21 Mayıs 2012

 


New York Semalarında Uzay Mekiği

NASA tarafından 2003 yılında emekliye ayrılan Enterprise isimli uzay mekiği New York üzerinde tur attı. Jumbo yolcu uçağının üzerine monte edilen uzay mekiği, havalimanına inmeden önce New York üzerinde alçaktan uçarak tur attı.


 


Uzay mekiği Enterprise New York'ta sergileneceği müzeye taşınması için sabah saatlerinde Washington'dan ayrıldı. J.F. Kennedy havalimanına inmeden önce Manhattan adası etrafında tur attan Boeing uçağının üzerindeki uzay mekiği, görenleri şaşırttı.

NASA'nın ilk uzay mekiği olarak yaptığı Enterprise hiçbir zaman uzaya gönderilmedi. Adını, 'Star Trek' isimli TV dizisindeki uzay mekiğinden alan Enterprise, Discovery uzay mekiğinin yapılması ile emekliye ayrılmıştı.

NASA'nın elinde bugün Endeavour ile Atlantis isimli iki uzay mekiği daha var. Bu iki uzay mekiğinden Endeavour bu yıl içinde Los Angeles'da bir müzeye gönderilecek. Atlantis ise Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nde sergilenecek.

(CİHAN)
 

Türkiye Genelinde Hanelerin %42,9’u İnternet Erişim İmkanına Sahip

 

Alternatif Bilişim Derneği internetin 19 yılını değerlendiren bir rapor yayınladı ve öncelikli sorunlar için çözüm önerileri getirdi. Türkiye'de Nisan ayında internet 19'uncu yılına girdi. Alternatif Bilişim Derneği 19. yılında internet'in toplumsal, kültürel, eğitimsel, bilimsel ve ekonomik boyutlarını değerlendirdi.
Dernek web sayfasından erişilebilen rapora göre, 2011 yılında Türkiye genelinde hanelerin %42,9’u internet erişim imkanına sahip. İstanbul, Doğu Marmara, Orta Anadolu, Batı Anadolu ve Batı Marmara bölgeleri ise %56,9 ile Türkiye ortalamasının üzerinde. Bilgisayar ve İnternet kullanım oranları 16-74 yaş grubundaki erkeklerde %56,1 ve %54,9 iken, kadınlarda %36,9 ve %35,3.

 

 

Raporda verilen bu rakamlar kadın-erkek ve kentsel-kırsal arasındaki sayısal uçurumun devam ettiğini gösteriyor. Raporda ayrıca, Türkiye'de 18 binden fazla alan adının erişime kapalı olduğu belirtilirken, sansür ve denetimin daha da arttığı vurgulanıyor.

 

İnternet kullanımının yaygın olmasına rağmen dijital okuryazarlık seviyesinin düşüklüğüne dikkat çekilen raporda, Ekim 2011 tarihli EU Kids Online raporuna değinilerek Türkiye'nin "Düşük risk, düşük kullanım" ülkesi durumunda olduğu gündeme getiriliyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından 'seçmek özgürlüktür' diye sunulan hazır ve içeriği bilinmeyen filtre programlarına ilişkin olarak da, "Erişim engellemeleri, merkezi filtre uygulaması, kamuya açık erişim noktalarındaki keyfi sansür/filtre uygulamaları kullanıcılara karşı koyu bir sansür/denetim mekanizması haline geldi" değerlendirmesi yapıldı. Raporda hazırlıkları yürütülen Derin Veri Analizi çalışmalarına da dikkat çekiliyor.
 
"İnternet'in bir türlü kullanamadığımız fırsatlarına yoğunlaşalım" çağrısının yapıldığı raporda çeşitli çözüm önerileri de yer alıyor.
Raporun tamamına Alternatif Bilişim Derneği web sitesi http://www.alternatifbilisim.org adresinden erişmek mümkün.

 

Rapordaki Bölümlerden Özet:
*İnternet Tarafsızlığı Gereklidir!
“Ağların ağı” olan İnternet’in karakteristik özellikleri, temel yapısını oluşturan “ağ mantığı”ndan dolayı, “küresel”, “gayri-merkezi”, “açık”, “sınırsız”, “etkileşimli”, “kullanıcı-denetimli” ve “altyapıdan-bağımsız” nitelemeleriyle konumlanabilir. “Ağ tarafsızlığı” (net neutrality) ve birolarak İnternetin tarafsızlığı, ağın bu yapısal özellikleri üzerinde temellenen bir ilkedir. “İnternet tarafsızlığı”, İnternet hizmet sağlayıcıları başta olmak üzere İnternet endüstrisi içinde yer alan herhangi bir kurumsal yapının ve devletlerin, kullanıcıların İnternet erişimleri üzerinde herhangi bir kısıtlama uygulayamamaları anlamına gelir. İnternet tarafsızlığı ilkesi, içerik, web siteleri, web platformları, ağa bağlı donanım ve iletişim biçimleri üzerinde uygulanmak istenen kısıtlamaların önlenmesi ve İnternet'in çok taraflı, demokratik bir yönetişim temelinde geliştirilmesi amacını ifade eder.
Alternatif Bilişim Derneği’nin önceliği, kullanıcı haklarının korunmasıdır ve bu bağlamda İnternet tarafsızlığını savunur.

 

Sansür ve İfade Özgürlüğü
Erişim engellemeleri, merkezi filtre uygulaması, kamuya açık erişim noktalarındaki keyfi sansür/filtre uygulamaları Türkiye'de İnternet kullanıcılarına karşı artan bir sansür/denetim mekanizması haline geldi. Kullanıcıların katkıları ile erişim engellemelerini raporlamaya çalışan EngelliWeb sitesine göre 18 binden fazla alan adı Türkiye'den erişime kapalıdır. Merkezi filtre uygulamasına dahil edilen filtreli web sitelerinin ve içeriklerin sayısı belirsizdir. Üstelik tüm bu süreçler yurttaş denetimine kapalıdır. Şeffaf değildir. Engelli / filtreli içeriklerin istatistikleri yayınlanmamaktadır. 5651 nolu yasa, Danıştay'da iptal davası süren merkezi filtre yönetmeliği Türkiye'de devletin İnternet'e yaklaşımının özetidir. İnternet'e devlet müdahalesi yurttaş katılımının ve ifade özgürlüğünün önündeki önemli bir engeldir.

