonu, acil ihtiyaç maddeleri satan bir dükkan, 1905'ten kalma bir okul binası, bir tahta baraka, 4 hektarlık arazi ile 3 odalı bir evden oluşan kasabanın yeni sahibi oldu.
Satıştan sonra konuşan kasabanın resmi olmayan belediye başkanı Don Sammons, artık kendi işleri ile ilgilenmek istediğini söyledi. Kasabadaki yaşamını anlatan bir kitap yazmayı planladığını anlatan Sammons, kasabının yeni sahibine de mutluluk diledi. Kasabanın yeni sahibinin ne gibi planları olduğu hakkında da bilgi verilmedi. (sabah)

HD İskender’in ABD Macerası Kısa Sürdü

E-posta Yazdır
Turk Avenue Özel - New Jersey eyaleti sınırları içerisinde Newport Centre Alışveriş Merkezi ve Menlo Park Alışveriş Merkezi'nde iki adet mekan açan Türkiye'nin tanınmış restoran zincilerinden HD İskender, 1 ay gibi kısa bir sürede iki mekanı da kapattı. Mekanları ABD'deki en büyük Türk gıda firmalarından Vintage Food devralıyor

 
Türkiye'de Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin olmak üzere 11 farklı şehirde faaliyet gösteren HD İskender, hızlı girdiği ABD pazarında çabuk ayrılmak zorunda kaldı
 
1995 yılında Ankara'da açtığı ilk şubesi ile hayatına atılan ve 17 yılda  Türkiye geneline yayılan bir marka yaratmayı başaran işadamı Hakan Demirağ'ın isim ve soyisminin ilk harfinden alan HD İskender, yer seçiminde Manhattan yerine New Jersey'nin bölgelerini seçmesiyle dikkat çekmişti.   
 
HD Iskender'in Jersey City şehrinin Newport Center alışveriş merkezinin üçüncü katında hizmet veren mekan, Manhattan'dan yaklaşık 14 km uzaklıkta bulunuyordu. Edison, NJ'deki Menlo Park Alışveriş merkezinde hizmet veren diğer mekan ise Manhattan'dan bir saat uzaklıkta bulunuyordu
 
YENİ SAHİBİ VINTAGE FOOD
Mekanların kapanmasında işin başına geçmesi beklenen HD İskender yetkilisinin kalp krizi geçirmesi gösterilirken, mekanları ABD'nin en büyük Türk gıda firması Vintage Food devraldı. Mekanları Magic Doner ismiyle yeniden açmaya hazırlanan Vintage'ın sahibi Levent Yarar daha önce Manhattan'da Kebab Garden isimli bir yer açmış, mekanı daha sonra devretmişti. Vintage halen kendi tesislerinde ürettiği döneri Brooklyn'de kendine ait iki mekanda satışa sunmaya hazırlanıyor. 

Göçmen Yatırımcılara Green Card İmkanı Veren EB-5 Regional Center Programı Nedir? Nasıl Hareket Edilmeli?

E-posta Yazdır

2008 yılında yaşanan ekonomik krizi atlamaya çalışan Amerikan ekonomisi geliştirdiği ekonomik programlarla hem işsizlik oranını düşürmeye hem de düşük maliyetle istihdam yaratmaya çaba harcıyor. Bunu gerçekleştirmenin en hızlı yollarından biri de yabancı sermaye girişini arttırmak. Yabancı sermaye girişini, Amerika'da çalışma ve yaşama izni tanıyan Green Card uygulamasını devreye sokarak cazip hale getiren Amerikan yönetimi, Amerika genelinde 218 adet Regional Center (Bölgesel Yatırım Merkezi) oluşturdu.


 

2.2 milyar dolarlık yatırım bu bölgelere çekilirken, Göçmen Ofisi bu yılı ilk üç ayında yatırımcılara 2,364 EB-5 vizesi verdi. Yabancı yatırımcılardan toplanan paralarla da oteller, alışveriş merkezleri, rüzgar santralleri yapıldı.
2007 yılında sadece 11 adet olan Bölgesel Yatırım Merkezlerine Kongre'nin verdiği onay bu yıl Eylül ayında sona eriyor.

EB-5 programı sayesinde 40 bin yeni iş istihdam edildiği ifade ediliyor. Ticaret ve göçmenlik konularında hizmet veren Kulen Law Firm şirketi sahibi Avukat Remzi Kulen, Amerika'da yatırım yapmak isteyenlere cazip fırsatlar sunan EB-5 programının cazip olduğu kadar dikkatli olunması gereken bir program olduğunu altını çiziyor. Kulen, ''EB-5 programı Amerika'da yatırım yapmak isteyen ancak mevcut sermayesi ile büyük bir iş kurmaya imkanı olmayanlar için ideal bir iş modeli. Eğer 500 bin dolarınız varsa, çok büyük bir alışveriş merkezini inşaa etmenize imkan yok. Ancak sizin gibi 500 bin doları olan 100 kişi bir araya gelirse, yapılacak bu alışveriş merkezinin yüzde 1'ine sahip olma ve büyük bir yatırım yapma imkanınız oluyor,'' diye konuşuyor.

NJ NETS'IN YENI SAHASINI YABANCI YATIRIMCILAR YAPIYOR

Nitekim, New York'ta yapımı devam eden Atlantic Yard Projesi'nin yatırımcısı Forest City Ratner Cos. şirketi ihtiyaç duyduğu 1.4 milyar doların 228 milyon dolarını yabancı yatırımcılardan sağladı. Proje kapsamında New Jersey Nets basketbol takımının oynayacağı Barclays Center'ın altyapı hizmetleri, metro girişi, park alanları buradan gelen parayla yapılacak. Plan çerçevesinde 6430 konut, 247 bin square feet alışveriş merkezi yapılacak.
456 yabancı yatırımcının para koyduğu bu proje New York City Regional Center vasıtasıyla gerçekleştirildi. New York'ta benzeri yapıda 10 bölgesel yatırım merkezi bulunuyor ve hepsi farklı projeler yürütmek üzere faaliyet gösteriyor. ABD'de faaliyet gösteren tüm Bölgesel Yatırım Merkezlerini bu likte bulabilirsiniz.


EB-5 programı anne-baba ve 21 yaşın altındaki aile üyelerine green card imkanı tanıyor. Başvuru sahiplerinden gelişmemiş bölgelerde ve işsizliğin yüksek olduğu yerlerde her 500 bin dolarlık yatırım için 10 kişiye istihdam sağlanma garantisi isteniyor. Diğer bölgelerde ise bu rakam 1 milyon dolar. Eğer iki yıllık süre zarfında Amerikan Göçmen Ofisi istihdam olayında bir gelişme olmadığına karar verirse, yatırımcı green card'ı yenileyemiyor.
Avukat Kulen, Türkiye'de bu programdan yararlanan girişimcilerin olduğunu altını çiziyor. Amerikan Göçmen Ofisi verilerine göre yabancı yatırımcıların yüzde 42'si sürekli vize alırken, Göçmen ofisi yatırımcıların yatırdıkları paranın karşılığını alıp alamadıkları takip etmiyor.


EB-5 programı dönem dönem para yatıranların davalarıyla da karşı karşıya gelebiliyor. 3 Çinli yatırımcı, San Bruno, California'da Çin restoranı açma vaadiyle EB-5 programına dahil olduklarını ve 3 milyon dolar zarar ettikleri gerekçesiyle yatırımı yapan şirkete dava açtı. Restoran açılmadığı gibi herhangi bir bina yapımı da söz konusu olmadı.


Avukat Kulen, yatırımcıların bu tür risklerle karşılaşmamaları için mutlaka   işi bilen bir hukuk danışmanı ile çalışmalarını tavsiye ediyor. Kulen, programı kötüye kullananların mutlaka olacağını ancak Amerika'da hem yatırımcı olarak bulunmak hem de ailesine yasal bir güvence sağlamak isteyenler için güzel bir fırsat olduğunun altını çiziyor.

EB-5 programında 1 milyon dolarlık yatırım karşılığı green card alma şartını işsizliğin yüksek olduğu yerlerde 500 bin dolara düşürüldüğüne ve iki yıllık süre zarfında istihdamın yapılıp yapılmadığına dikkat edildiğini söyleyen Kulen, ''Buraya yapılan yatırımlar aynı zamanda göçmenlik ofisinden onay alınmasını da gerektiriyor. Dolayısıyla prosedür göçmen ofisi ile paralel yürütülüyor. Bu bölgelerdeki yatırımları profesyonel yöneticiler yürütüyor. Burdaki şirketlere siz yatırdığınız para ölçütünde ortak oluyorsunuz. Benim gordugum kadari ile hedef kitlesi kendilerine veya cogunlukla çocuklarına bir gelecek sağlamak isteyen, yeterli bir birikimi olmuş kişiler,'' diye konuşuyor.
Yatirimin $500,000 seviyesine ulasmadigi durumlarda E-2 yatirimci vizesinin en cok kullanilan yontem oldugunu belirten Kulen, yatirimin kaynaginin kolaylikla ispat edilebildigi durumlarda E-2 opsiyonunun hala en gecerli opsiyon oldugunu belirtiyor. E-2 yatirimlarinda EB-5 kategorisindeki gibi belirli bir limitin ustunde para miktari yatirilmasi sart kosulmuyor.
 