 

Türkiye’de Sayısal Uçurum Devam Ediyor!
2011 yılı Nisan ayında gerçekleştirilen Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre Türkiye genelinde hanelerin %42,9’u İnternet erişim imkânına sahiptir. Bu oran 2010 yılının aynı ayında %41,6 idi. İnternet erişim imkânı olan hane oranı kentsel yerlerde %51,0 iken,kırsal yerlerde %22,7’dir. İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflamasına (İBBS) göre %56,9 ile İstanbul, Doğu Marmara, Orta Anadolu, Batı Anadolu ve Batı Marmara bölgelerinde İnternet erişim imkanı olan hane oranı Türkiye ortalamasının üzerindedir. Bilgisayar ve İnternet kullanımında kadın-erkek ve kent-kır arasındaki sayısal uçurum devam etmektedir. Bilgisayar ve İnternet kullanım oranları 16-74 yaş grubundaki erkeklerde %56,1 ve %54,9 iken, kadınlarda %36,9 ve %35,3’tür. Bilgisayar ve İnternet kullanım oranlarının en yüksek olduğu yaş grubu 16-24 yaş grubudur.

 

Bu oranlar tüm yaş gruplarında erkeklerde daha yüksektir. Bilgisayar ve İnternet kullanımı kentsel yerlerde %54,7 ve %53,2, kırsal yerlerde ise %26,9 ve %25,7’dir. Bunun yanında bilgisayar ve İnternet kullanım oranlarının, cinsiyetten bağımsız olarak eğitim düzeyi arttıkça yükseldiği görülmektedir. Ancak kadınların her eğitim düzeyinde erkeklerden daha az kullanım oranına sahip oldukları da göze çarpmaktadır.

 

Alternatif Bilişim Derneği olarak Önerimiz:
Bilgisayar ve İnternet kullanımında kadın-erkek ve kent-kır arasında süregelen sayısal uçurumu gidermek, ancak ilköğretim düzeyinden başlayarak müfredata sağlıklı bilişim teknolojileri kullanımı konusunda pedagojik ve analitik temelli içerik sağlayarak mümkün olabilir. Bu içerik oluşturulurken, alanda çalışan akademisyen, uzman ve sivil inisiyatiflerin görüşü ve desteği alınmalı, sürekli güncellenen bir ortak akıl havuzu yapılandırılmalıdır.

 

Alternatif Bilişim Derneği olarak Önerimiz: Gerek her türlü dijital gözetim tekniği gerekse Derin Veri Analizi Anayasa’daki haberleşme mahremiyetini ve özgürlüğünü ihlal eden durumlardır. Türkiye’de BTK’nın etkin bir DPI sistemi kurmak için faaliyette olduğuna dair yukarıda sıraladığımız şekilde somut girişimler vardır. Bu konuda tam bir gizlilik perdesi arkasında yürütülen faaliyetlerin bir an önce açığa çıkarılması gerekmektedir. Dijital gözetim tekniklerinin kullanılması temel insan hakları ile çatışmaktadır; halihazırda yurttaşın kendi verileri üzerinde geliştirilen bu veri kayıtlama, işleme, ayrıştırma ve çağırma süreçlerinde her hangi bir hakkı yoktur. Yurttaşın kişisel verilerinin güvenliğinin korunması için kamuoyunun farkındalığı arttırılmalıdır.

 

Dijital Okuryazarlık Türkiye’de Çok Düşüktür!
Yeni medya kullanım pratiklerinin gündelik yaşamın doğal ve rutin bir parçası haline gelmesi sonucunda, artık dijital okuryazarlık yurttaşın temel bir gereksinimi haline gelmiştir. Dijital okuryazar olan birey kamusal, sivil ve siyasal alanlarda bireysel ve kolektif olarak fikirlerini daha iyi bir şekilde açıklayabilir, pazar yönelimli ekonomide kendinin salt tüketici olarak konumlandırılmasını önleyecek şekilde enformasyonu kullanabilir ve nitelikli enformasyon kaynaklarına ulaşabilir, yeni medya ortamlarında etik ihlallerde bulunmaz ve etik ilkelere uygun davranabilir. İnternet'teki risklerin farkındadır, olanakları da bilinçli ve etkin şekilde kullanır.

 

Ekim 2011 tarihli EU Kids Online Raporuna göre: “Türkiye düşük risk, düşük kullanım” ülkesi durumundadır. Bu ne anlama gelmektedir? Türkiye’de çocuklar ve gençler İnternet’in risklerine AB ülkeleri içinde çok yoğun maruz kalmamaktadır, çünkü dijital beceri ve bilgi donanımı oldukça düşüktür. Rapordaki Türkiye bölümüne bir bakalım: “Türk çocukları ve aileleri İnternet’te güvenlik becerileri ile dijital okuryazarlık becerilerini arttıracak eğitsel önceliklere gereksinim duymaktadır. Bu eğitsel önceliler sadece hükumet tarafından değil STÖ’ler, medya, üniversiteler dahil diğer eğitim kurumları tarafından temin edilmelidir… Birçok AB raporunda ve toplantısında belirtildiği üzere, hükumetin İnternet’i sınırlama ve sansürleme müdahalesi yurttaşlar için güvenli bir İnternet temin etme yolu değildir. Türkiye yurttaşları için güvenli çevrimiçi ortam için daha demokratik çözümler geliştirmelidir.”
Alternatif Bilişim Derneği olarak Önerimiz: Türkiye’de dijital okuryazarlığın her düzeyde geliştirilmesi için ilgili kamu kurumlarının, STÖ’lerin işbirliği yapması gereklidir.