START-UP AMERICA
Kulen yatırımcıların ilgisini çekebilecek bir başka proje olarak Start-up America'yı örnek veriyor. Proje, Amerika'da girişimcileri desteklemek, küçük yatırımcılara ilham vermek için Beyaz Saray tarafından bizzat Başkan Obama'nın girişimi ile başlatıldı. 31 Ocak 2011'de başlatılan Start-up America, daha önce başlatılan ancak daha fazla ilgi çekmek için yatırım limiti 250 bin dolara kadar düşürülen küçük işletmeleri güçlendirme, ticareti arttırma adına uygulanan bir program.

Bu program tamamen yurt dışından yatırımcı getirmek üzere kurulu bir sistem değil. Yatırım tutarının bir kisminin ABD içinden bulunmasını da teşvik ediyor.

Kulen, gerek EB-5 gerekse Start-up America programlarının Amerika'da ticari girişimde bulunmak, yatırım yapmak için uygun bir zaman diliminde hayata geçirildiğini vurguluyor. Maliyetlerin düştüğü, teşviklerin arttığı bir dönemde yatırımcıların daha fazla fırsatla karşılaşabileceği düşüncesinde.
 
KULEN LAW FIRM GÖÇMEN HUKUKUNDAN SONRA TİCARİ ALANDA DA HİZMET VERİYOR
Kulen Law Firm, Remzi Guvenc Kulen'in öncülüğünde konusunda uzman avukatlarla göçmenlik ve ticaret hukuku konularına servis sunuyor.

KULEN LAW FIRM'E ULAŞMAK İÇİN
363 Seventh Avenue Ste 400
New York, NY 10001
Tel: 212 904 1506
Fax: 877 382 2237
email: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız




 

Ticaret Ataşe ve Müşsavir Sayısı Artıyor

E-posta Yazdır

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, ticaret müşaviri ve ataşelerden, yeni teşvik sistemini tanıtmalarını ve bulundukları ülkelerin Türkiye'ye ilgisini artırmalarını istedi. Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen 2. Avrupa Bölgesel Ticaret Müşavirleri Toplantısında konuşan Çağlayan, önümüzdeki günlerde açıklanması beklenen yeni teşvik sistemi hakkında bilgi verdi.


 


Toplantıya katılan 47 Türk müşavir ve ataşeden, bulundukları ülkelerin hangi sektörlerde nelere ihtiyaç duyduğu konusunda analizler yaparak Ekonomi Bakanlığına rapor etmelerini isteyen Çağlayan, “Yeni teşvik sistemimizi tanıtarak, bulunduğunuz ülkelerin Türkiye'ye ilgisini artıracaksınız” dedi.

AB Komisyonunun raporuna göre, Avrupa'da 1 milyon 600 bin şirketin azalan nüfus ve yapısal sorunlardan dolayı kapanacağını aktaran Çağlayan, bu nedenle genç nüfusa sahip olan Türkiye'deki şirketlerin, kapanacak söz konusu şirketlerle ortaklık ya da satın alma konusunda çalışmalar yapması gerektiğini ifade etti.
Müşavir ve ataşelere seslenerek, “Her biriniz yatırım avcısı gibi çalışacaksınız. Yeni görevimiz bu” diyen Çağlayan, Türkiye'nin “zayıf” olduğu sektörlerin araştırılmasını istedi.

Türkiye'nin yakaladığı ihracat performansında, müşavirler ile ataşelerin de büyük katkısı olduğunu dile getiren Çağlayan, 2023 yılında Türkiye'nin ihracatını 500 milyar dolara çıkartma hedefine bağlı olduklarını, bu tarihe kadar Türkiye'nin, kendi otomobilini, uçağını ve helikopterini üretebilecek bir ülke konumuna gelmesini ümit ettiklerini söyledi.