 

İnternet’in Bir Türlü Kullanamadığımız Fırsatlarına Yoğunlaşalım!
Türkiye, İnternet’in ağırlıkla tehditlerine odaklanmak ve bu tehditlere karşı ‘çözüm’ geliştirme çabalarından ötürü bu alandaki fırsatlar için bir cazibe merkezi olma şansını da kaçırmaktadır. Ülkede uygulanan filtre sisteminin yarattığı olumsuz algı yüzünden yabancı yatırımcıları cezbetmek bir yana, yerli girişimcilerin de kendi hizmetlerini yurt dışına taşıma riskiyle karşı karşıyadır. Örneğin; ‘Bulut Bilişim (Cloud) Hizmetleri konusundaki her türlü girişim için dünya çapında bir cazibe merkezi olmak’ şeklinde ortaya konan vizyon, her an keyfi bir engelleme ile karşı karşıya kalabileceklerini çeşitli uluslararası kuruluşların raporlarından okuyacak yabancı firmalarca benimsenmeyecektir. Bunun da ötesinde, geçtiğimiz aylarda haklarında ikide bir ‘yanlışlıkla’ engelleme kararı verilen Sanalika,Maçkolik gibi firmaların maddi manevi kayıpları yerli İnternet girişimcilerinin de Türkiye’deki sansür riskini bertaraf etmek için hizmetlerini yurt dışına taşımalarını gündeme getirebilir. Halbuki, çoğu sosyal medya hizmetlerini kullanabilen 35 milyon İnternet kullanıcısı ile Türkiye, İnternet girişimciliği potansiyeli yüksek genç nüfusa sahip ender ülkelerden biridir. Devletin, bu topraklarda geliştirilen az sayıda İnternet girişiminin bile Amerika ile Avrupa’nın belli başlı İnternet yatırımcılarının radarına girdiğini göz önünde bulundurarak Türkiye nüfusunu dijital okuryazar yapma seferberliği ile kalkındırmanın master planını yapması zaruridir.

 

Özetle Alternatif Bilişim Derneği olarak Türkiye’de İnternet’in 19. yılında kamuoyunun  dikkatini aşağıdaki önerilerimize çekiyoruz:
Yeni medya alanında üretilecek siyasal ve toplumsal politikalar öncelikle ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkını temel alarak tüm paydaşların katılımıyla farklı hedef kitlelere yönelikolarak geliştirilmelidir.
Türkiye’de sayısal uçurumu çözmeye yönelik eğitim politikası geliştirilmeli; eğitim seferberliği başlatılmalıdır.
Türkiye’de var olan İnternet’in güvenli kullanımına yönelik çeşitli çalışmaların ilgili tüm kurum ve kuruluşları, STÖ’leri ve özel sektörü içerecek şekilde geliştirilmesi, işbirliği ve koordinasyonun sağlanması gerekmektedir. Bu çalışmalarda özellikle çocukların ve gençlerin görüşlerine başvurulması gereklidir. Çocukların ve gençlerin kullanım pratikleri onların bakış açısı ile, etiketlenmeden ve önyargısız bir şekilde disiplinlerarası bir yaklaşımla kavranmaya çalışılmalıdır.
Çocukların, gençlerin ve ebeveynlerin yeni medyayı doğru, etkin ve verimli kullanımıkonusunda farkındalıklarının, bilgi ve beceri düzeylerinin arttırılması gereklidir.
Türkiye’de her düzeyde (yaş, cinsiyet, kuşak, bölge) dijital okuryazarlığın geliştirilmesi gerekmektedir.
Medyanın yeni medyanın kullanımından kaynaklanan olanakları ve riskleri dengeli bir şekildekamuoyuna sunması, toplumda doğru kanaat oluşumunu desteklemesi gereklidir. Medya ahlaki panik yaratmanın bir aracısı/zemini olmamalıdır.
Yeni medya ortamlarının kullanım bilgi ve beceri eksikliğiyle iyi niyet yoksunluğundan kaynaklı olası zararları üzerine yoğunlaşılarak, olanakları ve yararları göz ardı edilmemelidir.
Temel öğrenim kurumlarındaki “Medya Okuryazarlığı” ve “Bilgisayar” dersleri müfredatının dijital okuryazarlığı geliştirecek şekilde gözden geçirilmesi gereklidir.
• 5651 sayılı kanunun ve ilgili diğer mevzuatın yurttaşın ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkı temelinde yeniden ele alınması/düzenlenmesi gerekmektedir.
Yurttaşın kişisel verilerinin korunması anayasal bir haktır ve bağımsız ve özerk bir yapıtarafından bu korumanın sağlanması gereklidir.
Alternatif Bilişim Derneği olarak kullanıcı merkezli, kullanıcının haklarını odağa kalan teknososyal politikaların geliştirilmesini talep ediyoruz.
Alternatif Bilişim Derneği'nin Kullanıcı Hakları Bildirgesi'ne ulaşmak için:
http://www.bildirge.org
www.alternatifbilisim.org
Kaynak: VoaNews

iPad Boyutu Küçülüyor

Apple’ın yeni model hazırlığının detayları grupla birlikte çalışan Güney Kore, Çin ve Tayvanlı parça üreticilerine dayandırılıyor. Şu anda 9.7 inch ekranlı modelle piyasada rekabet eden Apple iPad, art arda çıkardığı serilerde bu zamana kadar (son 2 yıl) ekran boyutuyla oynamadı. Yeni geliştirilen ve daha uygun fiyatlı olması beklenen modelin 7.8 inch boyutunda olacağı ve Samsung’un bu boyuttaki tabletin yakaladığı çıkışı durdurma adına etkili olacağı ifade ediliyor.


 


Bununla birlikte ekran boyutundaki değişiklik birçok firmayı üzen bir haber olacak. Çünkü iPad için hazırlanan uygulamalar bu kez farkl bir ekran boyutu için de tasarlanacak. Fiyat tarafında 500 dolarlardan Apple’ın mini modeliyle 250-300 dolar seviyesine kadar ineceği yönünde bilgiler de var. Tarih olarak da bu yılın sonuna işaret ediliyor.

Boston-İstanbul Hattında Teknoloji Köprüsü

Boston-İstanbul hattında teknoloji köprüsü Massachusetts Institute of Technology’nin (MIT) Boston’daki üssüyle Avea’nın İstanbul-Ümraniye’deki teknoloji merkezi arasında teknoloji köprüsü kuruldu. Bu çerçevede MIT Mobile Experience Lab ile AvaLabs’in ortak çalışmalarıyla geleceğin teknolojilerinin üretilmesi hedefleniyor. Avea’nın teknoloji merkezi AveaLabs’i uluslararası bir Ar-Ge merkezine dönüştürmeye de katkı sağlaması planlanan işbirliği çerçevesinde önce akıllı şehirler ve sağlık alanlarındaki çözümlere odaklanılacak.


 


Teknoloji ve mühendislik konularında dünyanın en iyi teknik üniversitesi olarak tanınan Massachusetts Institute of Technology’nin (MIT) Boston’daki üssüyle Avea’nın İstanbul-Ümraniye’deki Teknoloji Merkezi arasında bilişim köprüsü kuruldu. İmzalanan işbirliği çerçevesinde MIT Mobile Experience Lab’in birikim ve deneyimleri ile Avea’nın Ar-Ge merkezi geleceğin teknolojilerinin üretilmesi için kullanılacak. AveaLabs’i uluslararası bir Ar-Ge merkezine dönüştürmeye de katkı sağlaması planlanan işbirliği çerçevesinde önce akıllı şehirler ve sağlık alanlarındaki çözümlere odaklanılacak. Akıllı şehirde sadece ulaşım olarak değil bütün belediyecilik hizmetlerinin verilmesi, sağlıkta ise mobil tahlil gibi projeler geliştirilmesi planlanıyor. Akıllı şehirler konusunda başta İstanbul olmak üzere şehirler için prototipler hazırlanacak ve hızla hayata geçirilecek. Avea, MIT Mobile Experience Lab’de yapılan ‘Design without Boundaries’ araştırma dersine de sponsor oldu.

Yarının teknolojileri

MIT ile işbirliğini ‘Ar-Ge kardeşliği’ olarak değerlendiren Avea CEO’su Erkan Akdemir, kurulan bilişim köprüsüyle Türkiye’nin teknoloji geleceğinin daha verimli şekillendirilmesine katkı sağlayacaklarını söyledi. Akdemir, “Türkiye’nin en genç GSM operatörü olarak ilim neredeyse üşenmiyor oraya gidiyoruz. Sınırları aşan hedeflerimize ulaşmak için MIT ile bir nevi Ar-Ge kardeşliği yaptık. Biz de pek çokları gibi, MIT’nin gerçekleştirdiği bir konferansa, bir panele ya da bir etkinliğe destek olabilirdik. Bunu yapmadık çünkü biz uzun vadeli düşünüyoruz, çünkü hedefimizi Avealabs’ı geleceğin Mobile Experience Labs’ı yapmak olarak belirledik. İşbirliğimizle MIT’nin çalışma ilkelerini, araştırma modellerini ve geleceğe bakış açısını Avea nezdinde Türkiye’ye taşıyacak bir aşı rolünü üstlendik. Türkiye’nin teknoloji geleceğinin daha verimli şekillendirilmesinde bu aşının tutacağına inancımız ise tam” dedi.

Bu işbirliği ile MIT’nin Avea’nın öncelikli alanları için araştırma yapacağını kaydeden Akdemir, “2012 için bu alanları akıllı şehirler ve sağlığın başta geldiği mobil uygulamalar olarak belirledik. Bu laboratuvardan çıkan projeleri hayata da geçirebiliriz. Kendimize sınır koymadık. Bir ayağımız Türkiye’de pergel misali dünyada döneceğiz. Nerede ve nasıl daha iyi oluyorsa onu yapmak için uğraş verecek ve onun peşinde gideceğiz” diye konuştu. Avea Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Coşkun Şahin de Avea’nın 17 bin metrekarelik Türkiye’nin alanındaki ilk ve tek Ar-Ge merkezinde 220 Türk mühendisin geleceğin teknolojileri ve uygulamaları için çalıştığını belirtti.

Şahin, şöyle konuştu: “Avea olarak öncelikli hedefimiz, ülkemizin bilgi toplumuna dönüşebilmesi için son teknolojilerin etkin bir biçimde kullanılmasına ve bilgiye hızlı bir biçimde erişim sağlanmasına alt yapı hazırlamak. Bu alt yapıyı hazırlayan teknolojinin kalbi ise AveaLabs’in de içinde yer aldığı Avea Ar-Ge Merkezi’nde atıyor. Avealabs’de oluşturduğumuz Ar-Ge ekosisteminin, MIT Mobile Experience Laboratory’de sponsor olduğumuz Design without Boundaries araştırması ile bugünün şehirlerinin yarının akıllı şehirlerine dönüşümüne yönelik aşamalar kaydedilecek. Bu, işbirliğimizin sadece bir maddesini oluşturuyor. Ayrıca, özellikle mobil sağlık ve akıllı şehirler kapsamındaki konuların işlendiği, lisans ve lisansüstü öğrencilerine yönelik bir workshop düzenlenmesi ve AveaLabs ekibinden arkadaşlarımızın MIT’deki çalışmalara katılması da yer alıyor. Bu işbirliği ile Avea Labs’ın sınırlarını dünya olarak değiştirdik.”