Yeni teşvik sistemi çerçevesinde ticaret müşavirlerinin sayısını da artıracaklarını anlatan Bakan Çağlayan, müşavirlerin sıkı bir şekilde çalışabilmeleri için hiçbir eksiklerinin bulunmasını istemediklerini kaydetti.

Dünyada büyük bir değişimin yaşandığını ve bu değişimi çeşitli nedenlerden dolayı görmek istemeyenlerin, Türkiye'nin “ekseninin kaydığı” şeklinde iddialar ortaya attığını belirten Çağlayan, böyle bir eksen kaymasının gerçekten de olduğunu, ancak bunun Türkiye'de değil tüm dünyada yaşandığını ifade etti.

Yerli malına alıştırmaya çalışıyoruz   

Çağlayan, “Vatandaşları yerli malı kullanması konusunda özendirmek istiyoruz. Türkler artık kendi otomobillerini üretecek yeteneğe, zekaya ve öz güvene sahip” dedi.

Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen 2. Avrupa Bölgesel Ticaret Müşavirleri Toplantısında konuşan Çağlayan, arzın talebe göre yapılması gerektiğini vurgulayarak, hangi ülkelerin neye ihtiyacı olduğu konusunda analizler yapılmasının önemine işaret etti.

Bu tür analizleri Türkiye'nin illeri üzerinde yaptıklarını belirten Çağlayan, hangi ilden hangi ülkeye nelerin ihraç edilebileceği konusunda bir araştırma yaptıklarını ve bunu bir kitapçık halinde hazırlattırdıklarını bildirdi.

Türkiye'nin 2011 yılında kırdığı ihracat rekorunda bir çok ilin çok önemli katkısı olduğunu belirten Çağlayan, öncelik verecekleri ülkeleri belirlediklerini ve böylece ihracatı daha da artırmayı hedeflediklerini ifade etti.

Cari açık ile dış ticaret açığı konuları üzerinde de önemle durduklarını belirten Çağlayan, Türkiye'de ilk kez yapılan uzun vadeli planlarla bu sorunlara çözüm aradıklarını söyledi. Ekonomi Bakanı Çağlayan, “Vatandaşları yerli malı kullanması konusunda özendirmek istiyoruz. Türkler artık kendi otomobillerini üretecek yeteneğe, zekaya ve öz güvene sahip” dedi.

BÖLGESEL ASGARİ ÜCRET

Bakan Çağlayan, bölgesel alanda asgari ücret teklifi getirmiş olduğunu, bu teklifin, bugüne kadar hala anlayamadığı bir sebepten dolayı işçi sendikaları tarafından reddedildiğini ve zamanında rafa kaldırılmış olduğunu da hatırlatan Çağlayan, şimdi bunun yeniden ele alındığını, haksız rekabeti ortadan kaldıracak bir yapı geliştirdiklerini söyledi.

Özel ekonomik bölgeler de kuracaklarını ve ilk pilot projeyi Mersin'de başlattıklarını belirten Çağlayan, dünyada nadir bulunan malzemelerin tedarik güvenliğini sağlayacak bir politikayı da geliştirmek durumunda olduklarını ifade etti.

Çağlayan, dünyadaki ihracat pazarlarını çeşitlendirmek istediklerini ve Avrupa'daki avro krizini nasıl fırsata dönüştürebileceklerini düşünmek durumunda olduklarını kaydederek, ticaret müşavirlerinden de, bulundukları ülkelerdeki bürokrasiyle yakın temasta olmalarını, bu ülkelerin ihtiyaçları konusunda raporlar hazırlamalarını ve sözkonusu ülkelerde en az 100 önemli şirket hakkında bilgi toplamalarını istedi.

Bakan Çağlayan, "Amacımız Türkiye'yi Dünya Şampiyonlar Liginde oynatmak" şeklinde konuştu.

Çağlayan'ın ticaret müşavirleriyle, "Avro bölgesi borç krizi ve Türkiye'ye yansımaları", "Doğrudan sermaye yatırımları/yatırım avcılığı" ve "Avro bölgesi borç krizi: Riskler-Tehditler-Fırsatlar-Çözüm önerileri" konusunda görüşmekte olduğu 2. Avrupa Bölgesel Ticaret Müşavirleri Toplantısının ardından bir sonuç bildirgesi açıklanacak.

Bakan Çağlayan, bugün Almanya Ekonomi ve Teknoloji Bakanı Philipp Rösler ile de görüşecek.
 

Sayfa 2 / 4