Fırsatın kazası olmaz

Bu arada işbirliğine ilişkin gerçekleştirilen gala yemeğinde ise Boston Türkiye Başkonsolosu Murat Lütem’in yanı sıra, Boston’da yaşayan Türk çalışan ve Türk girişimcileri ile bir araya gelen Erkan Akdemir, ABD’deki girişimcileri birlikte çalışmaya davet etti. Akdemir, “Türkiye, ABD’ye en çok öğrenci gönderen 10. ülke konumunda. Ama artık Türkiye’de de çok fırsatlar var ve fırsatın kazası olmaz, önünüze gelince değerlendireceksiniz. Gelin bizlerle, uzaktan çalışın. Geleceğin teknolojilerini birlikte şekillendirelim” dedi.

MIT mezunlarının kurduğu şirketler 11. büyük ekonomi olurdu!

ERKAN Akdemir, neden MIT’yi seçtiklerini ise şöyle açıkladı: “2009 yılındaki datalar 25 bin 800 şirketin MIT mezunları tarafından kurulduğunu gösteriyor. Çarklar biraz da MIT mezunlarıyla dönüyor desek abartmış olmayız. MIT mezunlarının kurdukları bu şirketlerle şirketlerde 3 bin 300 çalışan 2 trilyon dolar tutarında yıllık gelir üretiyor. Eğer bu şirketler bir ülke ekonomisi oluştursalardı, dünyanın 11. büyük ekonomisine sahip olurdu.

Yani MIT bir üniversiteden fazlası. MIT’nin öğretim ve araştırma üyeleri, öğrenci ve mezunlarının bugüne kadar kazandığı 77 Nobel Ödülü, ‘Neden MIT?’ sorusunu en iyi şekilde cevaplıyor. Üstelik bu ödüllerin 15’i son beş yıl içinde kazanılmış. 1997 yılından başlayarak her yıl bir MIT mezunu, öğrencisi ya da eğitim ve araştırma görevlisi Nobel ödülü almış. MIT, bilimsel buluşları kadar, dünyada teknolojiye yön veren uygulamaları, dünyaya armağan ettiği proje ve fikirleri ile de ön planda.

Time Dergisi’nin her yıl seçtiği dünyanın en iyi 10 inovasyon projesi sıralamasında MIT’den ortalama 2 ya da 3 proje yer aldığını görmek neredeyse sıradanlaştı. Son kullanıcı bilmese de hayatımızdaki pek çok ürün, MIT imzasını taşıyor. Örneğin market satışları 6.5 milyar doları bulan Akamai, çocukların vazgeçilmez oyuncağı LEGO gibi şirketler, hep bu inovatif ortamdan çıktı. Avea olarak gerçekleştirdiğimiz bu işbirliği ile bu kültürü, ülkemize taşıyacağımız aşı rolünü üstleneceğiz.”

Ekipte Türk doçent var

20 kişilik bir araştırma ekibinden oluşan Mobile Experience Lab’ta Türkiye’den de bir araştırmacı bulunuyor. Doçent Pelin Arslan’ın yer aldığı ekibin, NFC, mobil ödeme, lokasyon bazlı servisler gibi konularının yanısıra, Paris Belediyesi ile yürütülen interaktif otobüs durağı, Cisco ile yapılan kişisel seyahat asistanı gibi çalışmaları var. MIT’teki bir diğer laboratuvar Game Lab-Gambit. Oyun tasarlamak için kurulan Gambit’teki çalışmaların sponsoru ise Singapur devleti.

Avea tüm dünya için değerli bir iş ortağı

MIT Direktörü Dr. Federico Casalegno, MIT Experience Lab’in insan odaklı araştırmalarla ‘Tüketicinin hayatını nasıl değiştirebiliriz’ üzerine kurulu bir çalışma sistemi olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Avea ile birlikte adım attığımız bu yeni yolda ise her hafta AveaLabs ile telekonferanslar düzenleyerek, ders kapsamında Boston-İstanbul arası karşılıklı fikir alışverişinde bulunuyoruz. AveaLabs ve MIT, telekom alanında nasıl verimli sonuçlar elde eder, bunu tartışıyoruz. MIT Experience Lab ile AveaLabs birbiriyle örtüşen iki kurum. Avea dinamik, güçlü bir operatör, sadece bizim için değil tüm dünya için değerli bir çalışma ortağı. Birlikte verimli sonuçlar elde edeceğimize inanıyoruz.”  (Necla DALAN / VATAN)

Google’dan Beyaz Saraya Sanal Tur İmkanı

Beyaz Saray Amerika’da en çok ziyaret edilen ama aynı zamanda içine girilmesi en zor yer. Google’ın yardımı ile artık istediğiniz zaman Beyaz Saray sanal turuna çıkabilirsiniz.
 


 

Barak Obama göreve geldiğinden beri eşi Michelle Obama ile Beyaz Saray’ı daha açık, erişilebilir bir “Halkın Evi” haline getirebilmek için çalıştı. Obama çifti zaman bulduklarında sürpriz yapıp Beyaz Saray turlarına da katıldı. Son 3 yılda 2,5 milyon kişi Beyaz Saray’ı ziyaret etti. Şimdi ise milyarlarca kişi, Michelle Obama ve “Google Art Project” ekibinin çalışmaları sayesinde Beyaz Saray’ın halka açık odalarını 360 derecelik açı ile dolaşabilecek.

Google, Beyaz Saray’ın Google haritasını müşterilerine sunmak için Street View’de kullandığı teknolojinin aynısını özel hareketli bir internet tabanına yerleştirmiş. Google bu tip projeleri daha önce Ulusal Portre Galerisi (National Portrait Gallery) ve Smithsonian Amerikan Sanat Müzesi (Smithsonian American Art Museum) gibi kurumların haritalarına eklemişti. Beyaz Saray’ın içindeki sanat eserlerini aşağıdaki linkten inceleyebilirsiniz.
http://www.googleartproject.com/collection/the-white-house/museumview/

(VoaNews)

Dünyaya Google Gözlükleri İle Bakmak İster misiniz?

Google yöneticileri uzun süredir tartışılan planlarına açıklık getirdi ve ismini “Project Glass” verdikleri henüz kavramsal aşamada olan “augmented reality - arttırılmış gerçeklik” gözlüklerini tanıttı. Google, gözlüklerin nasıl çalıştığını gösteren videosu ile şimdiden büyük ilgi toplamayı başardı.


 


Project Glass şimdilik sadece bir düşünce, projenin temeli ise bir gözlük gibi takılabilecek akıllı telefon üretebilmek. Google’ın amacı cebimizde taşıdığımız akıllı telefonların yerine, iletişim ve sosyal iletişim gibi özellikleri için Google’ın gözlüklerini kullanmak.

Ayrıntılı bilgi için Google Project Glass’ı aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

http://g.co/projectglass

Sizce Google’ın gözlük projesi teknolojinin yönünü değiştirebilir mi? Yoksa bluetooth kulaklıklar gibi kısa bir süre içinde popülerliğini yitirir mi? (VoaNews)

Türkiye Girişinde Pasaporla Cep Telefonu Getirilmesi Vatandaşı Durduramadı

Pasaportla cep telefonu getirilmesinin 2 yılla sınırlandırılması da kaçakçıları durduramadı. İnternetten 'Cep telefonunu işletebileceğiniz uygun pasaport var' ilanı vererek 75-130 TL'ye satın alıyorlar. Telefonunu kayıt altına almak isteyenler sitelerle bağlantı kurarken, yetkililer, uygulamanın yasa dışı olduğu uyarısında bulunuyor.


 


Kaçak ve hırsızlık malı cep telefonlarının kullanım dışı bırakılmasını öngören, cep telefonu kullanımı ve ticaretine ilişkin düzenlemeler getiren 'Telsiz Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'a göre; herkes yurtdışından aldığı cihazları pasaportuna kaydettirmek zorunda. Aksi takdirde telefonlar aktif hale gelmiyor. Üstelik pasaporta kayıtlı bir telefon varsa, bu kaydın üzerinden 2 yıl geçmeden yeni bir telefon kaydı yaptırılamıyor. Bu durumu fırsat bilen bazı kişiler, internette oluşturdukları siteler üzerinde 'Bir adet pasaport telefon kayıt hakkı satılıktır' ya da 'Kayıt için pasaport arıyorum' şeklinde ilan veriyor. Bunun için basit birkaç soruyu cevaplandırıp üye olmak yeterli.

Ne kadar güvenli oldukları tartışılan bu tür sitelerde şahıslar, telefon numaralarını, hatta gizli kalması gereken banka hesap numaralarını açıkça verebiliyor. Bazıları daha da ileri giderek TC kimlik numarasını dahi yazabiliyor. Aynı sitelerde, kaydı düşmüş telefonların da kayıt yaptırılacağı iddia ediliyor. Bunun fiyatı ise ortalama 100 liradan başlıyor. İnternete güvenmeyenler ise garantisiz ürünlerin ana merkezi İstanbul Sirkeci'deki Doğubank'a müracaat ediyor. Doğubank'ta toplanan pasaportlara, belli ücret karşılığında işlem yapılıyor. Fiyatlar, hac, umre ve yaz tatili gibi giriş çıkışın çok olduğu dönemlerde düşüyor. Bu kez kişiler internet ya da Doğubank yerine havaalanlarındaki GSM bayilerine başvuruyor. Bir bayi sahibi, her gün en az 3-4 kişinin gelerek "Telefon getirdim. Pasaport arıyorum. Yardımcı olur musunuz?" diye sorduğunu anlatıyor. Yetkililer ise bu tür işlemler sonucunda kişilerin başının derde girebileceği uyarısında bulunuyor: "Pasaport kayıt hakkı herkesin kendisi tarafından kullanılması gereken bir kural. Bu hak başkaları tarafından para karşılığında ticarî bir amaç için verilmedi. Tespiti halinde bu kişilerin başı derde girebilir. Çünkü kayıt ettirilen pasaport bir suçluya ait olabilir." Cep telefonlarının kayıt altına alınması ve kaçakçılığının önlenmesi amacıyla yapılan yasal düzenlemelere rağmen geçen yıl ele geçirilen kaçak cep telefonu miktarı önceki yıla göre yaklaşık 3 kat artarak 85 bin adedi geçti. Bu telefonların piyasa değeri ise yaklaşık 15 milyon lira.

2005'te gümrüklerde 77 bin 155 adet cep telefon ele geçirildi. Bu rakam 2006'da 80 bin 297'ye yükselirken, 2007'de 17 bin 663'e kadar düştü. Devam eden yıllarda 10-30 bin adet arasında olan el konulan kaçak cep telefonu sayısı, geçen sene rekor seviye olan 85 bin 297'ye kadar çıktı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, kayıt dışı olduğu için geçen yıl 3 milyon 231 bin 955 adet telefonu görüşmeye kapattı. Görüşmeye kapatılan cep telefonu sayısı bu yıl 25 Şubat itibarıyla 398 bin 951 olarak kayıtlara geçti. Geçen yıl ithalat yoluyla ülkeye getirilip kaydı yapılan cep telefonu sayısı ise 17 milyon 839 bin 954 oldu.

Telefonun kaçak olup olmadığını nasıl anlarsınız?

Kaçak cep telefonları genellikle IMEI numarası değiştirilerek satılıyor. Bunun için kullanıcıların öncelikle *#06# işlemi yaparak telefonların IMEI numarasını öğrenmeleri gerekiyor. Bu numara, telefonun paketi üzerinde yazılanla karşılaştırılmalı. Ardından BTK'nın sitesinde yer alan 'IMEI No Sorgulama' bölümünden cihazın modeli ile uyuşup uyuşmadığı kontrol edilmeli. Numara cihazın modeliyle uyuşuyorsa problem yok. Örneğin, telefon BlackBerry ya da iPhone ise ve sitede yer alan cihaz bilgisi Nokia'nın ya da Samsung'un telefonunu gösteriyorsa kaçak demektir. Benzer olaylara özellikle faturasız ürünlerde sıklıkla karşılaşıldığı için tüketicilerin garantili ürün alması tavsiye ediliyor. (Sabah)

İpad 3, 4 Günde 3 Milyon Sattı

Amerikan bilişim devi Apple, cuma günü 10 ülkede piyasaya çıkardığı yeni iPad'den üç milyon adet sattığını açıkladı. Şirketin Pazarlama Başkan Yardımcısı Philip Schiller, yayımladığı açıklamada, şimdiye kadarki en büyük lansman rakamına ulaştıklarını ve yeni iPad'in üç milyon satış rakamını bularak büyük bir başarı yakaladığını belirtti.


 


Tüketicilerin iPad'in retina ekran gibi yeniliklerine bayıldığını belirten Schiller, cihazın daha fazla tüketiciye ulaşacak olmasından büyük mutluluk duyduklarını kaydetti. Aynı anda ilk kez bu kadar çok ülkede son modeli satılan ve öncekilere göre daha hızlı ve daha iyi görüntü kalitesine sahip iPad, bu cuma aralarında Yeni Zelanda, Meksika ve Makao'nun bulunduğu 22 ülkede daha satışa çıkacak. 2010 yılında teknoloji severler ile buluşan iPad'den şu ana kadar 58 milyon tane satıldı. Yeni iPad'in kamerası 5 megapiksele yükseltildi ve yüksek çözünürlükte video çekebiliyor.

 

Sanal klavyesinde yeni bir mikrofon tuşu bulunan tablet bilgisayarın bağlantı seçenekleri arasında 4G de bulunuyor. Apple, önceki yıl son çeyrekle karşılaştırıldığında geçen yıl son çeyrekte iPad satışlarını iki kattan fazla artırarak 15,4 milyona çıkarmıştı. Araştırmacıların tahminlerine göre, iPad tablet bilgisayarlarda piyasanın yüzde 60'tan fazlasına sahip bulunuyor. Teknolojideki alışkanlıkları değiştiren Apple, önceki gün uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance'ın açıkladığı araştırma sonucuna göre 70,6 milyar dolarlık marka değeri ile dünyanın en değerli markası oldu. Şirket, 2010 cirosu 108 milyar dolar, net kârı ise 26 milyar dolar. Apple'ın 422 milyar dolarlık piyasa değeri bulunuyor.

Bu arada New York Borsası'nda dün Apple'ın hisseleri 15,53 dolar (yüzde 2,7) artarak 601,10 dolardan kapandı. Apple'ın hisseleri geçen hafta perşembe günü kısa süreyle 600,01 dolardan işlem görmüş, daha sonra 585,56 dolardan günü tamamlamıştı.

 

On yıl önce hisseleri 10 dolardan işlem gören Apple'ın hisseleri, şirketin eski Üst Yöneticisi (CEO) Steve Jobs'un 5 Ekim 2011'de ölmesinden bu yana yaklaşık yüzde 60 değer kazandı. Hisseleri 601,10 dolardan kapanan şirketin toplam piyasa değeri 553 milyar dolara ulaşırken, şirketin hisseleri 29 Şubat'ta 544,39 dolara yükselmiş ve toplam piyasa değeri ilk kez 500 milyar doları aşarak 508 milyar doları görmüştü. Geçen yıl sonu itibarıyla 97,6 milyar dolar nakit ve menkul kıymetle dünyanın en değerli şirketi unvanına sahip Apple, bu nakdin bir kısmını temettü ödemesinde ve hisse geri alımında kullanacak. Apple, 1 Temmuz'da hisse başına 2,65 dolar temettü ödemesi yapacağını ve 30 Eylül 2012'de ise 10 milyar dolar tutarında hisse geri alımı yapmayı planlıyor. (Orhan Akkurt, New York, Zaman)

Comodo-ODTÜ İşbirliği İle Türkiye Kendi İnternet Güvenlik Markasını Yaratacak

COMODO, ODTÜ Teknokent ile Türkiye'deki AR-GE yatırımları konusunda işbirliği kararı aldı. Alınan karar kapsamında ODTÜ Mühendislik öğrencileri ODTÜ Teknokent'te ABD'den gelecek COMODO uzmanları ile eğitim ve çalışma imkanı bulacakları belirtildi. Bu işbirliği sayesinde başarılı mühendislerin COMODO ABD ve İngiltere gibi diğer ülkelerindeki yazılım teknolojilerini tanıma imkanı yakalayacaklarının vurgulandığı toplantıya; ODTÜ Rektör Yardımcısı ve ODTÜ Teknokent'i METUTECH (Middle East Üniversity Teknopolis) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Volkan Atalay, ODTÜ Teknokent Genel Müdürü Mustafa İhsan Kızıltaş ve Direktör Tolga Özbolat ile COMODO Türkiye Yöneticileri Ömer Güneş ve Ertan Turhan katıldı.


 


"COMODO'nun Türkiye yatırımları çok önemli"

Toplantıda ODTÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Volkan Atalay, dünyanın en önemli güvenlik yazılımı firmalarından biri olan COMODO'nun, Türkiye'de yapacağı "ileri yazılım teknolojileri" yatırımlarına ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyacaklarını belirtti. ODTÜ Teknokent bünyesinde oluşturulacak COMODO AR-GE merkezinin Türkiye'deki mühendislik öğrencileri açısından çok önemli bir bilgi merkezi oluşturacağına vurgu yapan Atalay, bu konuda gereken desteği göstereceklerini belirtti.

COMODO Türkiye Yöneticisi Ömer Güneş ise "COMODO gibi bir teknoloji devini Türkiye'de yatırım yapmaya ikna etmek gerçekten çok önemli. Türkiye'nin ekosistemini oluşturmak yönünde yapılacak her türlü yatırım, yüzlerce-binlerce istihdam demek. Bir yatırımcı ve girişimci olarak Türkiye'nin yüksek katma değerli teknolojik yatırımlarını Türkiye'ye çekme konusunda gereken tüm çabanın gösterilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu konuda COMODO olarak, bizler ilk adımı attık. İkinci adım ise ODTÜ gibi teknoloji, bilgisayar ve internet konularında Türkiye'de pek çok ilke imza atmış bir üniversite olan ODTÜ'den geldi.

 

Geçen haftalarda COMODO'nun ABD'deki merkezini ziyaret programlarına koyan Prof.Dr.Volkan Atalay ve ODTÜ Teknokent Genel Müdürü Mustafa İhsan Kızıltaş ve ABD'de bulunan COMODO Türkiye yöneticisi Cemil Özyurt COMODO CEO'su Melih Abdulhayoğlu'nu Türkiye'ye AR-GE yatırımları yapması konusunda teşfik ettiler. Bu ziyaretin ardından, COMODO Türkiye olarak ben ve Ertan Turhan geçen haftalarda ODTÜ Teknokent'te inceleme ve araştırmalar yaptık. Bugün artık COMODO'nun ODTÜ Teknokent'te yapacağı çalışmalara başlama konusunda anlaşmış bulunmaktayız. Biz bu iki önemli adımı Türkiye'nin beyin gücüne inancımız, daha da önemlisi Türkiye'ye inancımız adına atıyoruz. Üçüncü önemli adımı ise bizlere çok önemli katkıları olacak devlet atmalıdır. Özellikle Türkiye'deki istihdamın bu kadar önemli olduğu bu dönemde, kamunun tüm kurumlarının desteği çok önemli diye düşünüyoruz" dedi.

COMODO Türkiye Yöneticilerinden Ertan Turhan ise COMODO'nun ODTÜ Teknokent'teki merkezinin mühendis ve mühendis adayları için bir laboratuar niteliğinde olacağını belirtirken, ileride çok başarılı çalışmalara imza atacak yazılımcıların COMODO'nun bu AR-GE merkezinden çıkacağına inandığını söyledi. ODTÜ Teknokent (METUTECH) Genel Müdürü Mustafa İhsan Kızıtaş ise COMODO gibi sektörde önemli bir yere sahip şirketlerin Teknokent'e yapacakları yatırımlara ve çalışmalara büyük önem verdiklerini vurguladı.

 

Harvardi Koruyan Antakyalı Robin Hood

Harvard Üniversitesi, Antakyalı Melih Abdulhayoğlu’nun ABD’de kurduğu Comodo şirketinin antivirüs programını öğrencilerine önerdi. Abdulhayoğlu, NASA ve Apple’ın da kullandığı antivirüs programlarını şirketlere parayla satıyor, bireylere ise ücretsiz veriyor



ABD’nin en eski ve dünyanın en ünlü üniversitelerinden biri olan Harvard, Antakyalı Melih Abdulhayoğlu’nun ABD’de kurduğu Comodo şirketinin antivirüs programı Firewall’ı, öğrencilerine tavsiye etti. Harvard Üniversitesi kendi internet sitesini korumak için kullandığı Comodo Firewall programını, ‘www.doylegroup.harvard.edu’ sitesinde öğrencilerine önerdi.

Melih Abdulhayoğlu’nun kurduğu Comodo yazılım şirketi, İngiltere, İtalya, Japonya, Hindistan, Romanya ve İsrail’de faaliyet gösteriyor. Abdulhayoğlu, Firewall adlı antivirüs programını şirketlere ücretli, kişilere ücretsiz kullandırıyor. Firewall antivirüs programı bugüne kadar 100 ülkede 25 milyon PC’ye yüklenmiş durumda.


İdealist yazılımcı
Kişisel internet kullanıcılarına bedava antivirüs programı sağlayan Comodo’nun programları her ay 1 milyon PC’ye indiriliyor. Abdulhayoğlu, antivirüs programını, şirketlere parayla sattıklarını, elde ettikleri gelir sayesinde kişisel bilgisayar kullanıcılarına bedava verdiklerini söylüyor.
ABD’de 400’ün üstünde üniversitenin internet güvenliğini sağlayan Comodo, 30’dan fazla ürünle SSL’den son kullanıcıya kadar geniş müşteri potansiyeline hitap ediyor.
Comodo’nun referansları arasında; IBM, Xerox, Harvard, Stenford ve Michigan Universitesi, Chase bank gibi pek çok kuruluş yer alıyor.

NASA’yı da koruyor
Merkezi ABD’nin New Jersey eyaletinde olan Comodo, NASA’nın da korumasını yapıyor. Comodo ayrıca Apple’ın en önemli bulut teknolojisi ürünlerinden iCloud’u da koruyor.

İngiltere’de eğitim gördü
Comodo Yönetim Kurulu Başkanı Melih Abdulhayoğlu, 1968’de Antakya’da doğan ve ilk, orta, lise eğitimini de Antakya’da tamamlayan bir girişimci. İngiltere’de Bradford Üniversitesi Elektronik Mühendisliği’ni bitiren Abdulhayoğlu, 1988’de Comodo şirketini kurdu.

Silikon Vadisi’ne gitmedi
Endonezya’ya bağlı Comodo adasında yaşayan dev kertenkele türü olan Comodo ejderini şirketine isim olarak seçen Abdulhayoğlu, ‘Güvenilir internet ortamı’ sözünü slogan olarak kullanıyor. Şirketini New Jersey’de kuran Abdulhayoğlu, bunun sebebini ise teknoloji almak için Silikon Vadisi’ne gitme gereği duymadıkları ve New York’a yakın olmak şeklinde açıklıyor.

Çocukları iki isimli
Melih Abdulhayoğlu ve eşi Lesley Abdulhayoğlu’nun, üç çocukları var. Çocuklar hepsi ikişer isimli. Çocukların isimleri, Charles Memduh Abdulhayoğlu, Alexander Melih ve Seline Lesley. (Milliyet Ekonomi)

Sayfa 1 / 18

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »